Dilekçeler üzerine ilk inceleme
1. Dilekçeler Danıştayda Evrak Müdürlüğünce kaydedilir ve Genel Sekreterlikçe görevli dairelere havale olunur.
2. (Değişik: 2/7/2012-6352/53 md.) Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dilekçeler, evrak bürosunca kaydedilerek ilgili mahkemelere havale olunur. Dilekçe sahibine evrakın tarih ve sayısını gösterir ücretsiz bir alındı kâğıdı verilir.
3. (Değişik: 5/4/1990-3622/5 md.) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:
a) Görev ve yetki,
b) İdari merci tecavüzü,
c) Ehliyet,
d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,
e) Süre aşımı,
f) Husumet,
g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,
Yönlerinden sırasıyla incelenir.
4. (Değişik: 5/4/1990-3622/5 md.) Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır.
5. İlk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykırılık görmezler veya daire veya mahkeme tarafından ilk inceleme raporu yerinde görülmezse, tebligat işlemi yapılır.
6. Yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmü uygulanır.
Madde gerekçesi
Kanunun kabulü (6/1/1982)
Tasarıdaki karşılığı: 13'üncü madde.
Tasarının ilgili maddesi aynen benimsenmiştir.
Millî Güvenlik Konseyi S. Sayısı 312 (1/254) · tarama
3622 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (5/4/1990)
Dilekçelerin hâkim havalesiyle de kabulüne imkân tanınmış, ilk inceleme konuları arasına işlemin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı eklenmiş ve ilk incelemenin on beş gün içinde karara bağlanması öngörülmüştür.
Kanunun 5 inci maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Kanunun 14 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında yapılan değişiklikle, dilekçelerin mahkeme başkanı yanında hâkimin havalesi ile de kabulüne imkân tanınarak yargı işlemlerine kolaylık getirilmiştir. Maddenin 3 üncü fıkrasındaki ilk inceleme konuları arasına, işlemin kesin ve yürütülmesi gereken işlemlerden olup olmadığı konusu da alınmış ve bentler arasında daha uygun bir sıralamaya gidilmiştir. Tek hâkimle çözümlenecek davalarda, dava dosyası o hâkim tarafından inceleneceği için, bu davalarda rapor düzenlenmesine lüzum bulunmadığından, maddenin 4 üncü fıkrasında bunu sağlayacak değişiklik yapılmış ve 15 inci madde hükümlerinin bu hâkim tarafından uygulanacağı vurgulanmıştır. Ayrıca, dava dilekçeleri üzerindeki ilk incelemenin dilekçenin yetkili ve görevli idarî yargı merci kayıtlarına geçtiği tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde karara bağlanacağı veya usulüne uygun olan dilekçelerin bu süre içinde tebligata çıkarılacağı belirtilmiştir.”
TBMM S. Sayısı 120 (1/415) — Hükümet tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu · tarama · TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 18, Cilt 43, 99 uncu Birleşim, 5 Nisan 1990 · tarama · Tasarı 1/415, Bakanlar Kurulu 27/2/1988; Adalet Komisyonu raporu ve 120’ye 1 inci Ek. Kanun 5/4/1990 tarihinde kabul edilmiştir.
6352 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (2/7/2012)
Dilekçelerin kaydı ve havalesi, mahkemelerde kurulacak evrak bürolarına bırakılmıştır.
Tasarının 38 inci, kanunlaşan metnin 53 üncü maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Mahkemelerde görev yapan başkan ve hâkimlerden evrak havale işleri alınmakta ve bu işlerin oluşturulacak evrak bürolarınca yapılması öngörülmektedir. Uygulamada gerek postadan gelen ve gerekse mahkemeye gelen taraflarca sunulan belgelerin havalesi, başkan veya üye hâkimin zamanını almaktadır. Düzenlemeyle başkan veya üyelerin bu gibi işlemlerle vakit kaybetmeksizin yargılama faaliyetlerine daha fazla zaman ayırmaları amaçlanmaktadır. Buna göre mahkemelere giren her türlü dilekçenin, bürolar tarafından alınarak kaydedilmesi, dilekçelere verilen genel evrak numarası ile ilgili olduğu mahkemeye gönderilmesi, dilekçe sahibine de bir numara verilerek dilekçenin söz konusu numara üzerinden takip edilebilmesi imkânı sağlanmaktadır. Halen Danıştayda başarı ile uygulanan evrak bürosu modelinin, diğer mahkemelerde de uygulanması hedeflenmektedir.”
TBMM S. Sayısı 278 (Dönem 24, Yasama Yılı 2) — Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu · tarama · Kanun 2/7/2012 tarihinde kabul edilmiştir. Kanunun 51, 52, 60 ve 62 nci maddeleri tasarıda yer almayıp yasama sürecinde eklendiğinden bunlara ilişkin bir madde gerekçesi bulunmamaktadır.
Madde şerhi
Bu madde için şerh henüz yazılmadı.
Kararlar
14/3-a Görev ve yetki#
Danıştayın ve mahkemenin görevine giren iki işlem aynı dilekçeye konulamaz
Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak görevine giren işlemle mahkemelerin görevine giren işlemin aynı dilekçeye konulduğu davada Kurul, aralarında maddi veya hukuki bağlılık bulunmasının tek başına yeterli olmadığını belirterek, “Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak görevine giren davaya konu edilebilecek nitelikteki bir işlemle idare veya vergi mahkemelerinin görevine giren davalara konu olması gereken bir işlem aynı dilekçe ile idari davaya konu edilemez” kuralını uygulamış; bu kuralın kanuni hâkim güvencesinden ve istinaf sonrası kurulan üçlü yapıdan kaynaklandığını, aksi hâlde “görevli yargı yeri ile kanun yolu başvurusunun yapılacağı yargı yerleri arasında karışıklığa yol açacağı da kuşkusuzdur” gerekçesiyle ortaya koymuştur.
Taahhüt ve kefalet senedinden doğan borç adli yargıda görülür
Üniversite ile araştırma görevlisi arasındaki senede dayanılarak borç çıkarılmıştı. Daire, "taahhüt ve kefalet senedinin özel hukuk alanında tesis edilmiş bir sözleşme olması nedeniyle, davacı tarafından imzalanan taahhüt ve kefalet senedinden kaynaklanan borçlandırma işleminin iptali istemine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümü adli yargı yerlerine ait bulunmaktadır" dedi; "görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmekte iken, davanın esasına girilerek verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır".
14/3-b İdari merci tecavüzü#
İtirazen şikâyet tüketilmeden açılan davada merci tecavüzü vardır
Daire, "kamu ihale mevzuatı uyarınca Kamu İhale Kurumuna itirazen şikâyet başvurusu yapılmadan açılan davada idari merci tecavüzü bulunduğundan, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca dava dilekçesinin Kamu İhale Kurumuna tevdii gerekmektedir." dedi. Esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmeden mahkeme kararında "usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır".
Benzer yöndeki kararlar
Öncesinde şikâyet yoksa ihalenin iptaline karşı doğrudan dava açılır
İhale, yetkilinin kendiliğinden verdiği kararla iptal edilmiş, öncesinde idareye şikâyet başvurusu yapılmamıştı. Daire, "uyuşmazlık konusu ihalenin davalı idarece iptalinden önce idareye şikayet başvurusunda bulunulmadığı anlaşıldığından, ihalenin iptali işlemine karşı doğrudan dava açılabileceğinden" hareketle, "merci tecavüzü nedeniyle davalı idareye tevdii yönünde verilen temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır" dedi.
14/3-c Ehliyet#
Şirketin ortağı, şirkete verilen ruhsatın iptalini isteyebilir
Kurul, iptal davasının ön koşullarından birinin dava ehliyeti olduğunu, subjektif ehliyet için işlemin davacının “meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi” gerektiğini belirtmiş; şirketin yetkilisi ve hissesinin çoğunun sahibi olan davacı ile işyeri açma ruhsatı arasında bu ilişkinin bulunduğu sonucuna varmıştır.
İlk inceleme konusu olan ehliyet, ısrar kararının temyizinde bile yeniden ele alınır
Kurul, esasa girmeden önce ehliyeti yeniden ele aldı: bu "hususunun 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinde ilk inceleme konuları arasında sayılması karşısında yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiğinden" dedi. Meslek odası bakımından da "iptali istenilen yapı ruhsatı ile davacı Oda arasında yukarıda tanımlandığı şekilde aktüel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin olmadığı" sonucuna vardı.
Üst kuruluşun kendi tüzel kişiliğine yönelmeyen düzenlemede ehliyeti yoktur
Derneklerden oluşan federasyonun yönetmelik değişikliğinin iptali istemiyle açtığı davada Daire, "kendi tüzel kişiliğine yönelmeyen dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesinin iptalini istemekte doğrudan bir menfaati bulunmadığı" saptamasıyla, dava açma ehliyetinin bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanak bulunmadığına karar vermiştir.
Küçük adına açılan davada velayet bağı dilekçede gösterilmeli
Daire, “doğrudan anne ve baba tarafından velayet bağı belirtilmeksizin açılan davanın 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmadığı” sonucuna varmış; çocuk on sekiz yaşını dolduracaksa yenilenen dilekçeyi kendisinin ya da vekilinin vermesi gerektiğini de belirtmiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Dava açma iradesi usulüne uygun biçimde ortaya konulmalıdır
Birden çok kişi adına açıldığı anlaşılan davada Daire, mirasçıların ve eşin dava açma iradesinin usulüne uygun vekâletnameyle ortaya konulması gerektiğini belirterek, davanın "belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle açılması gerekmektedir" gerekçesiyle dilekçenin reddine karar vermiştir.
14/3-d Kesin ve yürütülmesi gereken işlem#
Uyarı içermeyen hazırlık işlemi kesin ve yürütülmesi zorunlu değildir
Kamu zararının tahsili için ilamlı icraya başvurmadan önce tesis edilen, maaştan kesinti veya ödeme emri uyarısı içermeyen yazı tartışılmıştı. Daire, bu “hazırlık niteliğindeki” işlemin 14. maddenin üçüncü fıkrasının (d) bendinde belirtilen “idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem” olmadığı sonucuna varmıştır.
Benzer yöndeki kararlar
Kesinleşmemiş müstafi sayılma kararına karşı dava açılamaz
Daire, ortada kesin ve yürütülebilir bir işlem yokken açılan iptal davasında “14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendi ile 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi hükümleri çerçevesinde davanın reddine karar verilecektir” demiş; yargı mensuplarının müstafi sayılmasına ilişkin kararların ancak kesinleştikten sonra dava edilebileceğini belirtmiştir.
14/3-e Süre aşımı#
Benzer yöndeki kararlar
Öğrenme anı, aynı düzenlemeye dayanan ceza davasının açıldığı tarihle belirlendi
Davacı hakkındaki ceza davası, iptalini istediği yönetmelik ibaresine dayanıyordu. Daire, en geç o davanın açıldığı tarihte ibareden haberdar olunduğunu kabul ederek, "adli yargıda görülmekte olan dava tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde açılmayan davanın bu yönüyle de süre aşımı nedeniyle esasının incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır" dedi.
Uygulama işlemi sayılmayan yazı dava süresini yeniden başlatmaz
Düzenleyici işlemin iptali istemiyle açılan davada Daire, dayanak gösterilen yazının "dava konusu düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde olan idari bir işlem sayılamayacağı" sonucuna vararak, ilanı izleyen günden itibaren altmış günlük süre geçtikten sonra açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığına oyçokluğuyla karar vermiştir.
Uygulama işleminin tebliğinden sonra açılan dava süreye tabidir
Yönetmelik ekindeki cetvele dayanılarak verilen aylıktan kesme cezasının tebliğinden sonra açılan davada Daire, tebliğ tarihinden "itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra" açılan davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığına karar vermiştir.
14/3-f Husumet#
Hasım, düzenlemeyi yürütmekle görevli makamdır
Yönetmeliğin yürütme maddesi görevi Cumhurbaşkanlığına vermişti. Kurul, "Dava konusu Yönetmelik'in yürütülmesi görevi Cumhurbaşkanlığına verildiğinden, uyuşmazlıkta Cumhurbaşkanlığının hasım mevkiinde bulunması gerektiği anlaşılmaktadır." dedi ve "yalnızca Adalet Bakanlığı husumetiyle karar verilmesinde usul ve yasaya uyarlık bulunmadığından" daire kararını bozdu.
14/3-g Dilekçenin 3 ve 5. maddeye uygunluğu#
Düzenleyici işlem dava edilirken sebepler tek tek ve menfaat ilgisiyle yazılır
Bireysel işlemle birlikte dava edilen düzenlemeler bakımından Daire, "iptali istenilen hükümler yönünden tek tek hukuka aykırılık sebeplerinin belirtilmesi ve menfaatin ne şekilde etkilendiği açıklanmalıdır" diyerek dilekçeyi üçüncü maddeye uygun bulmadı ve reddetti.
İlk incelemenin yürütülmesi#
İlk inceleme sorunları dışında yargı yeri esası incelemekle görevlidir
Daire, idari yargı yerlerinin 14. maddede sayılan ilk inceleme sorunları ile davayı sonlandıran taraf işlemleri dışında, kural olarak “davanın esasını inceleyip sonuçlandırmakla görevlidirler” demiş; derdestlik, işlemin geri alınması gibi hâllerde de esasa girilmeden karar verilebildiğini eklemiştir.
İlk inceleme hususları maddedeki sırayla incelenir
Daire, dava dilekçelerinin 14. maddenin 3. fıkrasındaki hususlar yönünden “maddede sayılan sırayla incelenmesi gerektiği”ni; dilekçe bunlardan biri yönünden kanuna aykırıysa “bir sonraki sırada yer alan husus yönünden incelemeye geçilmeksizin 15. maddede öngörülen çerçevede bir karar verilmesi gerektiği”ni belirtmiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Onanarak kesinleşen kısım yeniden temyiz konusu yapılamaz
Israr kararının bir kısmının daha önce onanarak kesinleştiği uyuşmazlıkta Kurul, bu aşamada "işin esasının incelenerek bir karar verilmesine de hukuken olanak bulunmadığı" sonucuna vararak, temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir.
Maddenin geneline ilişkin
İptal davasında aranan menfaatin meşru, kişisel ve güncel olması gerekir
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık mezunlarının "Psikolojik Danışman" unvanını kullanamayacaklarına ilişkin Yükseköğretim Kurulu kararına karşı sendika tarafından açılan dava, Dairece ehliyet yönünden reddedilmişti. Kurul, birinci fıkranın (a) bendindeki menfaat ihlali koşulunu belirleyerek "Davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari işlemin davacının meşru, kişisel ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir." gerekçesine yer vermiş; koşulun işlevini de "İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yaratmaktadır." Üyeleri arasında bu programın mezunları bulunan sendikanın "üyelerinin ortak menfaatlerini korumak amacıyla dava açabileceği" kabul edilerek Daire kararı bozulmuştur.
Tek dilekçe, asıl kuralın istisnasıdır
Kurul, hükmü "İdari işlemlere karşı ayrı ayrı dava açılması gerektiğine ilişkin asıl kurala istisna olarak getirilmiş olan" bir kural sayar. İşlemlerin "her birinin ayrı ayrı incelenmesi zorunluluğu bulunduğundan" dilekçenin reddi gerekirken işin esasına girilmesini bozma sebebi yapmıştır.
İptal davasının konusu kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemdir
“2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde tanımlanan iptal davalarına, idarenin tek yanlı irade beyanıyla, kişilerin hukuksal durumlarında değişiklik meydana getiren etkili ve yürütülmesi zorunlu idari işlemler konu edilir.”
Dilekçe, yürütmenin durdurulması istemi karara bağlanmadan önce incelenir
Daire, "yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 5. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek" hüküm kurmuştur. Usul incelemesi, ivedi istemin önüne geçer.
Bir maddenin tamamı dava ediliyorsa her bendi için aykırılık gösterilmeli
Yönetmelik maddesinin tamamının iptali isteniyorsa o maddeyle değiştirilen bütün bentler yönünden hukuka aykırılık iddiasının ayrı ayrı ortaya konulması gerekir; aksi hâlde dilekçe maddeye uygun sayılmaz.
İstem, dilekçenin istem ve sonuç kısmında açıkça yazılmalı
Daire, talebin “istem ve sonuç kısmında açıkça belirtilmesi gerektiğinden, bu haliyle düzenlenen dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine aykırı olduğu” sonucuna varmıştır.
Adli yargının görevli olduğu uyuşmazlıkta dava görevden reddedilir
Usta öğretici olarak görev yapan davacının görevine son verilmesine karşı açtığı davanın temyiz incelemesinde Daire, taraflar arasında özel hukuk kapsamında bir hizmet ilişkisi kurulduğunu belirterek, "2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davanın görev yönünden reddi gerekirken, işin esasına girilmek suretiyle" verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararda hukuki isabet bulunmadığına karar vermiştir.
İşlemin dava konusu edilebilirliği adına değil içeriğine bakılarak belirlenir
Kanun hükmünde kararnameyle kamu görevinden çıkarılan davacının, kamu dışındaki sektörlerde çalışmak istemiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine açılan ve incelenmeksizin reddedilen davanın temyizinde Daire, idari işlemi “idarî makamların, kamu gücü kullanarak, idare işlevine ilişkin olarak tesis ettikleri, muhatapları yönünden çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğuran, muhataplarının hukukî durumlarında değişiklik yapan tek yanlı irade açıklamalarıdır” biçiminde tanımlamış; ölçütün biçimsel olmadığını “Bir işlemin iptal davasına konu edilebilir nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem olup olmadığının, işlemin ismine veya idarenin isimlendirmesine bakılarak değil, işlemin içeriğine bakılarak belirlenmesi gerekmektedir” gerekçesiyle belirtmiştir. Başvurunun içeriği özel öğretim kurumlarında görevlendirilme talebi sayılmış, ret işleminin davacının hukuki durumu üzerinde doğrudan sonuç doğurduğu kabul edilmiştir.
Yetkisiz mahkeme davayı süre yönünden reddedemez
İhaleye ilişkin işleme karşı açılan ve süre aşımı nedeniyle reddedilen davanın temyiz incelemesinde Daire, ihaleyi gerçekleştiren merciin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu belirledikten sonra, "2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca dilekçelerin ilk inceleme hususları yönünden sırasıyla inceleneceği dikkate alındığında yetkisiz yargı yerince verilen davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
Hangi işlemin iptalinin istendiğinde tereddüt varsa dilekçe reddedilir
Daire, “iptalinin istenilip istenilmediği hususunda tereddüt meydana gelmiş ve dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak düzenlenmediği sonucuna varılmıştır” diyerek dilekçeyi reddetmiştir.
Aynı gerekçe yüz elli sekiz kararda; seçkideki en yerleşik küme.
İmzasız ya da kimin imzaladığı anlaşılamayan dilekçe reddedilir
Daire, “kimin tarafından imzalandığı anlaşılamayan dava dilekçesinin” maddeye uygun düzenlenmediğini belirterek reddine karar vermiştir.
Tüzel kişi davacı, dava açma yetkisini belgelemeli
Dernek adına açılan davada tüzük gibi kuruluş mevzuatının eksiksiz eklenmesi gerekir; eklenmemesi dilekçeyi maddeye aykırı kılar.
Hasmın tamamlanması ve ihbar da mahkemenin kendi görevidir
Sağlık hizmetinden doğan zararın tazmini istemiyle açılan davanın temyiz incelemesinde Daire, hastanenin dönem dönem bağlı olduğu idareleri saptayarak, yeniden yapılacak yargılamada ikinci idarenin de “hasım mevkine alınarak dosyanın tekemmül ettirilmesi gerekmektedir” sonucuna varmış; ayrıca uzman hekimlerin bilirkişi heyetine katılması ve “davanın res'en ilgililere ihbar edilmesi gerektiği” sonucuna ulaşmıştır.
Dilekçenin konu ve sonuç kısımları birbiriyle uyumlu olmalı
Daire, “dilekçenin belirtilen kısımları arasında uyumsuzluk bulunduğu” gerekçesiyle dilekçeyi maddeye aykırı saymıştır.
Aykırılığın yaptırımı davanın reddi değil, dilekçenin reddidir
Dilekçe 5. maddeye uygun değilse 15. maddenin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, otuz gün içinde yeniden dava açılmak üzere reddedilir. Davacının hak arama imkânı bu sürede korunur.
Benzer yöndeki kararlar
Menfaat bağı için işlemle davacı arasında ciddi ve makul bir ilişki aranır
"İptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir." Oda seçimlerinde şirket adına oy kullanacak tek ortak ve müdürün de dava açma ehliyeti kabul edilmiştir.
Karar esasta ve gerekçede
Süre aşımı ilk incelemede davanın reddini gerektirir
Kurul, süre aşımı yönünden yapılan incelemede Kanuna aykırılık görülürse davanın reddine karar verileceğini, yedinci maddeyi on beşinci maddeyle birlikte okuyarak belirtmiştir.
Yükümlülüğü hatırlatan bilgilendirme yazısı dava konusu edilemez
Orman Kanunu'na muhalefet hâlinde yaptırım uygulanabileceğini bildiren yazının, "davacıya bilgi veren, hukuk aleminde değişiklik meydana getirecek mahiyette olmayan, bir başka deyişle idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken zorunlu bir işlem olmadığı sonucuna varılmıştır."
Davacının unvanı dilekçede doğru yazılmalı
Baro adına açılan davada, dava tarihinde o unvana sahip bir baro bulunmadığı hâlde dilekçede eski unvanın kullanılması, maddeye aykırılık sayılmıştır.
Soruşturma tespitlerini içeren teftiş raporu idari davaya konu olmaz
Yurt dışından alınan lise diplomalarına ilişkin teftiş raporunda yalnızca soruşturma tespitlerine yer verildiği görülerek, "işlemin idari davaya konu edilebilecek nitelikte bir işlem olmadığı anlaşıldığından, idari yargı yerince incelenmesine hukuki olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır."
Hukuka aykırılık iddiaları gerekçesiyle ve tereddüde yer bırakmadan yazılmalı
İptali istenen kısımların gerekçeleriyle, tek tek ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterilmemesi dilekçeyi sakatlar.
Yenilenen dilekçede aynı yanlışlık sürerse dava reddedilir
Daire, dilekçe reddi üzerine verilen yeni dilekçede aynı yanlışlıkların yapılması hâlinde davanın reddedileceği kuralını hatırlatmıştır.
Eksik hasımla verilen karar bozulur, dosya tekemmül ettirilir
Daire, hasım mevkiine alınması gereken genel müdürlük de hasım yapıldıktan sonra dosya tekemmül ettirilerek karar verilmesi gerektiğini belirterek temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Değişiklik yönetmeliğinde hangi düzenlemenin dava edildiği anlaşılmalı
Asıl yönetmelik ile onu değiştiren yönetmelikten hangisinin hangi hükmünün dava edildiği anlaşılamadığından dilekçe maddeye uygun görülmemiştir.
Dayanak belgeler yenilenen dilekçeyle birlikte sunulmalı
Dilekçede dayanılan belgelerin, davanın yenilenmesi hâlinde dosyaya ibrazı gerektiği belirtilmiştir.
Sözleşme de dava ediliyorsa hangi maddeleri olduğu yazılmalı
Genelge ekindeki kira sözleşmesi de dava edilecekse hangi maddelerinin hukuka aykırı olduğunun gerekçeleriyle ayrı ayrı yazılması istenmiştir.
İddiaların dayanağı mevzuat doğru gösterilmeli
İddiaların dayanağı olan mevzuatın doğru şekilde ifade edilmemesi, dilekçeyi maddeye aykırı kılar.
Dernek tüzüğü dilekçe ekinde bulunmalı
Dava dilekçesi ekine dernek tüzüğü eklenmeden açılan davada dilekçe maddeye uygun görülmemiştir.
Ekteki işaretlemeye atıf yetmez, madde ve kısım yazılmalı
Dilekçenin, ekteki cetvele yapılan işaretlemelere atıfla değil, Yönetmeliğin hangi madde ve kısımlarının iptalinin istendiği açıkça yazılarak düzenlenmesi gerekmiştir.
İstem, yargılamanın gerektirdiği açıklıkta netleştirilmeli
İstemin çerçevesi netleştirilmediğinden dilekçe bu yönüyle de maddeye uygun görülmemiştir.
İstem açık ve net ortaya konulmalı
İstemin açık ve net olarak ortaya konulmaması dilekçeyi maddeye aykırı kılmıştır.
Eksiklikler tamamlanmak üzere otuz gün verilir
Dilekçe maddeye uygun bulunmamış, eksiklikler tamamlanarak yeniden düzenlenmek üzere otuz gün içinde dava açılabileceği belirtilmiştir.
Hukuka aykırılık sebepleri dilekçede ileri sürülmeli
Hukuka aykırılık sebepleri gösterilmeden açılan davada dilekçe maddeye uygun bulunmamış, eksiklikler giderilerek yeniden dava açılması gerekmiştir.
İşlemin tarih ve sayısı yazılmalı, örneği eklenmeli
İptali istenen işlemin tarih ve sayısı yazılarak konu ve sonuç kısımlarının birbiriyle uyumlu hâle getirilmesi, işlemin bir örneğinin eklenmesi istenmiştir.
Merci tecavüzü varken esasa girilmesi bozma sebebidir
İtirazen şikâyet başvurusu yapılmadan açılan davada Daire, merci tecavüzü bulunduğunu belirterek dilekçenin ilgili kuruma tevdii gerektiğini saptamış ve "Mahkeme tarafından davanın esası incelenerek verilen kararda usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
Konu, açıklamalar ve sonuç kısımları birbiriyle tutarlı olmalı
Yönetmeliğin belirli hükümlerinin iptali isteniyorsa bu hükümlerin konu, açıklamalar ve sonuç kısımlarında, üçü birbiriyle tutarlı olacak biçimde açıkça yazılması gerekir.
İlk inceleme, üçüncü madde yönünden de yapılır
Dilekçeler üçüncü maddeye uygunluk yönünden de incelenir; aykırılık görülürse otuz gün içinde yeniden düzenlenmek üzere reddedilir.
Dilekçe reddi kararında yenilemenin sonucu da duyurulur
Dilekçe otuz gün içinde yeniden dava açılmak üzere reddedilmiş, yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapılırsa davanın reddedileceği davacıya duyurulmuştur.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Değişim | Yürürlük | Ne oldu |
|---|---|---|---|
| 6/1/1982 | 2577 sayılı Kanun | 20/1/1982 | Maddenin ilk hâli |
| 5/4/1990 | 3622 sayılı Kanun | 10/4/1990 | Değişik. Dilekçelerin hâkim havalesiyle de kabulüne imkân tanınmış, ilk inceleme konuları arasına işlemin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı eklenmiş ve ilk incelemenin on beş gün içinde karara bağlanması öngörülmüştür. |
| 2/7/2012 | 6352 sayılı Kanun | 5/7/2012 | Değişik. Dilekçelerin kaydı ve havalesi, mahkemelerde kurulacak evrak bürolarına bırakılmıştır. |
Tarih sütunu kanunlarda kabul, Anayasa Mahkemesi kararlarında karar tarihidir; yürürlük ise hükmün uygulanmaya başladığı tarihtir. Kanun metnindeki değişiklik şerhleri ile mevzuat.gov.tr metninin sayfa altı dipnotlarından ve yürürlük tarihleri tablosundan derlenmiştir.
Metinde atıf yapılan maddeler
- Kanun Numarası
- 2577
- Kabul Tarihi
- 6/1/1982
- Resmî Gazete
- 20/1/1982 · Sayı 17580
- Düstur
- Tertip 5 · Cilt 21 · Sayfa 147
İYUK.com.tr, "Dilekçeler üzerine ilk inceleme — İYUK m. 14", erişim tarihi: 10.10.2026.