Yürütmenin durdurulması
(Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.)
1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz.
2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.
3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.
4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022- 7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.)
5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir.
6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.
7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…) kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır.
9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır.
10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.
Madde gerekçesi
Kanunun kabulü (6/1/1982)
Tasarıdaki karşılığı: 27'nci madde.
Tasarının, yürütmenin durdurulmasına ilişkin 27 nci maddesinin 3 üncü ve 5 inci fıkraları amaca uygun şekilde yeniden düzenlenmiş ve fıkralar önem sıralarına göre yeniden sıralanmıştır. Dördüncü fıkranın son cümlesinin metinden çıkarılmasına ilişkin önerge Genel Kurulda reddedilmiştir.
Adalet Komisyonunun tasarı metninde yaptığı değişiklikler:
Yürütmenin durdurulması kararının süresi
Tasarı“Yürütmenin durdurulmasına karar verilen davalarda, her doksan günde bir yürütmenin durdurulması kararı yeniden incelenerek devam edip etmeyeceğine karar verilir.”
Komisyon“Yürütmenin durdurulmasına doksan gün için karar verilebilir. Tarafların istemi üzerine gerekçeli olarak yeniden yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi mümkündür. Yürütmenin durdurulmasına karar verilen davalar, tekemmül etmelerinden itibaren altmış gün içinde esastan karara bağlanır. Aksi halde yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.”
Savaş ve sıkıyönetim hâlleri
Tasarı“Savaş ve sıkıyönetim halleri ile olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve olağanüstü halin ilan edildiği bölgelerde görevli olan veya sonradan bu bölgelerde görevlendirilen kamu personeli hakkında alınan idari işlemler ile grev ve lokavt ertelenmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin ertelenmesi, dernek ve kuruluşların kapatılması veya faaliyetten men edilmesi kararlarına ilişkin iptal davalarında yürütmeyi durdurma kararı verilemez.”
Komisyon“Savaş halinde yürütmenin durdurulmasına karar verilemez. Sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde; sıkıyönetim ve olağanüstü halin ilan edildiği bölgelerde görevli olan veya sonradan bu bölgelerde görevlendirilen kamu personeli hakkında yapılan idari işlemler ile, sıkıyönetim veya olağanüstü halin ilan edildiği bölgelerde grev ve lokavtların ertelenmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin ertelenmesi, dernek ve kuruluşların kapatılması veya faaliyetten menedilmesi kararlarına ilişkin davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilemez.”
“Yürütmeyi durdurma müessesesi yeniden düzenlenmiştir. Bu müessesenin sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde kullanımı kısıtlanmış ve önlenmiştir. Genel olarak yürütmeyi durdurma kararlarının verilmesi yeni düzenlemede yeni kayıtlamalara tabi tutulmuştur. Bu düzenleme ile bir idari işlemin uygulanmasının yürütmenin durdurulması kararı yoluyla ertelenebilmesi, idari işlemin uygulanmasının hem telafisi güç ve imkânsız zararların doğmasına neden olması ihtimalinin hem de söz konusu idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartının birlikte gerçekleşmesine bağlı kılınmıştır. Ayrıca, verilen yürütmeyi durdurma kararlarının her 90 günde bir yeniden incelenmesi esası kabul edilmiştir. Böylece hem vatandaşın müessir bir idari yargı denetiminden yararlanması hem de idarenin kendisine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirebilmesi ve ülke yönetimindeki özel durumların gerektirdiği etkinliği gösterebilmesi imkânları getirilmiştir.”
6 Ocak 1982 tarihli Millî Güvenlik Konseyi Genel Kurulu görüşmesinde maddeye ilişkin önemli kesitler şunlardır:
Hâkim Tuğgeneral Muzaffer Başkaynak (Adalet Komisyonu Başkanı) — “Sayın Başkanım, bu buyurduğunuz gibi, çok önemli bir madde. Aslında, birinci fıkraya göre, Danıştayda veya İdarî Mahkemelerde idarî dava açılması veya kanun yollarına başvurulması, idarenin eylem ve işleminin yerine getirilmesini durduramaz. Ancak büyük bir zararın vuku bulması ve bunun yanında hukukî büyük bir hatanın da var olması koşuluyla yürütmenin durdurulmasına karar verilebilecek.”
Hâkim Tuğgeneral Muzaffer Başkaynak (Adalet Komisyonu Başkanı) — “Telafisi güç bir eylem ve işlem; aynı zamanda imkânsız zararların tevlidi tek başına bir şey ifade etmiyor; her iki halde de, hukuka açıkça aykırı olmak şartı aranmaktadır.”
Hâkim Tuğgeneral Muzaffer Başkaynak (Adalet Komisyonu Başkanı) — “Şimdiye kadar yürürlükte bulunan metinde bu sistem yok. Yani, yürütmenin durdurulmasına karar verdiğiniz zaman esas hakkında karara girmeseniz dahi, sonuna kadar yürütmeyi durdurma kararı yürürlükte kalıyor; dolayısıyla, açılan dava ister lehe, ister aleyhe dahi neticelenmiş olsa, davayı açan taraf arzusunu yerine getirmiş oluyordu.”
Devlet Bakanı İlhan Öztrak — ““Aksi takdirde, yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır” dersek, bu takdirde, verilmediğini bir an için düşünelim, yürütmenin durması kalkar; kendiliğinden kalktığı zaman, vatandaş bundan zarar görebilir efendim. Meselâ evinin yıkılması…”
Hâkim Tuğgeneral Muzaffer Başkaynak (Adalet Komisyonu Başkanı) — “Biz diyoruz ki, bir davada esas olan, idarede istikrardır, devamlılıktır ve idarenin etkinliğidir… 240 gün içerisinde esastan bir karara varmamışsa o mahkeme, demek ki, o konuya ciddî eğilmemiştir veya o konuyu istismar ediyor demektir.”
Prof. Dr. Şeref Gözübüyük (Devlet Başkanı Hukuk Danışmanı) — “Sayın Muzaffer Paşanın söylediklerine aynen katılırım; fakat sonucuna katılamıyorum… Vermediği takdirde, bunun sonucuna vatandaş katlansın diyoruz. Ben buna katılamıyorum; vatandaşı cezalandırmış oluyoruz. İdarenin, hukuka aykırı bir işleminden dolayı, eğer mahkeme görevini yapmamışsa, bunun cezasını mahkeme çeker… ama idarede istikrarı sağlayacağız diye, bunun müeyyidesini vatandaşa yükleyemeyiz. Çünkü, vatandaş zarara uğradığı için mahkemenin önüne geliyor.”
Hava Hâkim Albay Zeki Güngör (Adalet Komisyonu Sözcüsü) — “Müsaade ederseniz, müşahhas bir olay arz edeceğim. Üniversiteye devam eden bir kişi, üniversiteyle ilişiğinin kesilmesine dair işlemin iptali için dava açar — kendisi birinci sınıfta — yürütmenin durdurulması kararını alır. Dosya tekemmül eder, üç sene Danıştay’da bu bekler. Mezun olur; mezun olduktan sonra Danıştayca davası reddedilir; kendisi de diplomayı almıştır.”
Prof. Dr. Şeref Gözübüyük (Devlet Başkanı Hukuk Danışmanı) — “Sayın Başkanım, biz mahkemeye, hukuk devletine güvenmek zorundayız. Kötüyü örnek alarak bir düzenleme yapamayız… Mahkemeye biz öyle bir yetki veriyoruz ki, işlemin tümünü ortadan kaldırma, iptal etme yetkisi veriyoruz; fakat bu işlemin belli bir süre ertelenmesinde onu da kayıt altına alıyoruz; ortada, mahkemeye güvensizlik gösteriyoruz. Bunu hukuk devletiyle bağdaştırmak mümkün değil ve bunun müeyyidesi aslında vatandaşa yönelik, mahkemeye değil.”
Prof. Dr. Şeref Gözübüyük (Devlet Başkanı Hukuk Danışmanı) — “Sayın Başkanım, vatandaşı devlete karşı koruyan yegâne mekanizma, yargıdır. Eğer biz buna şu veyahut bu nedenle güvenemiyorsak, o zaman hiçbir mekanizma, koyacağımız hiçbir sistem işlemiyor.”
Adalet Bakanı Cevdet Menteş — “Bir hâkimin hatasından, bir hâkim veya mahkemenin iyi işlememesinden vatandaşı cezalandırmayı, ben, hukuk sistemine, hukuk anlayışıma uygun bulmuyorum, tamamen ters düşüyor… Ben derim ki, böyle bir safhaya gelen hâkim kararını vermiyorsa, onu cezalandıralım; ama, vatandaşı cezalandırmayalım.”
Hâkim Tuğgeneral Muzaffer Başkaynak (Adalet Komisyonu Başkanı) — “Şimdi terazinin bir tarafında devlet, bir tarafında vatandaş var. Doğru; ama vatandaşı kurtarırken, devleti cezalandırmış oluyoruz… devleti otoritesiz, zaaf içerisinde bırakıyoruz.”
Orgeneral Necdet Üruğ (Millî Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri) — “Sıkıyönetimin ilan edildiği bölgelerde grev ve lokavta mani olacak kişi, sıkıyönetim komutanıdır. Binaenaleyh, sıkıyönetim komutanının orada üç tane yetkisi zikredilmiş, burada zikredilmemiş. Acaba bir tereddüt hâsıl olur mu, “Öbürleri niye yazılmamış da, bu yazılmış” diye.”
Millî Güvenlik Konseyi S. Sayısı 312 (1/254) · tarama · Millî Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi, 91 inci Birleşim, 6 Ocak 1982 · tarama
Tasarı ve Komisyon metinleri S. Sayısı 312'nin taranmış nüshasından aktarılmıştır; taramanın satır sonlarında düşürdüğü harfler tamamlanmış, dönemin yazımı korunmuştur.
3622 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (5/4/1990)
Sekizinci fıkra değiştirilmiş ve maddeye, yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı bir defaya mahsus itiraz yolunu açan on ikinci fıkra eklenmiştir. İtirazın kararı veren mahkemeye yapılmasını öneren ve fıkranın büsbütün çıkarılmasını isteyen iki önerge Genel Kurulda reddedilmiştir.
Kanunun 10 uncu maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“27 nci maddeye eklenen 12 nci fıkra ile de, yürütmenin durdurulması istemleri üzerine verilen kabul ve red kararlarına karşı itiraz müessesesi getirilmekte ve yürütmenin durdurulması istemlerinin kabul ve reddine karar veren yargı mercii ve kurulların kararlarına karşı itiraz edilecek yargı mercii ve kurullar gösterilmektedir. Yürütmenin durdurulması ve yürütmenin durdurulması istemlerinin reddine dair kararlara, tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde ancak bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilecektir… İtiraz üzerine, bir karar verilinceye kadar da yürütmenin durdurulması kararı uygulanmayacaktır.”
Adalet Komisyonu raporunda bu düzenleme şöyle desteklenmiştir:
Adalet Komisyonu Raporu — “Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara itiraz müessesesi getirilmesindeki amaçlardan biri de Anayasanın ve söz konusu kanunun aradığı, telafisi güç ve imkânsız zararların birlikte gerçekleşip gerçekleşmediğinin itiraz mercilerince bir kez daha incelenmesini sağlamaktır.”
5 Nisan 1990 tarihli Genel Kurul görüşmesinde, itirazın kararı veren mahkemeye yapılmasını öneren önerge şöyle savunulmuştur:
İrfan Gürpınar (Kırklareli) — “Tasarıdaki düzenlemede görüldüğü gibi, yürütmeyi durdurma kararına itiraz, davayı gören mahkemeye değil, bir başka mahkemeye yapılmaktadır. Bugün yürürlükte olan mevzuatımıza göre, idarî eylem ve işlem hakkında verilen yürütmeyi durdurma kararı, bakılmakta olan dava içinde verilen bir ara kararıdır.”
İrfan Gürpınar (Kırklareli) — “Yine, ara kararı niteliğindeki yürütmenin durdurulması kararına, daha yargılama devam ederken ve yargıç son sözünü söylemeden, esasa ilişkin kararını bildirmeden tavır konulması da uygun değildir… İtiraz gerekçesiyle, bir başka mahkemenin incelemesine tabi tutulmakla, bu incelemeden sonra, mahkemeden, esas hakkında verilecek karara da bir yön verilecektir.”
İrfan Gürpınar (Kırklareli) — “Hâkim, böyle bir kararı vermesinden sonra, verilen bu kararın bir başka hâkim tarafından itirazen bozulması halinde, kendisine olan güvenini, inancını kaybedecektir; kararında hata arayacaktır ve vicdanî kanaatine göre hareket edemeyecektir. Bu nedenlerle, mahkemenin yürütmenin durdurulması yönündeki kararına bir başka mahkemede itiraz edilmesine, “yerinde değildir” diyoruz.”
TBMM S. Sayısı 120 (1/415) — Hükümet tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu · tarama · TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 18, Cilt 43, 99 uncu Birleşim, 5 Nisan 1990 · tarama · Tasarı 1/415, Bakanlar Kurulu 27/2/1988; Adalet Komisyonu raporu ve 120’ye 1 inci Ek. Kanun 5/4/1990 tarihinde kabul edilmiştir. Bu değişiklik yürürlükte değildir: hüküm daha sonra 10/6/1994 tarih ve 4001 sayılı Kanunla yeniden yazılmıştır. Bu sebeple kanun metnindeki dipnotlarda artık görünmez.
4001 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (10/6/1994)
Madde bütünüyle yeniden düzenlenmiş; yürütmenin durdurulması için doksan günlük karar süresi ile altmış gün içinde esastan karara bağlanmaması hâlinde kararın kendiliğinden hükümsüz kalmasını öngören hüküm ve savaş, sıkıyönetim ile olağanüstü hâllere ilişkin fıkralar yürürlükten kaldırılmıştır.
Tasarının 11 inci, kanunlaşan metnin 12 nci maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Bu madde ile 2577 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde yapılan değişiklikle, maddenin fıkraları yeni bir sistem içinde ele alınarak bazı fıkra numaralarının sırası değiştirilmekte ve bazı fıkralara ise yeni metinde yer verilmemektedir… 2 nci fıkrada yapılan değişiklikle, fıkranın ikinci ve üçüncü cümleleri yürürlükten kaldırılmaktadır. 2 nci fıkranın birinci cümlesinde yürütmenin durdurulmasına hangi koşullarla karar verilebileceği açıkça gösterilmiştir. Birinci cümle Anayasanın 125 inci maddesiyle de uyum içinde kaleme alınmıştır. İki ve üçüncü cümlelerle birinci cümlenin açıklaması yapılmaktadır ki bu da kanun yapım tekniğine uygun düşmemektedir.”
Doksan günlük süre ile hükümsüzlük yaptırımının kaldırılması şöyle gerekçelendirilmiştir:
“Yürürlükteki maddenin 4 üncü fıkrasında, yürütmenin durdurulmasına doksan gün içinde karar verilebilmesi öngörülmüştür. Bu durum uygulamada karışıklıklara, mahkemelerin iş yükünün artmasına ve adaletin gecikmesine neden olmaktadır. Yürütmenin durdurulmasına karar verilen dava dosyalarının tekemmülden itibaren altmış gün içinde esastan karara bağlanamaması halinde yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalması, mahkemelerin iş yükü nazara alındığında, bu süre içinde karar verilmesinin imkânsız olması sebebiyle kişilerin haklarının zarar görmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Bu suretle hakkın özü şekle feda edilmiş olmaktadır ki, bu durum, hiçbir zaman hukuken savunulamaz.”
Savaş, sıkıyönetim ve olağanüstü hâllere ilişkin fıkraların kaldırılması şöyle gerekçelendirilmiştir:
“9, 10 ve 11 inci fıkralar; savaş, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde hangi koşullarla yürütmenin durdurulması kararı verileceği veya verilemeyeceği özel kanunlarında düzenlenmiş bulunduğundan, kanun tekniği bakımından bu hükümlerin İdarî Yargılama Usulü Kanununda yer almaması gerekmektedir.”
Madde, 10 Haziran 1994 tarihli Genel Kurul görüşmesinde şu değerlendirmeyle kabul edilmiştir:
Selçuk Maruflu (İstanbul) — “Söz almamın birinci nedeni, Yüce Meclisten, şimdiye kadar çok ender olarak bir yasa tasarısı, böyle görüşülmeden geçti. O bakımdan, bunu bir eksiklik olarak görüyorum… Bu düşüncelerle, bu yasa tasarısını, usulleri basitleştirmesi açısından genelde desteklediğimizi ifade ediyorum.”
TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 19, Cilt 62, 115 inci Birleşim, 10 Haziran 1994 (S. Sayısı 409 ve 409'a 1 inci Ek tutanağa eklidir) · tarama · Hükümet tasarısı 1/637, kanun teklifi 2/908; Adalet Komisyonu raporu 22/12/1993, ek raporu 24/2/1994. Kanun 10/6/1994 tarihinde kabul edilmiştir.
6352 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (2/7/2012)
Yürütmenin durdurulması kararının kural olarak savunma alındıktan sonra verilmesi, istemin dilekçeden anlaşılan yerinde olmaması hâlinde savunma alınmaksızın reddi, uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde geçici durdurma ve aynı sebeplerle ikinci kez istemde bulunulamaması hükme bağlanmıştır.
Tasarının 42 nci, kanunlaşan metnin 57 nci maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Maddeyle, yürütmenin durdurulması müessesesi kısmen revize edilmektedir. Buna göre, yürütmenin durdurulması kararları kural olarak idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra verilebilecektir. Yürütmenin durdurulması talebinin yerinde olmadığı, dava dilekçesi ve eklerinden anlaşılmakta ise davalı idarenin savunması alınmaksızın talep reddedilebilecektir. Yıkım ve sınır dışı etme gibi uygulanmakla etkisi tükenecek nitelikteki idari işlemler bakımından ise savunma alındıktan sonra yeniden bir karar verilinceye kadar geçici olarak yürütmenin durdurulmasına karar verilebilecektir. Ayrıca, aynı hukuki sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması talebinde bulunulamayacağı düzenlenmekte olup, bu sayede reddedilmiş taleplerin tekraren yargı mercileri önüne getirilmesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.”
TBMM S. Sayısı 278 (Dönem 24, Yasama Yılı 2) — Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu · tarama · Kanun 2/7/2012 tarihinde kabul edilmiştir. Kanunun 51, 52, 60 ve 62 nci maddeleri tasarıda yer almayıp yasama sürecinde eklendiğinden bunlara ilişkin bir madde gerekçesi bulunmamaktadır.
Madde şerhi
Bu madde için şerh henüz yazılmadı.
Kararlar
27/4 Vergi davalarında tahsilatın durması#
İhtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine kesilen cezada tahsilat durmaz
Kurul, dördüncü fıkradaki istisnayı geniş okudu: maddede "vergiler" yerine "daha geniş kapsamlı olan "işlemler" ifadesine yer verilmiştir". Buna göre vergi ziyaı cezasına "karşı dava açılmış olması, işlemin icrailik niteliğinde değişiklik meydana getirmeyerek tahsil işlemlerine başlanılmasına engel teşkil etmediğinden, vadesinde ödenmemesi halinde bu cezanın tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesi mümkündür".
27/7 İtiraz yolu ve kararın kesinliği#
İtiraz yolu başka kararlara kıyasen uygulanamaz
Müdahale isteminin incelenmeksizin reddi kararının kaldırılması istemiyle yapılan başvuruda Kurul, yürütmenin durdurulmasına ilişkin itiraz yolunun kapsamını belirleyerek, “İdari Dava Daireleri Kurulunun görevleri arasında yer almadığı açık olan bir konuda sadece yürütmenin durdurulması kararlarına karşı getirilen "itiraz" müessesesinin kıyasen müdahale isteminin incelenmeksizin reddi kararlarına karşı uygulanması hukuken mümkün değildir” gerekçesiyle istemin incelenmeksizin reddine karar vermiştir.
İtiraz üzerine verilen karar kesindir; ikinci bir itiraz incelenmez
Daire, yedinci fıkraya dayanarak "yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu" hükmünü uyguladı ve bölge idare mahkemesinin itiraz ret kararına yönelik yeni itirazın "incelenmesine olanak bulunmamaktadır" dedi.
Benzer yöndeki kararlar
Kesin karara karşı kanun yolu bulunmadığından temyiz de edilemez
Daire, "İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesince kesin olarak verilen karara karşı öngörülmüş bir kanun yolu bulunmadığından, anılan kararın temyizen incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır" dedi.
İtirazın reddi kararı kesin olduğundan temyize de konu olmaz
Daire, iki şartın birlikte gerçekleşmesi gereğini andıktan sonra, "bölge idare mahkemesi tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararına yapılan itirazın reddine ilişkin karar kesin olduğundan, yapılan itirazın reddine ilişkin kararın temyiz edilmesine yasal olarak olanak" bulunmadığına hükmetti.
Yürütmenin durdurulması kararının sonucu#
Yürütmenin durdurulması işlemi askıya alır, iptal etmez
Yürütmenin durdurulması kararının doğurduğu sonucun tartışıldığı uyuşmazlıkta Kurul, bu kararlarla “idari işlemlerin uygulanması durdurulmaktadır yani idari işlemin uygulanması, yargılama sonuçlanıncaya kadar askıya alınmaktadır; bu kararlar, bir nevi yürütmenin durdurulmasına karar verildiği tarih itibariyla anılan idari işlemi işlemez hale getirmektedir fakat bu kararlar, doğrudan işlemin iptali sonucunu doğurmamaktadır” gerekçesine yer vererek, kararın işlemi askıya aldığını, iptal etmediğini kabul etmiştir.
Dava esastan reddedilince yürütmenin durdurulması kararı etkisini yitirir
Daire, yürütmenin durdurulması kararının yargılama sonundaki karara kadar iptal etkisi yarattığını belirttikten sonra sınırı çizdi: yargılama sonunda verilen karar ile yürütmenin durdurulması kararları "son bulur ve etkisini yitirir; aksi bir düşünce, yürütmenin durdurulması kararı verildikten sonra devam eden yargılama sürecini anlamsız hale getirecek". Somut olayda dava esastan reddedilip kesinleşmiş, yürütmenin durdurulması kararının etkisi de onunla sona ermişti.
Maddenin geneline ilişkin
Dilekçe, yürütmenin durdurulması istemi karara bağlanmadan önce incelenir
Daire, "yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 5. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek" hüküm kurmuştur. Usul incelemesi, ivedi istemin önüne geçer.
Temyizde verilen yürütmenin durdurulması kararı tahsili durdurur
Daire, temyiz istemi üzerine esas hakkında karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulması yolunda verilen kararın kamu alacağının tahsilini durduracağını, esas hakkındaki kararla tahsil işleminin durduğu yerden devam edeceğini belirtmiştir.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Değişim | Yürürlük | Ne oldu |
|---|---|---|---|
| 6/1/1982 | 2577 sayılı Kanun | 20/1/1982 | Maddenin ilk hâli |
| 10/6/1994 | 4001 sayılı Kanun | 18/6/1994 | Değişik. Madde bütünüyle yeniden düzenlenmiş; yürütmenin durdurulması için doksan günlük karar süresi ile altmış gün içinde esastan karara bağlanmaması hâlinde kararın kendiliğinden hükümsüz kalmasını öngören hüküm ve savaş, sıkıyönetim ile olağanüstü hâllere ilişkin fıkralar yürürlükten kaldırılmıştır. |
| 2/7/2012 | 6352 sayılı Kanun | 5/7/2012 | Değişik · Ek. Yürütmenin durdurulması kararının kural olarak savunma alındıktan sonra verilmesi, istemin dilekçeden anlaşılan yerinde olmaması hâlinde savunma alınmaksızın reddi, uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde geçici durdurma ve aynı sebeplerle ikinci kez istemde bulunulamaması hükme bağlanmıştır. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 57 nci maddesi ile bu maddeye (2) numaralı fıkradan sonra gelmek üzere (3) numaralı fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir. |
| 21/2/2014 | 6526 sayılı Kanun | 6/3/2014 | Ek. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) |
| 1/7/2016 | 6723 sayılı Kanun | 23/7/2016 | 1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “, çalışmaya ara verme süresi içinde ise idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara en yakın nöbetçi mahkemeye veya kararı veren hâkimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. |
| 2/7/2018 | 703 sayılı KHK | 9/7/2018 | 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 185 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “ilgili kanun” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” ibaresi eklenmiştir. |
| 19/1/2022 | 7351 sayılı Kanun | 22/1/2022 | Ek. (Ek cümle: 19/1/2022- 7351/2 md.) |
| 1/6/2022 | Anayasa Mahkemesi · E. 2022/14, K. 2022/70 | 7/7/2022 | İptal. (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) |
Tarih sütunu kanunlarda kabul, Anayasa Mahkemesi kararlarında karar tarihidir; yürürlük ise hükmün uygulanmaya başladığı tarihtir. Kanun metnindeki değişiklik şerhleri ile mevzuat.gov.tr metninin sayfa altı dipnotlarından ve yürürlük tarihleri tablosundan derlenmiştir.
Metinde atıf yapılan maddeler
- Kanun Numarası
- 2577
- Kabul Tarihi
- 6/1/1982
- Resmî Gazete
- 20/1/1982 · Sayı 17580
- Düstur
- Tertip 5 · Cilt 21 · Sayfa 147
İYUK.com.tr, "Yürütmenin durdurulması — İYUK m. 27", erişim tarihi: 10.10.2026.