İlk inceleme üzerine verilecek karar
1. (Değişik: 5/4/1990-3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
a) 3/a bendine göre adli (…) yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine,
c) 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine,
d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine,
e) 3/b bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine,
Karar verilir.
2. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir.
3. Dilekçelerin 3 ncü maddeye uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz.
4. (Değişik: 10/6/1994-4001/7 md.) İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce verilen; bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c bendinde yazılı gerçek hasma tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dışında, ilgisine göre istinaf ya da temyiz yoluna başvurulabilir.
5. (Ek: 5/4/1990-3622/6 md.) 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir.
Madde gerekçesi
Kanunun kabulü (6/1/1982)
Tasarıdaki karşılığı: 14'üncü madde.
Tasarının 14 üncü maddesinin 1 inci fıkrası ile aynı fıkranın (c) ve (e) bentlerinde gerekli görülen düzeltmeler yapılmış, madde içindeki 2 ve 4 üncü maddelere yapılan atıflar 3 ve 5 inci maddeler şeklinde değiştirilmiştir.
Adalet Komisyonunun tasarı metninde yaptığı değişiklikler:
Hasım gösterilmemesi
Tasarı“3/d bendinde yazılı halde, dava dilekçesinin gerçek hasma tebliğ edilmesine,”
Komisyon“3/d bendine göre davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine,”
“Dilekçenin reddine dair kararlarda aynı hatanın tekrarı halinde davanın reddini öngören 521 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin son fıkrasındaki esas benimsenmemiş ve yeni kanuna alınmamıştır.”
“Dilekçenin şekil şartlarına uymaması yüzünden reddi halinde, Danıştayda karar düzeltmesine konu yapılamayacağı esası kabul edilmiştir.”
Millî Güvenlik Konseyi S. Sayısı 312 (1/254) · tarama
Tasarı ve Komisyon metinleri S. Sayısı 312'nin taranmış nüshasından aktarılmıştır; taramanın satır sonlarında düşürdüğü harfler tamamlanmış, dönemin yazımı korunmuştur.
3622 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (5/4/1990)
Ondördüncü maddedeki değişikliğe koşut olarak yeniden düzenlenmiş; aynı yanlışlıkların yinelenmesi hâlinde davanın reddi imkânı getirilmiştir.
Kanunun 6 ncı maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Kanunun 14 üncü maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak 15 inci madde değiştirilmiş ve eklenen 5 inci fıkra ile de 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedilmesi imkânı sağlanmış ve hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek dava açılması halinde dava dilekçesinin gerçek hasma tebliğine ilişkin kararlara karşı da temyiz ve itiraz yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.”
TBMM S. Sayısı 120 (1/415) — Hükümet tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu · tarama · TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 18, Cilt 43, 99 uncu Birleşim, 5 Nisan 1990 · tarama · Tasarı 1/415, Bakanlar Kurulu 27/2/1988; Adalet Komisyonu raporu ve 120’ye 1 inci Ek. Kanun 5/4/1990 tarihinde kabul edilmiştir.
4001 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (10/6/1994)
İlk inceleme üzerine verilen görev ve yetki yönünden ret kararlarına karşı kanun yolu yeniden düzenlenmiştir.
Tasarının 6 ncı, kanunlaşan metnin 7 nci maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Kanunun 15 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında, ilk inceleme üzerine verilip de temyiz ve itiraz edilemeyecek kararlar sayılmıştır. Bu kararlar arasına, 15 inci maddenin 1/a bendinde belirtilen idarî yargının görevli olduğu konularda verilen davanın görev ve yetki yönünden redde ilişkin kararlar da alınmaktadır. Bu suretle, ilk inceleme aşamasında, idarî yargının görevli olduğu konularda verilen davanın görev ve yetki yönünden red kararlarına karşı temyiz yolu kapatılarak, bu aşamadaki görev ve yetki yönünden red kararları ile dosyanın tekemmülünden sonra verilen görev ve yetki yönünden red kararlarının temyizi üzerine çıkan farklı uygulamaların ortadan kaldırılması ve temyizden beklenen hedefe daha sağlıklı ulaşılması amaçlanmıştır.”
TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 19, Cilt 62, 115 inci Birleşim, 10 Haziran 1994 (S. Sayısı 409 ve 409'a 1 inci Ek tutanağa eklidir) · tarama · Hükümet tasarısı 1/637, kanun teklifi 2/908; Adalet Komisyonu raporu 22/12/1993, ek raporu 24/2/1994. Kanun 10/6/1994 tarihinde kabul edilmiştir.
6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (18/6/2014)
Dördüncü fıkradaki kanun yolu ibareleri, itiraz yolunun kaldırılıp istinaf yolunun getirilmesine uyum sağlamak üzere değiştirilmiştir. Bu madde tasarıda yoktu; Adalet Komisyonunda eklenmiştir.
Kanunun 15 inci maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Tasarıyla, 2577 sayılı Kanunda yapılan düzenlemelerle itiraz kanun yolu kaldırılarak istinaf kanun yolu getirildiğinden yapılan değişikliklere uyum kapsamında bu maddede de değişiklik yapılmaktadır.”
TBMM S. Sayısı 592 (Dönem 24, Yasama Yılı 4) — Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu · tarama · Kanun 18/6/2014 tarihinde kabul edilmiştir. İstinafa ilişkin hükümler, bölge idare mahkemelerinin Resmî Gazetede ilan edilen göreve başlama tarihinden (20/7/2016) itibaren uygulanmaya başlamıştır.
Madde şerhi
Bu madde için şerh henüz yazılmadı.
Kararlar
15/1-a Görev ve yetki yönünden ret#
Zorunlu başvuru yolu tüketilmeden açılan dava merciine tevdi edilir
İhalede şikâyet ve itirazen şikâyet yolları tüketilmeden açılan davada Daire, kanunun bir başvuru yolunu zorunlu kıldığı hâllerde “idari yargı yerlerinde doğrudan dava açılması halinde, davanın esası incelenemez ve 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dosyanın görevli idari merciine tevdiine karar verilmesi gerekmektedir” gerekçesiyle karar vermiştir.
Adli yargının görevli olduğu uyuşmazlıkta dava görevden reddedilir
Usta öğretici olarak görev yapan davacının görevine son verilmesine karşı açtığı davanın temyiz incelemesinde Daire, taraflar arasında özel hukuk kapsamında bir hizmet ilişkisi kurulduğunu belirterek, "2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davanın görev yönünden reddi gerekirken, işin esasına girilmek suretiyle" verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararda hukuki isabet bulunmadığına karar vermiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Merci tecavüzü varken esasa girilmesi bozma sebebidir
İtirazen şikâyet başvurusu yapılmadan açılan davada Daire, merci tecavüzü bulunduğunu belirterek dilekçenin ilgili kuruma tevdii gerektiğini saptamış ve "Mahkeme tarafından davanın esası incelenerek verilen kararda usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
15/1-b Süre aşımı#
Süresinden sonra açılan dava esastan incelenemez
Ödeme emrine karşı on beş günlük süre geçirildikten sonra açılan davanın temyiz incelemesinde Daire, davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığını belirterek, "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi hükmü uyarınca davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi gerekirken" verilen karara yönelik temyize konu kararın bozulmasına karar vermiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Adli tatile denk gelen sürenin sonrasında açılan dava süreden reddedilir
Sürenin son gününün adli tatile denk geldiği uyuşmazlıkta Daire, davanın süresinde açılmadığını belirterek, "2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca süre aşımı yönünden reddi gerekirken uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle verilen karara yöneltilen istinaf başvurularının reddi yolundaki kararda hukuka uygunluk görülmemiştir" gerekçesiyle karar vermiştir.
15/1-c Ehliyet ve husumet#
İlk inceleme her davacı yönünden ayrı ayrı yapılır
Birden fazla kişinin aynı dilekçeyle açtığı davada dava açma ehliyetinin tespiti için dilekçenin reddedilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesinde Kurul, "birden fazla şahsın aynı dilekçe ile açtığı davalarda ilk inceleme hususlarının her bir davacı yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi konusunda 2577 sayılı Kanun'da bir engel bulunmamaktadır" gerekçesiyle, usul hükümlerinin aşırı katı ve şekilci yorumlanması suretiyle verilen kararın bozulmasına oyçokluğuyla karar vermiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Husumet düzeltmesi ilk incelemede yapılır, karar düzelterek onanır
Yanlış hasım gösterilerek açılan davanın temyiz incelemesinde Daire, 15. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca “davalılardan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığı hasım mevkiinden çıkarılarak” işi görüşmüş ve alt derece kararlarındaki vekâlet ücreti ile yargılama gideri hükümlerini düzelterek onamıştır.
15/1-d Dilekçenin reddi#
Aynı dilekçeyle dava açılabilirliği mahkemeye erişim hakkıyla birlikte incelenir
Aynı dilekçeyle açılan davada Kurul, bu hususun “davacıların iddiaları ile mahkemeye erişim hakkına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları göz önünde bulundurularak incelenmelidir” gerekçesiyle, usul kurallarının “yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten” ve kanunla öngörülmüş şartları ortadan kaldıracak ölçüde esneklikten eşit uzaklıkta uygulanması gerektiğine karar vermiştir.
Dilekçe reddi yerine ara kararla istem açıklığa kavuşturulmalıdır
İptali istenen işlemin tarih ve sayısının gösterilmemesi nedeniyle dilekçenin reddedildiği davada Daire, bunu mahkemeye erişim hakkını ortadan kaldıracak biçimde usul kurallarının katı uygulanması sayarak, “davacının iptalini istediğini açıkça ortaya koyduğu ihale işleminin esası hakkında değerlendirme yapılabilmesi için resen inceleme yetkisi kapsamında gerek görülmesi halinde ilk incelemeye esas ara kararı ile istem açıklığa kavuşturularak” karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Dava konusu işlem tereddüde yer bırakmayacak biçimde gösterilmelidir
İmar planı değişikliğinin dayanağı olduğu ileri sürülen işlemlerin iptali istemiyle açılan davada Daire, dayanak işlemlerin hangileri olduğunun, tarih ve sayısının açıkça belirtilmesi gerektiğini belirterek, "2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun olmayan dava dilekçesinin aynı Kanunun 15. maddesinin 1/d bendi gereğince" reddine karar vermiştir.
Muğlak ve tarihi belirsiz istemler tek dilekçede toplanamaz
Dilekçede bir rehberin ve ona dayanan bütün işlemlerin iptali gibi "muğlak, tarih ve sayısı belli olmayan istemlere yer verildiği" görülmüş; yenilenen dilekçede aynı yanlışlık sürdüğü için dava reddedilmiştir.
Maddi veya hukuki bağlılık varsa dilekçe ret sebebi doğmaz
Yenilenen dilekçede aynı yanlışlıkların tekrarlandığı gerekçesiyle reddedilen davanın temyiz incelemesinde Daire, "işlemler arasında 2577 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde öngörülen anlamda maddi veya hukuki bağlılık bulunması nedeniyle dilekçe ret sebebi oluşturmayacağı, aynı yanlışlığın yapıldığından bahisle davanın reddedilmesinin, Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan hak arama ve mahkemeye erişim hakları bakımından aykırılık oluşturacağı" gerekçesiyle esasa girilmesi gerektiğine karar vermiştir.
15/5 Aynı yanlışlığın tekrarı#
Dilekçe ret usulü davacının talebini daraltmanın aracı değildir
Disiplin cezası ile dayanağı yönetmeliğe karşı aynı dilekçeyle açılan, dilekçesi iki kez reddedildikten sonra 15. maddenin beşinci fıkrası uyarınca reddedilen davanın temyiz incelemesinde Kurul, dilekçe ret yaptırımının sınırını hükmün kendi amacıyla belirleyerek, "düzenleyici işlemlerin davacının ileri sürmüş olduğu hukuka aykırılık sebepleri ve uygulama işlemine konu hususlar doğrultusunda hukuki denetiminin yapılabileceği dikkate alındığında, davacının talebinin dilekçe ret usulü ile sınırlanmasının 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasında hüküm altına alınan amaç ile uyumlu olmayacağı gibi hakkaniyete de uygun düşmeyeceği sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle, "işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken dava dilekçesinde ikinci kez aynı yanlışlıklar yapıldığı gerekçesiyle verilen davanın reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır." sonucuna varmıştır.
Dilekçenin verilebileceği yerler kanunda tahdidî olarak sayılmıştır
Dava dilekçesinin Posta ve Telgraf Teşkilatı aracılığıyla gönderildiği ve davanın süre aşımından reddedildiği uyuşmazlıkta Kurul, maddedeki sayımın örnekleyici değil sınırlayıcı olduğunu, kanun koyucunun anılan teşkilata maddede yer vermediğini gözeterek, "dava dilekçesinin, davacı tarafından bizzat veya usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnameye dayanarak tayin edeceği vekili (avukat) tarafından Kanun'da tahdidi olarak sayılan yerlere verilmesi gerektiği açıktır." gerekçesine yer vermiş; sayımın geniş tutulmasının amacını da "Anılan maddede dilekçenin verilebileceği yerler olarak belirtilen yargı yerleri ve makamların kişinin dava açma hakkını engellemeyecek şekilde geniş tutulduğu görülmekle birlikte, bu düzenlemedeki asıl amacın, kişilerin gıyabında haberleri olmadan açılacak davaların ya da olumsuz sonuçlara yol açabilecek ihtilafların önlenmesi, bu konuda güvenliklerinin sağlanması olduğu anlaşılmaktadır." saptamasıyla ortaya koymuştur.
Benzer yöndeki kararlar
Dilekçe ret usulü davacının talebini sınırlandıramaz
Yenilenen dilekçede aynı yanlışlıkların yapıldığı gerekçesiyle reddedilen davanın temyiz incelemesinde Kurul, "davacının talebinin dilekçe ret usulü ile sınırlanmasının 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasında hüküm altına alınan amaç ile uyumlu olmayacağı gibi hakkaniyete de uygun düşmeyeceği" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
Yenilenen dilekçede menfaat bağı yine kurulmamışsa dava reddedilir
Düzenleyici işlemin iptali istemiyle açılan davada Daire, yenilenen dilekçede "menfaat bağı kurulmak suretiyle hangi kısımlarının iptalinin istenildiğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak ortaya konulmadığı, aynı yanlışlıkların yapıldığı" saptamasıyla, 15. maddenin beşinci fıkrası uyarınca davanın reddine karar vermiştir.
İlk incelemenin yürütülmesi#
Edim yükleyen ve yaptırım öngören işlem kesin ve yürütülebilirdir
İşlemleri kesin ve yürütülebilir saymayarak davayı reddeden karara karşı yapılan temyiz incelemesinde Daire, “söz konusu işlemlerin davacının hukuki durumunda etki ve sonuç doğuran, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemler olduğu” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Aynı yönde: usuli eksiklik bozma sebebidir
Kurul, aynı usuli eksiklik nedeniyle temyize konu Daire kararında usul ve hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Maddenin geneline ilişkin
Yenilenen dilekçede aynı yanlışlık yoksa dava esastan incelenir
Yönetmeliğe karşı açılan, dilekçesi reddedildikten sonra yenilenen dilekçede de aynı yanlışlıkların yapıldığı gerekçesiyle reddedilen davanın temyiz incelemesinde Kurul, yenilenen dilekçeyi ilk dilekçeyle karşılaştırarak eksikliğin giderildiğini saptamış ve 3. maddeye aykırılık bulunmadığını kabul ederek, "Bu itibarla, işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken dava dilekçesinde aynı yanlışlıklar yapıldığı gerekçesiyle verilen davanın reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
İş sözleşmesinin feshi iş mahkemesinin görevinde
Kurul, taraflar arasındaki ilişkiyi İş Kanunu'na tabi hizmet sözleşmesi saymıştır. Fesih, “idarenin yetkili organı tarafından işveren sıfatıyla tesis edilmiş bir özel hukuk işlemi olduğu açıktır” denilerek uyuşmazlık iş mahkemelerine bırakılmıştır.
Hasım, düzenlemeyi yürütmekle görevli makamdır
Yönetmeliğin yürütme maddesi görevi Cumhurbaşkanlığına vermişti. Kurul, "Dava konusu Yönetmelik'in yürütülmesi görevi Cumhurbaşkanlığına verildiğinden, uyuşmazlıkta Cumhurbaşkanlığının hasım mevkiinde bulunması gerektiği anlaşılmaktadır." dedi ve "yalnızca Adalet Bakanlığı husumetiyle karar verilmesinde usul ve yasaya uyarlık bulunmadığından" daire kararını bozdu.
Birden çok usul meselesinde azınlıkta kalmak da aynı sonucu doğurur
İki üye hem ehliyet hem de aynı dilekçeyle dava açılamayacağı yönünde azınlıkta kalmış, işin esası hakkında oy kullanmamıştı. Kurul, “15. maddesinde sayılan nedenlere ilişkin iki meselede azınlıkta kalmalarına rağmen, 2577 sayılı Kanun'un 22. maddesindeki kurala aykırı bir şekilde, işin esası hakkında oylarını kullanmadıkları” gerekçesiyle Daire kararını bozmuştur.
Usul meselesinde azınlıkta kalan üye esas hakkında da oy kullanmalıdır
Daire üyelerinden ikisi, 15. maddede sayılan bir sebeple davanın reddi gerektiği oyunu kullanmış, ancak işin esası hakkında oy kullanmamıştı. Kurul, bu üyelerin “işin esası hakkında oylarını kullanmadıkları ve işin esasının heyete katılan diğer üç Daire üyesinin aynı yöndeki oylarıyla karara bağlandığı anlaşılmaktadır” saptamasıyla, kararda usul ve hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Ayrı ayrı sözleşme imzalayan şirketler müşterek dilekçeyle dava açamaz
Kurul, uyuşmazlığın temelindeki sözleşmelerin ayrı ayrı imzalandığını, "davacı şirketlerin birlikte imzaladıkları bir sözleşmenin bulunmaması" karşısında ikinci fıkranın aradığı iştirakin doğmadığını belirtmiştir.
Tek dilekçe, asıl kuralın istisnasıdır
Kurul, hükmü "İdari işlemlere karşı ayrı ayrı dava açılması gerektiğine ilişkin asıl kurala istisna olarak getirilmiş olan" bir kural sayar. İşlemlerin "her birinin ayrı ayrı incelenmesi zorunluluğu bulunduğundan" dilekçenin reddi gerekirken işin esasına girilmesini bozma sebebi yapmıştır.
Bir maddenin tamamı dava ediliyorsa her bendi için aykırılık gösterilmeli
Yönetmelik maddesinin tamamının iptali isteniyorsa o maddeyle değiştirilen bütün bentler yönünden hukuka aykırılık iddiasının ayrı ayrı ortaya konulması gerekir; aksi hâlde dilekçe maddeye uygun sayılmaz.
Ölçüt: işlemlerin sebep unsuru ve denetiminin ayrı olup olmadığı
Daire, “her bir davacı yönünden tesis edildiği ileri sürülen işlemlerin sebep unsurunun farklı olduğu ve yargısal denetiminin ayrı ayrı yapılacağı” gerekçesiyle müşterek dilekçeyi kabul etmemiştir.
İstem, dilekçenin istem ve sonuç kısmında açıkça yazılmalı
Daire, talebin “istem ve sonuç kısmında açıkça belirtilmesi gerektiğinden, bu haliyle düzenlenen dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine aykırı olduğu” sonucuna varmıştır.
Farklı yargı kollarına giren işlemler tek dilekçeye konulamaz
Genelge maddelerinin iptali Danıştayın görevinde olsa da, “iptal istemine konu uygulama işlemleri adli yargı yerlerinin görevinde olduğundan” istemler aynı dilekçede birleştirilemez.
Her madde için menfaat ilgisi ayrı gösterilir
Çok maddeli bir yönetmeliğin tümünün iptali istemiyle açılan davada Daire, istemin nasıl kurulması gerektiğini yargılamanın işleyişinden çıkararak, "Birçok maddeden oluşan bir düzenleyici işlemin tümünün, yetki veya şekil yönünden hukuka aykırılık sebebiyle iptalinin istenebilmesi mümkün ise de, yargı yerince, dava konusu düzenlemeyi yapan idarenin yetkili bulunması ve işlemde şekil yönünden hukuka aykırılık görülmemesi halinde, tek tek maddelerin incelenmesine geçileceğinden, incelenecek her maddeye veya düzenlemeye yönelik olarak menfaat ilgisinin ve hukuka aykırılık sebeplerinin davacı tarafından gösterilmiş olması gerekmektedir." gerekçesine yer vermiştir. Yetki ve şekil iddiası düzenlemenin bütününe yöneltilebilirken, konu, sebep ve maksat denetimi madde madde yürüdüğünden dilekçenin de madde madde kurulması gerekmektedir.
Hangi işlemin iptalinin istendiğinde tereddüt varsa dilekçe reddedilir
Daire, “iptalinin istenilip istenilmediği hususunda tereddüt meydana gelmiş ve dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak düzenlenmediği sonucuna varılmıştır” diyerek dilekçeyi reddetmiştir.
Aynı gerekçe yüz elli sekiz kararda; seçkideki en yerleşik küme.
Dilekçe reddi gerekirken esasa girilmesi bozma sebebidir
Kimin için ne kadar manevi tazminat istendiği netleştirilmeden esasa girilmesi hukuka uygun bulunmamış, istinaf başvurusunun reddi kararı bozulmuştur.
İmzasız ya da kimin imzaladığı anlaşılamayan dilekçe reddedilir
Daire, “kimin tarafından imzalandığı anlaşılamayan dava dilekçesinin” maddeye uygun düzenlenmediğini belirterek reddine karar vermiştir.
Dernekler ancak menfaat bağı kurulan her il yönünden birlikte dava açabilir
Daire, “müşterek dilekçeyle açılan davanın 2577 sayılı Kanunun 5. maddesine aykırı olduğu” sonucuna varmış; derneklerin ortak amacı ve menfaat ilişkisi kurulabilen her il yönünden ayrı ayrı dava açması gerektiğini belirtmiştir.
Fotokopi imza taşıyan dilekçe dava açma iradesini ortaya koymaz
Dilekçenin imza kısmının fotokopi olduğu davada Daire, birinci fıkradaki imza şartını dava açma iradesinin belgesi olarak değerlendirerek, "dava dilekçesinin imza kısmının fotokopi olduğu, ıslak imzalı dilekçenin gönderilmediği, fotokopi nüshanın ise davacının dava açma iradesini ortaya koyan bir dilekçe olarak kabulüne olarak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır." saptamasıyla, "dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır." gerekçesine yer vermiştir.
Tüzel kişi davacı, dava açma yetkisini belgelemeli
Dernek adına açılan davada tüzük gibi kuruluş mevzuatının eksiksiz eklenmesi gerekir; eklenmemesi dilekçeyi maddeye aykırı kılar.
Küçük adına açılan davada velayet bağı dilekçede gösterilmeli
Daire, “doğrudan anne ve baba tarafından velayet bağı belirtilmeksizin açılan davanın 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmadığı” sonucuna varmış; çocuk on sekiz yaşını dolduracaksa yenilenen dilekçeyi kendisinin ya da vekilinin vermesi gerektiğini de belirtmiştir.
Sözleşmenin uygulanması aşaması adlî yargıda
Daire sınırı sözleşmenin imzalandığı ana koyar: o ana kadarki işlemlerde idari yargı, sonrasında “sözleşmenin uygulanması aşamasında, idarenin sözleşmenin tarafı olarak hareket ederek yaptığı iş ve işlemler bakımından” adlî yargı görevlidir. Fesihten doğan tazminat davası bu ikinci kümededir.
Ortak muris için ayrı ayrı başvuran davacılar ayrı dava açar
Komisyona ortak muris yönünden ayrı ayrı başvuran davacıların istemleri, her biri kendi başvurusundan doğduğu için tek dilekçede birleştirilememiştir.
İştirak yoksa müşterek dilekçeyle açılan dava reddedilir
Daire, “davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması şartı yanında, müşterek dilekçe ile dava açılabilmesi için davacıların hak ve menfaatlerinde de birliktelik bulunması gerekmekte olup” diyerek, iştirak bulunmayan davayı 5. maddeye uygun görmemiştir.
Dilekçenin konu ve sonuç kısımları birbiriyle uyumlu olmalı
Daire, “dilekçenin belirtilen kısımları arasında uyumsuzluk bulunduğu” gerekçesiyle dilekçeyi maddeye aykırı saymıştır.
Kararın uygulanmamasından doğan dava denetimi yapan mahkemede görülür
Bölge idare mahkemesi kararının uygulanmadığından bahisle açılan tazminat davasında Daire, davanın "2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının yargısal denetimini yapan Van İdare Mahkemesinde görülüp çözümlenmesi gerekmektedir" gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiştir.
İtirazen şikâyet tüketilmeden açılan davada merci tecavüzü vardır
Daire, "kamu ihale mevzuatı uyarınca Kamu İhale Kurumuna itirazen şikâyet başvurusu yapılmadan açılan davada idari merci tecavüzü bulunduğundan, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca dava dilekçesinin Kamu İhale Kurumuna tevdii gerekmektedir." dedi. Esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmeden mahkeme kararında "usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır".
Taahhüt ve kefalet senedinden doğan borç adli yargıda görülür
Üniversite ile araştırma görevlisi arasındaki senede dayanılarak borç çıkarılmıştı. Daire, "taahhüt ve kefalet senedinin özel hukuk alanında tesis edilmiş bir sözleşme olması nedeniyle, davacı tarafından imzalanan taahhüt ve kefalet senedinden kaynaklanan borçlandırma işleminin iptali istemine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümü adli yargı yerlerine ait bulunmaktadır" dedi; "görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmekte iken, davanın esasına girilerek verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır".
İdari işlem niteliğinde yargı kararı istenemez
Daire, istemin “idari işlem niteliğinde yargı kararı verilmesine yönelik olduğu ve 2577 sayılı Kanunun 2. maddesine aykırı olduğu gibi aynı maddede yer alan idari dava türlerinden hiçbirisine de girmediği” sonucuna varmıştır.
Davalı idare gösterilmeli; kanun hükmünün iptali istenemez
Dava konusunun tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı ve davalı idarenin gösterilmediği saptanmış; yenilenecek dilekçede idari yargı yetkisi dışındaki kanun hükümlerinin iptalinin istenmemesi gerektiği belirtilmiştir.
Danıştayın ilk derece görevine girmeyen dava görev yönünden reddedilir
Daire, davanın "2575 sayılı Kanun'un 24. maddesi kapsamında ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalardan olmadığı" saptamasını yapmıştır. 15. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davanın görev yönünden reddine ve dosyanın 20/C maddesine göre yetkili idare mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
Kayyım işlemlerinden doğan uyuşmazlık adlî yargıda
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım sıfatıyla tesis ettiği işlemler dava konusu edilmişti. Daire, “kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği” saptamasıyla uyuşmazlığı adlî yargıya bırakmıştır.
Süre aşımı varken esasa girilmesi bozma sebebidir
Daire, süre aşımı bulunan davada işin esasının incelenmesini hukuka uygun bulmamış, istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı bozmuştur.
Asliye hukuk hâkimliği kendisine verilen dilekçeyi kayda almakla yükümlüdür
Asliye hukuk mahkemesinin dilekçeyi kabul etmemesi nedeniyle davanın süresinde açılmamış sayıldığı uyuşmazlıkta Daire, 4. ve 6. maddelerden çıkan usulü belirleyerek, "dava dilekçesi ve eklerinin, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıkları dışında 2577 sayılı Kanun'da dilekçelerin verilebileceği yerlerden biri olarak sayılan asliye hukuk hakimliklerine verilmesi durumunda, harç ve posta ücretleri alındıktan ve deftere kaydı yapıldıktan sonra en geç üç gün içinde Danıştay'a veya ait olduğu mahkeme başkanlığına taahhütlü olarak gönderilmesi gerekmekte olup, dava dilekçesi eline ulaşan mahkeme tarafından dilekçe üzerinde ilk inceleme yapılacağı ve bir eksiklikle karşılaşılması durumunda da davanın görüm ve çözümünde yetkili mahkeme tarafından gerekli kararların verileceği açıktır." gerekçesine yer vermiş; kurala uyulmamasının sonucunu ise "asliye hukuk mahkemesince kendisine verilen dava dilekçesinin kabul edilmemesi ve kayda alınmaması durumunda ilgili asliye hukuk mahkemesince hem yetki aşımında bulunulacağı, hem de 2577 sayılı Kanun'la tanınmış olan dava dilekçesini yenileme hakkının davacının elinden alınacağı, dolayısıyla hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edileceği açıktır." biçiminde belirlemiştir.
İmar planında her taşınmaz için o taşınmazın malikleri tek dilekçe verebilir
Daire, “davacıların hak veya menfaatte iştirakinin bulunması koşulunun somut olayda gerçekleşmediği” gerekçesiyle, her taşınmaz için o taşınmazda malik veya hissedar olanların ayrı dilekçe vermesi gerektiğini belirtmiştir.
Aynı gerekçe yirmi bir kararda; imar planı davalarının yerleşik ölçüsü.
Düzenleyici işlemde hangi madde, cümle ya da ibarenin iptalinin istendiği gösterilmeli
Daire, iptali istenen düzenlemenin “hangileri olduğunun, hiç bir tereddüte yer vermeyecek şekilde menfaat bağı kurulmak suretiyle açıkça ortaya konularak” dava açılması gerektiğini belirtmiştir.
Dilekçenin konu, açıklamalar ve sonuç bölümleri bütünlük taşımalıdır
Dilekçenin reddi üzerine açılan davada Daire, maddenin ikinci fıkrasındaki unsurları tek tek saymak yerine dilekçenin bütünü üzerinden ölçü kurarak, "dilekçenin, "Davanın Konusu", "Açıklamalar" ve "Sonuç ve Talep" bölümleri bir bütünlük arz edecek şekilde düzenlenerek, dava konusu işlemlerin, açıkça belirtilmesi, iptali istenen işlem veya işlemlerin tarihi, sayısı ile varsa yazılı bildirim veya öğrenme tarihinin gösterilerek tereddüde yer vermeyecek şekilde dilekçede yazılması, iptali istenilen idari işlemin hangi yönlerden hukuka aykırı olduğu ve davacının menfaatini ne şekilde ihlal ettiği ayrı ayrı, açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya konulması suretiyle karşı taraf sayısından bir fazla düzenlenerek imzalanmış dilekçelerle yeniden dava açılması gerekmektedir." gerekçesine yer vermiştir. Bu gerekçe, taranan kararlar içinde aynı biçimde yüz elli sekiz kararda geçmektedir.
İki çocuk adına velayeten açılan davada menfaat iştiraki yoktur
"İki ayrı çocuk adına velayeten verilen vekaletnameye istinaden açılan bu davada, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesinin aradığı anlamda davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunmadığından her iki şahıs için ayrı ayrı dava açılması gerektiği anlaşılmaktadır."
Dilekçe reddi gerekirken esasa girilmesi bozma sebebidir
Daire, “uyuşmazlık konusu her iki işleme karşı tek dilekçe ile dava açılması hukuken mümkün olmadığından” dilekçenin reddi gerekirken işin esasına girilmesini bozma sebebi saymıştır.
Bağ yoksa her davalı idareye ayrı dava açılır
Daire, “davacının aralarında maddî veya hukukî bağlılık bulunmayan istemlerinin aynı dava dilekçesi ile dava konusu edilmesi olanağı bulunmamaktadır” demiş, dilekçeyi her bir davalı idareye karşı ayrı ayrı dava açılmak üzere reddetmiştir.
Aykırılığın yaptırımı davanın reddi değil, dilekçenin reddidir
Dilekçe 5. maddeye uygun değilse 15. maddenin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, otuz gün içinde yeniden dava açılmak üzere reddedilir. Davacının hak arama imkânı bu sürede korunur.
Mahkeme dilekçeyi reddetmek yerine esasa girerse karar bozulur
“İdare Mahkemesince söz konusu işlemler için ayrı ayrı dava açılmak üzere 2577 sayılı Kanun'un 15/1-(d) maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.”
Benzer yöndeki kararlar
Süre aşımı ilk incelemede davanın reddini gerektirir
Kurul, süre aşımı yönünden yapılan incelemede Kanuna aykırılık görülürse davanın reddine karar verileceğini, yedinci maddeyi on beşinci maddeyle birlikte okuyarak belirtmiştir.
Hukuka aykırılık iddiaları gerekçesiyle ve tereddüde yer bırakmadan yazılmalı
İptali istenen kısımların gerekçeleriyle, tek tek ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmemesi dilekçeyi sakatlar.
Davacının unvanı dilekçede doğru yazılmalı
Baro adına açılan davada, dava tarihinde o unvana sahip bir baro bulunmadığı hâlde dilekçede eski unvanın kullanılması, maddeye aykırılık sayılmıştır.
Dayanak belgeler yenilenen dilekçeyle birlikte sunulmalı
Dilekçede dayanılan belgelerin, davanın yenilenmesi hâlinde dosyaya ibrazı gerektiği belirtilmiştir.
Değişiklik yönetmeliğinde hangi düzenlemenin dava edildiği anlaşılmalı
Asıl yönetmelik ile onu değiştiren yönetmelikten hangisinin hangi hükmünün dava edildiği anlaşılamadığından dilekçe maddeye uygun görülmemiştir.
Sözleşme de dava ediliyorsa hangi maddeleri olduğu yazılmalı
Genelge ekindeki kira sözleşmesi de dava edilecekse hangi maddelerinin hukuka aykırı olduğunun gerekçeleriyle ayrı ayrı yazılması istenmiştir.
Yerleşim yerleri farklı davacılar müşterek dilekçe veremez
Davacıların hak ve menfaatlerinde birliktelik aranırken yerleşim yeri farkı da gözetilmiş, müşterek dilekçe kabul edilmemiştir.
İddiaların dayanağı mevzuat doğru gösterilmeli
İddiaların dayanağı olan mevzuatın doğru şekilde ifade edilmemesi, dilekçeyi maddeye aykırı kılar.
Aykırı dilekçe reddedilir, otuz gün içinde yeniden açılabilir
Dilekçenin 5. maddeye uygun düzenlenmediği saptanarak 15/1-d uyarınca reddine karar verilmiştir.
Hangi düzenleyici işlemin dava edildiği sayısı ve başlığıyla gösterilmeli
İptali istenen düzenleyici işlemin hangisi olduğu, sayısı ve başlığı belirtilmeli; Yönetmelik değilse ne şekilde ve hangi tarihte öğrenildiği yazılmalıdır.
Dernek tüzüğü dilekçe ekinde bulunmalı
Dava dilekçesi ekine dernek tüzüğü eklenmeden açılan davada dilekçe maddeye uygun görülmemiştir.
Uyuşmazlık adli yargıya aitse görev yönünden ret gerekir
Daire, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğunu belirterek davanın görev yönünden reddi gerektiğini söylemiş, aksi yönde kurulan kararı bozmuştur.
Ayrı yargı yerlerinin işi tek dilekçeye sığmaz
Daire, “ayrı yargı yerlerince değerlendirilerek sonuçlandırılması gereken söz konusu işlemlere karşı aynı dilekçeyle dava açılmasına olanak bulunmamaktadır” demiştir.
Ayrı başvurular üzerine verilen kararlar tek dilekçeyle dava edilemez
Ortak muris yönünden ayrı ayrı yapılan başvurular üzerine verilen kararlar, tek dilekçeyle dava edilemez.
İstem, yargılamanın gerektirdiği açıklıkta netleştirilmeli
İstemin çerçevesi netleştirilmediğinden dilekçe bu yönüyle de maddeye uygun görülmemiştir.
Öncesinde şikâyet yoksa ihalenin iptaline karşı doğrudan dava açılır
İhale, yetkilinin kendiliğinden verdiği kararla iptal edilmiş, öncesinde idareye şikâyet başvurusu yapılmamıştı. Daire, "uyuşmazlık konusu ihalenin davalı idarece iptalinden önce idareye şikayet başvurusunda bulunulmadığı anlaşıldığından, ihalenin iptali işlemine karşı doğrudan dava açılabileceğinden" hareketle, "merci tecavüzü nedeniyle davalı idareye tevdii yönünde verilen temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır" dedi.
Planın geneline ve kendi taşınmazına itiraz ayrı ayrı incelenir
İtirazların her davacı yönünden ayrı incelenmesi gerektiğinden dilekçe, ayrı ayrı dava açılmak üzere reddedilmiştir.
Her davacı için ayrı tazminat isteniyorsa dilekçe ayrılır
Komisyona ayrı ayrı başvuran davacıların, her biri için ayrı tutarda tazminat istemleri tek dilekçede birleştirilememiştir.
İstem açık ve net ortaya konulmalı
İstemin açık ve net olarak ortaya konulmaması dilekçeyi maddeye aykırı kılmıştır.
Yenilenen dilekçede aynı yanlışlık sürerse dava reddedilir
Daire, dilekçe reddi üzerine verilen yeni dilekçede aynı yanlışlıkların yapılması hâlinde davanın reddedileceği kuralını hatırlatmıştır.
Hukuka aykırılık sebepleri dilekçede ileri sürülmeli
Hukuka aykırılık sebepleri gösterilmeden açılan davada dilekçe maddeye uygun bulunmamış, eksiklikler giderilerek yeniden dava açılması gerekmiştir.
Düzenleyici işlem Danıştayda, uygulama işlemi mahkemede görülüyorsa dilekçe ayrılır
Danıştay Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca ilk derecede Danıştayda görülecek düzenleyici işlem ile mahkemenin görevindeki uygulama işlemi aynı dilekçede birleştirilemez.
İşlemin tarih ve sayısı yazılmalı, örneği eklenmeli
İptali istenen işlemin tarih ve sayısı yazılarak konu ve sonuç kısımlarının birbiriyle uyumlu hâle getirilmesi, işlemin bir örneğinin eklenmesi istenmiştir.
Iştirak yoksa müşterek dilekçe reddedilir
Daire, davacıların “hak ve menfaatlerinde iştirak bulunmadığından” müşterek dilekçeyle açılan davayı reddetmiştir.
İleri sürülen sıfat belgelendirilmeli
Tıpta uzmanlık öğrencisi olduğu belirtilerek açılan davada, davayı açmakta sahip olunan meşru, şahsi ve güncel menfaatin belgelendirilmesi gerekmiştir.
Bağ da sebep-sonuç ilişkisi de yoksa dilekçe reddedilir
Daire, istemler arasında “maddi veya hukuki yönden bağlılık bulunmadığı gibi, sebep-sonuç ilişkisinin de mevcut olmadığı” gerekçesiyle dilekçeyi reddetmiştir.
Yenilenen dilekçede iptali istenen işlem açıkça ortaya konulmalıdır
“2577 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddelerine uygun olarak düzenlenmediği anlaşılan dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmektedir.” Daire, yenilemede nelere dikkat edileceğini de göstermiştir.
Menfaat ve hukuki sebepler dilekçede açıkça ortaya konulmalı
Daire, davada “sahip olduğu menfaatin ve hukuki sebeplerin açıkça ortaya konulması gerekmektedir” diyerek dilekçeyi reddetmiştir.
Farklı tutarlarda manevi tazminat istemleri ayrışır
Her davacı için ayrı tutarda manevi tazminat istenmesi, istemlerin ayrı ayrı dava edilmesini gerektirmiştir.
Üçüncü madde ile beşinci madde birlikte incelenir
Dilekçe hem içerik yönünden maddeye uygun bulunmamış, hem de müşterek dilekçe için aranan menfaat iştirakinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Yenilemede harç ve posta ücreti de yeniden yatırılır
Dilekçe reddi kararında, otuz gün içinde ayrı ayrı dilekçelerle ve gerekli harç ile posta ücreti yatırılmak suretiyle dava açılabileceği gösterilmiştir.
Eksiklikler tamamlanmak üzere otuz gün verilir
Dilekçe maddeye uygun bulunmamış, eksiklikler tamamlanarak yeniden düzenlenmek üzere otuz gün içinde dava açılabileceği belirtilmiştir.
Menfaat birlikteliği, aynı hukuki sebebin yanında ayrıca aranır
Daire, derneklerin birlikte dava açmasını “tüzüklerinde benzer veya ortak amacı güden dernekler tarafından sahip olunan menfaatin ortaya konulması şartıyla ve ilgili bulunulan, menfaat ilişkisi kurulabilen her bir il yönünden ayrı ayrı olmak üzere” mümkün görmüş, müşterek dilekçeyle açılan davayı 5. maddeye aykırı bulmuştur.
Bağ kurulamayan işlemler için ayrı ayrı dava açılır
Daire, dilekçenin 5. maddeye uygun düzenlenmediğini saptayarak, ayrı ayrı dilekçelerle dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar vermiştir.
Ekteki işaretlemeye atıf yetmez, madde ve kısım yazılmalı
Dilekçenin, ekteki cetvele yapılan işaretlemelere atıfla değil, Yönetmeliğin hangi madde ve kısımlarının iptalinin istendiği açıkça yazılarak düzenlenmesi gerekmiştir.
Adli yargıdan gelen dilekçe de üçüncü maddeye uygun olmalıdır
Daire, “2577 sayılı Kanun'un 9. maddesinde görevli mahkemede dava açılabilme ifadesi yer almaktaysa da, idari davaların açılma şeklini düzenleyen 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olmayan bir dilekçe ile dava açılması durumunda dilekçenin reddine karar verilebileceği de açıktır” demiş; denetimi mahkemeye erişim hakkı ölçütüyle yapmıştır.
Menfaat bağı kurulmadan açılan davada dilekçe yenilenir
Menfaat bağı ortaya konulmadan açılan davada dilekçenin yenilenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Kurul kararları arasında bağ yoksa dilekçe reddedilir
Daire, "dava konusu işlemlerin aralarında Kanun'un aradığı şekilde bir bağlılık veya ilişkinin bulunmadığı anlaşılmaktadır" diyerek dilekçeyi reddetmiştir.
Konu, açıklamalar ve sonuç kısımları birbiriyle tutarlı olmalı
Yönetmeliğin belirli hükümlerinin iptali isteniyorsa bu hükümlerin konu, açıklamalar ve sonuç kısımlarında, üçü birbiriyle tutarlı olacak biçimde açıkça yazılması gerekir.
İşlemin tarihi, sayısı ve öğrenme tarihi sonuç ve talep kısmında yer almalıdır
"dava dilekçesinde, davanın konusunun açık ve kesin olarak belirtilmesi, iptali istenen işlem veya işlemlerin tarihi, sayısı ile varsa yazılı bildirim veya öğrenme tarihinin gösterilerek, iptali istenilen işlem veya işlemlerin tereddüde yer vermeyecek şekilde dilekçenin sonuç ve talep kısmında belirtilmesi gerektiği, bu şekilde düzenlenmeyen dilekçelerin yenilenmek üzere reddedileceği sonucuna varılmaktadır."
Süre aşımının sonucu davanın reddidir
Süre aşımı saptanan davada, on beşinci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
Aynı maddi olay şartı gerçekleşmezse dilekçe aykırıdır
Daire, “davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması şartı gerçekleşmediğinden dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır” demiştir.
Dilekçe reddi kararında, yenilemede aynı yanlışlığın sonucu duyurulur
Daire, dilekçeyi reddederken "dilekçenin reddi üzerine yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacıya duyurulmasına" da hükmetmiştir.
İlk inceleme, üçüncü madde yönünden de yapılır
Dilekçeler üçüncü maddeye uygunluk yönünden de incelenir; aykırılık görülürse otuz gün içinde yeniden düzenlenmek üzere reddedilir.
Dilekçe reddi kararında yenilemenin sonucu da duyurulur
Dilekçe otuz gün içinde yeniden dava açılmak üzere reddedilmiş, yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapılırsa davanın reddedileceği davacıya duyurulmuştur.
Yenilemede aynı yanlışlığın sonucu davacılara duyurulur
Dilekçe reddedilirken, “yeniden verilen dilekçede de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacılara duyurulmasına” hükmedilmiştir.
Farklı yargı yollarına ait istemler tek dilekçede birleştirilemez
Uyuşmazlığın bir kısmı iş mahkemesinin görevine girdiğinden, dilekçenin 5. maddeye uygun düzenlenmediği sonucuna varılmıştır.
Aynı işlem için ikinci dava derdestlik sebebidir
Aynı bireysel işlemi konu alan önceki dava görülmekteyken açılan ikinci dava, derdestlik nedeniyle incelenmemiştir.
Her taşınmaz için o taşınmazın malikleri ayrı dilekçe verir
Her taşınmaz için o taşınmazda malik veya hissedar olanların, birden fazla taşınmazda birlikte malik olanların ise tek dilekçeyle dava açabileceği belirtilmiştir.
Üçüncü ve beşinci maddeye aykırılık birlikte değerlendirilir
Dilekçe hem 3. hem 5. maddeye uygun bulunmamış, 15/1-d uyarınca otuz gün içinde eksiklikler tamamlanmak üzere reddedilmiştir.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Değişim | Yürürlük | Ne oldu |
|---|---|---|---|
| 6/1/1982 | 2577 sayılı Kanun | 20/1/1982 | Maddenin ilk hâli |
| 5/4/1990 | 3622 sayılı Kanun | 10/4/1990 | Değişik · Ek. Ondördüncü maddedeki değişikliğe koşut olarak yeniden düzenlenmiş; aynı yanlışlıkların yinelenmesi hâlinde davanın reddi imkânı getirilmiştir. |
| 10/6/1994 | 4001 sayılı Kanun | 18/6/1994 | Değişik. İlk inceleme üzerine verilen görev ve yetki yönünden ret kararlarına karşı kanun yolu yeniden düzenlenmiştir. |
| 18/6/2014 | 6545 sayılı Kanun | 28/6/2014 | Dördüncü fıkradaki kanun yolu ibareleri, itiraz yolunun kaldırılıp istinaf yolunun getirilmesine uyum sağlamak üzere değiştirilmiştir. Bu madde tasarıda yoktu; Adalet Komisyonunda eklenmiştir. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “kararın düzeltilmesi veya temyiz yoluna; tek hâkim kararına karşı ise itiraz yoluna” ibaresi “ilgisine göre istinaf ya da temyiz yoluna” şeklinde değiştirilmiştir. |
| 2/7/2018 | 703 sayılı KHK | 9/7/2018 | 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 185 inci maddesiyle bu bentte yer alan “ve askeri” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. |
Tarih sütunu kanunlarda kabul, Anayasa Mahkemesi kararlarında karar tarihidir; yürürlük ise hükmün uygulanmaya başladığı tarihtir. Kanun metnindeki değişiklik şerhleri ile mevzuat.gov.tr metninin sayfa altı dipnotlarından ve yürürlük tarihleri tablosundan derlenmiştir.
Metinde atıf yapılan maddeler
- Kanun Numarası
- 2577
- Kabul Tarihi
- 6/1/1982
- Resmî Gazete
- 20/1/1982 · Sayı 17580
- Düstur
- Tertip 5 · Cilt 21 · Sayfa 147
İYUK.com.tr, "İlk inceleme üzerine verilecek karar — İYUK m. 15", erişim tarihi: 10.10.2026.