Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması
1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.
2. Görevli olmayan adli (…) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.
Madde gerekçesi
Kanunun kabulü (6/1/1982)
Tasarıdaki karşılığı: 12'nci madde.
Tasarının ilgili maddesi aynen benimsenmiştir.
“Doğrudan doğruya tam yargı davası açılmasında, görevli olmayan yargı mercilerine başvurulduktan sonra idari yargı yerine başvurulması halinde idareye başvurma mecburiyetinin aranmayacağı esası getirilmiştir.”
6 Ocak 1982 tarihli Millî Güvenlik Konseyi Genel Kurulu görüşmesinde maddeye ilişkin önemli kesitler şunlardır:
Hava Hâkim Albay Zeki Güngör (Adalet Komisyonu Sözcüsü) — ““Doğrudan Doğruya Tam Yargı Davası Açılması” başlıklı 13 ncü madde, idarî eylemlerle ilgili. Bunun hususî hukukta karşılığı, haksız fiiller. Bir kamu hizmeti görüldüğü sırada, kamu hizmetini gören şahsın bu kamu hizmeti sırasındaki eyleminden dolayı meydana gelen bir olay… Yani, buna, İdare Hukukunda, “Eylemden Doğan Tam Yargı Davaları” ismi veriliyor.”
Hava Hâkim Albay Zeki Güngör (Adalet Komisyonu Sözcüsü) — “2 nci fıkraya gelince, 2 nci fıkra şudur: İdarî yargıda, yukarıda bahsettiğimiz gibi, dava açmadan önce idareye başvurma ve bir talepte bulunmak gerekiyor. Adlî yargıda bu yok… Adlî yargıda dava açmış olan bir kimse, yanlışlıkla dava açmış, halbuki idarî yargıda dava açması lazım; adlî yargının görevi reddetmesi üzerine, biraz önce bahsettiğimiz 30 günlük süresi içinde idarî yargıda dava açmışsa, artık, idareye başvurmadı diye davası reddedilmesin; davası, ön şartı yoktur diye reddedilmesin; davasını, idarî yargı mercileri görmeye devam etsin düşüncesiyle 2 nci fıkra getirilmiştir.”
Orgeneral Kenan Evren (Başkan) — “Ama sonradan muttali olur, 1 yıldan sonra muttali olur; onun için 5 yıl diye bir zaman tanınıyor.”
Hava Hâkim Albay Zeki Güngör (Adalet Komisyonu Sözcüsü) — “Bu, daha ziyade, eyleme bizzat maruz kalmayıp da, dolaylı olarak olanlar için 5 yıldır.”
Adalet Bakanı Cevdet Menteş — “Borçlar Kanununda da var aynı hükümler. Dava zamanaşımı süreleriyle ilgili hükümler, idarî yargıda süre olarak gösterilmiş.”
Millî Güvenlik Konseyi S. Sayısı 312 (1/254) · tarama · Millî Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi, 91 inci Birleşim, 6 Ocak 1982 · tarama
7331 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (8/7/2021)
Birinci fıkrada, idari eylemlerden doğan zararlarda idareye yapılan başvuruya cevap verme süresi altmış günden otuz güne indirilmiştir. Hüküm, teklifin üçüncü maddesi olarak önerge verilmeksizin kabul edilmiştir. Görüşmede Danıştay temsilcisi, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 12 nci maddesindeki altmış günlük sürenin değiştirilmemesi hâlinde aynı başvuru bakımından iki ayrı sürenin ortaya çıkacağını belirtmiş; teklif sahibi özel kanunlardaki sürelere dokunulmadığını ifade etmiştir.
Teklif sahibinin Adalet Komisyonunun 22 Haziran 2021 tarihli toplantısındaki sunuşunda süre kısaltmaları şöyle açıklanmıştır:
Yusuf Beyazıt (Tokat, teklif sahibi) — “Bu kapsamda hak arama hürriyetinin daha da geliştirilmesi amacıyla idari başvurulara cevap verme süresi altmış günden otuz güne; idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesi talebiyle üst makama yapılan başvurulara cevap verme süresi altmış günden otuz güne; idari eylemler nedeniyle dava açmadan önce idareye yapılan zorunlu başvurulara ilişkin idareye tanınan cevap verme süresi altmış günden otuz güne indirilmekte; idari yargı mercilerince verilen nihai kararların en geç otuz gün içinde yazılması gerektiği hükme bağlanmaktadır.”
23 Haziran 2021 tarihli görüşmede Danıştay temsilcisi şu hususu dile getirmiş, teklif sahibi buna karşılık vermiştir:
Sait Micanoğlu (Danıştay Genel Sekreter Yardımcısı) — “Değişiklikten sonra eğer bu maddedeki “altmış günlük” ibareleri değiştirilmezse 2577 sayılı Kanun'un 13'üncü maddesi kapsamında yapılmış bir başvuruda iki farklı süre öngörülmüş olacaktır. Dolayısıyla, değişiklik yapılırken 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 12'nci maddesinin de gözetilmesi gerektiğini düşünüyorum.”
Yusuf Beyazıt (Tokat, teklif sahibi) — “Zaten altmış günlük süre 659 sayılı Kanun'da da aynen meri, onunla ilgili herhangi bir düzenleme zaten yapılmıyor yani özel kanunlarda süreler tanımlamışsa özel kanunlarda bu kanunla bir değişiklik yapılmadı.”
TBMM Adalet Komisyonu Tutanak Dergisi, 7 nci Toplantı, 22 Haziran 2021 · tarama · TBMM Adalet Komisyonu Tutanak Dergisi, 8 inci Toplantı, 23 Haziran 2021 · tarama · Teklif (2/3697) ile Adalet Komisyonu Raporu, S. Sayısı 274 olarak Genel Kurulda görüşülmüş ve 8/7/2021 tarihinde kabul edilmiştir.
Madde şerhi
Bu madde için şerh henüz yazılmadı.
Kararlar
13/1 Bedensel zararda sürenin başlangıcı#
Bedensel zararda süre kesin sağlık kurulu raporuyla başlar
Daire, bedensel zararlara ilişkin uyuşmazlıklarda 13. maddedeki sürelerin “tedavi sürecinin tamamlanıp, zararın kesin ve net olarak ortaya konulduğu sağlık kurulu raporunun alındığı tarihte başlayacağı”nı belirtmiş; iki yıl geçici süreli rapor ve süren tedavi karşısında sürenin henüz işlemeye başlamadığı sonucuna varmıştır.
Benzer yöndeki kararlar
Geçici rapor değil, nihai durumu bildiren rapor esas alınır
Engelli çocuk için 2009 tarihli rapor esas alınarak dava süre aşımından reddedilmişti. Kurul, “nihai durum bildirir sağlık kurulu raporunun 16/09/2014 tarihinde verildiği” değerlendirmesiyle davanın süresinde açıldığı sonucuna varmış, ısrar kararını bozmuştur.
13/1 Bir yıllık ve beş yıllık sürelerin işleyişi#
Süregelen zarar için her zaman başvurulabilir
Daire, “süregelen bir zararın varlığı halinde, bu zararın giderilmesi için her zaman başvuru yapılabileceği ve başvurunun reddi halinde tam yargı davası açılabileceği”ni belirtmiş; İdari Dava Dairelerinin benzer yöndeki kararına atıf yapmıştır.
Süre, önceki davadaki kararın kesinleşmesine göre incelenir
Daire, “anılan davadaki kararın kesinleşme tarihi esas alınarak davanın süresinde olup olmadığı yönünden bir inceleme yapılması gerekirken eksik inceleme ve araştırma neticesinde davanın süre aşımı nedeniyle reddi” yolundaki kararı bozmuştur.
Beş yıl içinde yapılan başvuru hak arama özgürlüğünün gereğidir
Daire, “olay tarihinden itibaren beş yıllık süre içerisinde yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine açılan davanın esastan incelenmesi gerekirken, süre aşımı yönünden davayı reddeden” kararı bozmuştur. Maddedeki azami beş yıl, bir yıllık sürenin yanında bağımsız bir imkân olarak okunur.
Sonradan yapılan başvuru süreyi canlandırmaz
Olaydan beş yıl sonra manevi tazminat istemiyle yapılan başvuru üzerine açılan davada Daire, “dava açma süresini canlandırma olanağı bulunmayan başvuru neticesinde açılan işbu davanın süresinde açılmadığı” sonucuna varmıştır.
Benzer yöndeki kararlar
Bir yıl içinde ikinci kez başvurmak süreyi canlandırmaz
Daire, 13. maddede “1 yıllık süre içerisinde birden çok kez başvurabileceğine yönelik bir hükme yer verilmediğinden”, aynı zararlar için ikinci kez yapılan başvurunun “dava açma süresini canlandırmayacağı” sonucuna varmıştır.
Salgın tedbirleri zorunlu başvuru süresini de durdurmuştur
Daire, 13. maddedeki zorunlu idari başvuru süresinin “7226 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi uyarınca Covid 19 tedbirleri kapsamında 13/3/2020 tarihi itibarıyla” durduğunu, 16/6/2020 tarihinde kaldığı yerden işlemeye başladığını saptayarak davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varmıştır.
13/1 Eylemin idariliğinin öğrenilmesi#
Vazife malullüğü kararı eylemin idariliğini ortaya çıkarır
Bölge idare mahkemeleri, asker ölümlerinde sürenin ne zaman başladığı konusunda ayrılmıştı. Kurul, idariliğin daha önce öğrenilmediği uyuşmazlıklarda “vazife malullüğü hakkında idare mahkemesince verilen iptal kararının, eylemin idariliğini ortaya çıkaran bir olgu olarak dikkate alınması ve 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde yer alan bir ve beş yıllık sürelerin, bu kararın tebliğinden itibaren hesaplanması” gerektiğine karar vermiştir.
Süre, eylemin idariliği bütün unsurlarıyla öğrenilince başlar
Savcılık bilirkişi raporunda idareye kusur atfedilmemişti. Daire, eylemin idariliğinin bütün unsurlarıyla öğrenilmediğini saptayarak sürenin “ölüm olayının gerçekleştiği 27.09.2017 tarihinden itibaren başlayacağının kabulüne hukuki olanak bulunmamaktadır” demiştir.
Depremde süre, sorumlu idarenin öğrenildiği tarihten işler
Daire, deprem afetiyle açığa çıkan idari eylemde 13. madde kapsamında başvurulabilmesi için “davacının zarara uğramasına hangi idarenin/idarelerin sebebiyet verdiğinin öğrenilmesi” gerektiğini belirtmiş; iddianamede ve davetiyede sorumlu idarelere dair belirleme bulunmadığından öğrenmenin bilirkişi raporuyla gerçekleştiğini kabul etmiştir.
İdarilik ceza mahkemesi kararıyla öğrenilmişse süre oradan işler
Daire, 13. maddedeki sürelerin “kişilerin haklarını ihlal eden eylemlerin, idare ile illiyet bağının kurulduğu, başka bir ifadeyle eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihten itibaren” başlayacağını belirtmiş; olayda idariliğin asliye ceza mahkemesi kararıyla öğrenildiğini kabul ederek süre aşımı kararını bozmuştur.
Benzer yöndeki kararlar
Öğrenme tarihi varsayımla belirlenemez
Daire, eylemin öğrenildiği tarihin varsayımla kabul edilerek “dava açma süresinin hesaplanmasında hukuki isabet bulunmamaktadır” demiştir.
13/1 Zorunlu başvuru ve ön kararın niteliği#
Faiz, idareye başvuru tarihinden işler
Daire, ıslah tarihinden faiz yürütülmesini doğru bulmamış; hükmedilen maddi tazminatın “idareye başvuru tarihi olan 27.01.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte” ödenmesi gerektiğini belirterek kararı düzelterek onamıştır.
Ön karar idari işlem değildir; amacı sulhen tazmindir
Daire, 13. maddedeki başvurunun amacının “dava yoluna başvurmadan önce idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın idarece sulh yoluyla tazmin edilmesi” olduğunu belirtmiş; ön kararın “iptal davasına konu olabilecek nitelikte bir idari işlem” olmadığı sonucuna varmıştır.
Amacı gerçekleşmeyecekse merci tevdiinden hukuki yarar doğmaz
Ön karar başvurusu yapılmadan dava açılmıştı. Daire, “ön karar müessesesinin, davalı idareyi, davanın açılmasına mahal verilmeksizin uyuşmazlığın taraflar arasında sulh yoluyla çözümlenmesine yönelik olduğu”nu, idarenin bütün aşamalarda sorumluluğu reddettiğini saptayarak bu eksikliği bozma sebebi saymamıştır.
Benzer yöndeki kararlar
Ön karar başvurusunun zımnen reddi iptal davasına konu olmaz
Daire, ön karar alınmasının dava ön şartı olduğunu, bu nedenle 13. madde kapsamındaki başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin “idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olmadığı”nı belirterek, o istem yönünden davanın incelenmeksizin reddi gerektiğini söylemiştir.
Cevap süresi dolmadan açılan dava incelenmeksizin reddedilemez
Daire, başvuruya “cevap verme süresinin son günü olan 15/12/2017 tarihinden önce 28/11/2017 tarihinde” açılan davanın incelenmeksizin reddini bozmuştur.
İdari eylem, işlem ve hareketsizlik ayrımı#
İdarenin hareketsizliği de bir eylemdir
Daire, olayda idarelerin hareketsiz kaldığını saptamış; “idarenin bu hareketsizliğinin "olumsuz eylem" olarak kabulü gerekmektedir” diyerek zararı eyleme bağlamış ve sürenin 13. maddeye göre hesaplanmasını istemiştir.
İşlemle eylem ayrılamıyorsa dava bölünmez
Daire, “hak ihlaline neden olmaları yönünden birbirinden ayrılması mümkün olmayan idari işlemler ve idari eylemler nedeniyle açılan davanın, sadece yargılama usulündeki boşluk nedeniyle bölünmesi”ni zorlama bir yorum saymış; sürenin tümüyle 13. madde kapsamında hesaplanmasını hakkaniyet gereği görmüştür.
Benzer yöndeki kararlar
Depremde idarenin hareketsizliği olumsuz eylem sayılır
Deprem sırasında cami minaresinin konutun üzerine düşmesinden doğan zarar istenmişti. Daire, denetim ve kontrol görevlerinin yerine getirilip getirilmediğinin irdelenmesi gerektiğini, olayda “idarenin bu hareketsizliğinin “olumsuz eylem” olarak kabulü” gerektiğini belirterek süre değerlendirmesinin 13. maddeye göre yapılmasını istemiştir.
Emeklilik işlemi eylem değildir, ön karar zorunluluğu doğmaz
Daire, tazminat talebinin dayanağı emeklilik işlemlerinin eylem olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek “2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca dava açmadan önce ilgili idareye başvurma ve idareden ön karar alma zorunluluğu bulunduğundan bahsedilemeyeceği”ni söylemiş, merci tevdi kararını bozmuştur.
Maddenin yorumunda ölçü: mahkemeye erişim#
Ne abartılı şekilcilik ne aşırı gevşeklik: ölçü mahkemeye erişimdir
Daire, dava açma süresini saptarken “bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması” gerektiğini belirtmiş; maddenin “mahkemeye erişim hakkını ortadan kaldırmayacak, ancak maddeyi de işlevsiz bırakmayacak” biçimde uygulanmasını istemiştir.
Madde, başvuru hakkını kaldırmadan ama işlevsiz kılmadan yorumlanır
Daire, zararın gerçek miktarının veya illiyet bağının sürelerden sonra ortaya çıkabildiğini belirterek 13. maddenin “yargıya başvuru hakkını ortadan kaldırmayacak, ancak maddeyi de işlevsiz bırakmayacak bir şekilde yorumlanması ve uygulanması” gerektiğini söylemiştir. Eylemin idariliği ve zarar ortaya çıkmadan süre hesaplamak hak arama özgürlüğüyle bağdaşmaz.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Değişim | Yürürlük | Ne oldu |
|---|---|---|---|
| 6/1/1982 | 2577 sayılı Kanun | 20/1/1982 | Maddenin ilk hâli |
| 2/7/2018 | 703 sayılı KHK | 9/7/2018 | 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 185 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “ve askeri” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. |
| 8/7/2021 | 7331 sayılı Kanun | 14/7/2021 | Birinci fıkrada, idari eylemlerden doğan zararlarda idareye yapılan başvuruya cevap verme süresi altmış günden otuz güne indirilmiştir. Hüküm, teklifin üçüncü maddesi olarak önerge verilmeksizin kabul edilmiştir. Görüşmede Danıştay temsilcisi, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 12 nci maddesindeki altmış günlük sürenin değiştirilmemesi hâlinde aynı başvuru bakımından iki ayrı sürenin ortaya çıkacağını belirtmiş; teklif sahibi özel kanunlardaki sürelere dokunulmadığını ifade etmiştir. 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “altmış” ibaresi “otuz” şeklinde değiştirilmiştir. |
Tarih sütunu kanunlarda kabul, Anayasa Mahkemesi kararlarında karar tarihidir; yürürlük ise hükmün uygulanmaya başladığı tarihtir. Kanun metnindeki değişiklik şerhleri ile mevzuat.gov.tr metninin sayfa altı dipnotlarından ve yürürlük tarihleri tablosundan derlenmiştir.
- Kanun Numarası
- 2577
- Kabul Tarihi
- 6/1/1982
- Resmî Gazete
- 20/1/1982 · Sayı 17580
- Düstur
- Tertip 5 · Cilt 21 · Sayfa 147
İYUK.com.tr, "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması — İYUK m. 13", erişim tarihi: 10.10.2026.