Kararlarda bulunacak hususlar
Kararlarda:
a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları yahut unvanları ve adresleri,
b) Davacının ileri sürdüğü olayların ve dayandığı hukuki sebeplerin özeti istem sonucu ile davalının savunmasının özeti,
c) (Değişik: 10/6/1994-4001/11 md.) Danıştayda görülen davalarda tetkik hakimi ve savcının ad ve soyadları ile düşünceleri,
d) Duruşmalı davalarda duruşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hazır bulunan taraflar ve vekil veya temsilcilerinin ad ve soyadları,
e) Kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm: tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarı,
f) Yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiği,
g) Kararın tarihi ve oybirliği ile mi, oyçokluğu ile mi verildiği,
h) Kararı veren mahkeme başkan ve üyelerinin veya hakiminin ad ve soyadları ve imzaları ve varsa karşı oyları,
ı) Kararı veren dairenin veya mahkemenin adı ve dosyanın esas ve karar numarası,
Belirtilir. (Ek cümle: 8/7/2021-7331/4 md.) Kararlar, verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yazılır ve imzalanır.
Madde gerekçesi
Kanunun kabulü (6/1/1982)
Tasarıdaki karşılığı: 23'üncü madde.
Tasarının 23 üncü maddesinin (e) ve (f) fıkralarında düzeltmeler yapılmıştır. Genel Kurulda (h) bendindeki “ayrışık oy” ibaresi “karşı oy” olarak değiştirilmiştir.
Adalet Komisyonunun tasarı metninde yaptığı değişiklikler:
Kararın dayanağı
Tasarı“Kararın dayandığı kanuni ve hukuki sebepler ile gerekçesi, hüküm ve tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarı,”
Komisyon“Kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi, hüküm ve tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarı,”
6 Ocak 1982 tarihli Millî Güvenlik Konseyi Genel Kurulu görüşmesinde maddeye ilişkin önemli kesitler şunlardır:
Orgeneral Nurettin Ersin — ““Ayrışık” olur mu? Olmaz… O, ayırmak gibi bir şey.”
Prof. Dr. Şeref Gözübüyük (Devlet Başkanı Hukuk Danışmanı) — “Efendim, bu terimlerin ikisinin de ayrı anlamları var. Burada aslında “ayrışık ve karşı oy” diye yazmak gerekir; fakat bizim dilimizde, biri diğerinin yerini alıyor. Şimdi, gerekçe itibariyle farklı düşünülse de aynı sonuca varılır: O zaman, ayrışık bir oy görüşündedir yahut karşıdır; muhaliftir. Onun için, herhalde, “karşı oy” bizce daha uygun düşecektir.”
Orgeneral Kenan Evren (Başkan) — ““…varsa karşı oyları — ayrışık değil.” Yani, muhalefet şerhi. O “ayrışık”ı “karşı” olarak değiştiriyoruz.”
Millî Güvenlik Konseyi S. Sayısı 312 (1/254) · tarama · Millî Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi, 91 inci Birleşim, 6 Ocak 1982 · tarama
Tasarı ve Komisyon metinleri S. Sayısı 312'nin taranmış nüshasından aktarılmıştır; taramanın satır sonlarında düşürdüğü harfler tamamlanmış, dönemin yazımı korunmuştur.
4001 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (10/6/1994)
Kararlarda tetkik hâkiminin düşüncesine de yer verilmesi öngörülmüştür.
Tasarının 10 uncu, kanunlaşan metnin 11 inci maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“2577 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin (c) bendinde yapılan değişiklikle, kararlarda bulunacak hususlar arasına, yürürlükten kaldırılmış bulunan 521 sayılı Danıştay Kanununda olduğu gibi Danıştay savcısının yanında tetkik hâkiminin düşüncesinin yer alması da öngörülmektedir. Bu suretle, kararın oluşumunda büyük oranda emeği geçen tetkik hâkiminin düşüncesinin yer alması sağlanmakta, tetkik hâkimliği müessesesine layık olduğu değerin verilmesi amaçlanmaktadır.”
TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 19, Cilt 62, 115 inci Birleşim, 10 Haziran 1994 (S. Sayısı 409 ve 409'a 1 inci Ek tutanağa eklidir) · tarama · Hükümet tasarısı 1/637, kanun teklifi 2/908; Adalet Komisyonu raporu 22/12/1993, ek raporu 24/2/1994. Kanun 10/6/1994 tarihinde kabul edilmiştir.
7331 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (8/7/2021)
Birinci fıkraya, kararların verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yazılıp imzalanmasını öngören cümle eklenmiştir. Hüküm, teklifin dördüncü maddesi olarak görüşülmüş; sürenin on beş güne indirilmesini isteyen önerge reddedilmiştir. Görüşmede Danıştay temsilcisi, karar yazım süresine ilişkin mevzuatta o güne kadar bir hüküm bulunmadığını ve uygulamadaki durumu aktarmıştır.
Teklif sahibinin Adalet Komisyonunun 22 Haziran 2021 tarihli toplantısındaki sunuşunda düzenleme şöyle açıklanmıştır:
Yusuf Beyazıt (Tokat, teklif sahibi) — “Bu kapsamda hak arama hürriyetinin daha da geliştirilmesi amacıyla idari başvurulara cevap verme süresi altmış günden otuz güne; idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesi talebiyle üst makama yapılan başvurulara cevap verme süresi altmış günden otuz güne; idari eylemler nedeniyle dava açmadan önce idareye yapılan zorunlu başvurulara ilişkin idareye tanınan cevap verme süresi altmış günden otuz güne indirilmekte; idari yargı mercilerince verilen nihai kararların en geç otuz gün içinde yazılması gerektiği hükme bağlanmaktadır.”
23 Haziran 2021 tarihli görüşmede Danıştay temsilcisi uygulamadaki durumu şöyle aktarmıştır:
Sait Micanoğlu (Danıştay Genel Sekreter Yardımcısı) — “Karar yazım sürelerine ilişkin mevzuatta bir hüküm yok ancak HSK müfettişleri mahkemelerin iş durumunu gözeterek denetim esnasında bir karar yazım süresi öngörmektedirler. 2017 yılından itibaren bu süreleri otuz güne çekmeye çalışmaktadırlar. Taşrada birçok mahkeme de bu süreleri otuz güne çekmiş durumda. Ancak iş yoğunluğu çok fazla olan Ankara ve İstanbul gibi mahkemelerde şu anki koşullarda karar yazım süresini otuz güne indirmek biraz zaman alacaktır.”
Sait Micanoğlu (Danıştay Genel Sekreter Yardımcısı) — “2577 sayılı Kanun'un 20'nci maddesinde havale edildikten sonra dosyaların altı ay içerisinde karara bağlanması gerekiyor. Karar yazımına ilişkin herhangi bir süre öngörülmediği için zaman zaman bu üzerindeki dosyaları eritme adına bu süreleri öteleyebilmekteler hâkimler. Bu nedenle bu sürelerin altmış güne, hatta yüz güne kadar uzadığı oluyor.”
Sürenin on beş güne indirilmesi istenmiş, önerge reddedilmiştir; önergenin gerekçesi ve görüşmede dile getirilen değerlendirme şöyledir:
Önerge gerekçesi — “Teklifle idari yargılama sonucunda verilen kararın on beş güne düşürülmesi amaçlanmaktadır. Yargılama sürelerinin hızlanması amacıyla sürelerin düşürülmesi gerekmektedir.”
Ayhan Erel (Aksaray) — “Günümüzde her ne kadar hâkimlere süre verilmiş olsa da hâkimlerimizin buna riayet etmediğini bilfiil avukatlık yapan arkadaşlarımız bilmektedirler. “Kararlar otuz gün içinde yazılacaktır.” deniliyor ama hiçbir zaman yazılmıyor. Buna on beş gün diyelim, on beş de öyle olur, bari otuz gün içinde yazılır diye düşünüyoruz.”
TBMM Adalet Komisyonu Tutanak Dergisi, 7 nci Toplantı, 22 Haziran 2021 · tarama · TBMM Adalet Komisyonu Tutanak Dergisi, 8 inci Toplantı, 23 Haziran 2021 · tarama · Teklif (2/3697) ile Adalet Komisyonu Raporu, S. Sayısı 274 olarak Genel Kurulda görüşülmüş ve 8/7/2021 tarihinde kabul edilmiştir.
Madde şerhi
Bu madde için şerh henüz yazılmadı.
Kararlar
24/1-e Gerekçe ile hükmün uyumu#
Gerekçe, maddi olgular ile hüküm arasındaki hukuki değerlendirmedir
Kurul, gerekçenin ne olduğunu ve neden hükümle uyumlu olması gerektiğini ortaya koymuştur: "gerekçe, hakimin önüne gelen uyuşmazlıkla ilgili olarak saptadığı maddi olgular ile verdiği hüküm arasındaki hukuki değerlendirme olup, yargı makamınca yapılan değerlendirmenin sonucunun açıkça hüküm fıkrasında belirtilmesi ve kararın gerekçesi ile hüküm kısmının birbiriyle uyumlu olması önem taşımaktadır".
Gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişki bozma sebebidir
Bölge İdare Mahkemesi, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiş olmasına karşın iptal kararına yönelik istinaf başvurusunu gerekçeli olarak reddetmişti. Daire, "temyize konu kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk ve çelişki bulunduğu" saptamasıyla, hüküm fıkrası ile gerekçenin bütünlük arz etmesi gerektiğini belirtmiştir.
24/1-f Yargılama giderleri: konusu kalmayan davada haklılık#
Dava konusuz kalsa da gider için yargılamaya devam edilir
Daire, "davanın konusuz kalması durumunda mahkemece yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilerek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi ve bu tespite göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekmektedir" sonucuna varmıştır. Hükmün dayanağı, yirmi dördüncü maddenin (f) bendi ile otuz birinci maddenin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yaptığı göndermedir.
Davanın açılmasına sebebiyet veren idare gideri yüklenir
Daire, "davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu değerlendirildiğinde, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması ve vekille temsil edilen davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken" aksi yönde kurulan hükmü hukuka aykırı bulmuştur.
Benzer yöndeki kararlar
Esası incelenmeyen davalarda da haklılık tespit edilir
Daire, "esası incelenmeyen davalarda, davanın esası bakımından yargılama sona ermekte ise de, yargılama giderleri açısından yargılamaya devam edilerek tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumlarının tespit edilmesi gerekmektedir" sonucuna varmıştır.
Haklılık incelenmeden idarenin sorumlu tutulması usule aykırıdır
Daire, "davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumları incelendiğinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalı idarenin sorumlu tutulmasına ilişkin temyize konu mahkeme kararında, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden, usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır" sonucuna varmıştır.
İdare dava açıldıktan sonra işlemi iptal ederse gider idarede kalır
Dava açıldıktan sonra ibraz edilen mirasın reddi kararı üzerine idare ödeme emirlerini iptal etmiş, dava konusuz kalmıştı. Daire, davanın açılmasına yol açan tarafın idare olduğunu dava tarihindeki haklılık durumuna göre saptayarak yargılama giderini idare üzerinde bırakmıştır.
24/1-h Görüşme tutanağı ve imzalar#
Gerekçeli karar ile görüşme tutanağı arasındaki çelişki bozma sebebidir
Daire, "İdare Mahkemesinin gerekçeli kararı ile görüşme tutanağında belirtilen karar sonucu arasında uyumsuzluk ve çelişki bulunduğu dikkate alındığında, temyize konu İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk görülmemiştir" sonucuna varmıştır.
İmzası eksik görüşme tutanağıyla usulüne uygun karar alınmış sayılmaz
Daire, "görüşme tutanağının ıslak veya elektronik imza ile tamamlanması gerektiği halde bakılan davada; dosya içerisinde ıslak imzalı görüşme tutanağının bulunmaması ve UYAP'ta bulunan görüşme tutanağında imza eksikliği olması nedeniyle" Kanun'un öngördüğü biçimde usulüne uygun alınmış bir karar bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Benzer yöndeki kararlar
Gerekçe, hüküm fıkrası ve tutanak birlikte çelişirse karar bozulur
Daire, kararın gerekçesi, hüküm fıkrası ve görüşme tutanağı arasında çelişki bulunduğunu saptayarak İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.
Bölge idare mahkemesi kararında da tutanakla uyum aranır
Daire, Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrası ile görüşme tutanağı arasında uyumsuzluk ve çelişki bulunduğunu saptamış; kararın gerekçesinde de usul bakımından aykırılık görerek kararı bozmuştur.
Maddenin geneline ilişkin
Elektronik imzalı karar ile ıslak imzalı karar arasındaki fark giderilmelidir
UYAP sisteminde kayıtlı elektronik imzalı karar ile ıslak imzalı karar arasında hüküm fıkrasının bir bendi yönünden farklılık bulunduğu anlaşılmıştı. Kurul, bu farklılığın “giderilerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir” sonucuna vararak Daire kararını bozmuştur.
Üç kişilik heyette en az iki üyenin aynı yönde oy kullanması gerekir
Mahkeme başkanı işin esasına geçilemeyeceği yönünde usule ilişkin karşı oy kullanmış, bir üye de davanın reddi gerektiği gerekçesiyle çoğunluğa katılmamıştı. Daire, “üç kişi ile yapılacak olan toplantıda kararın oluşabilmesi için en az iki üyenin aynı yönde oy kullanması ve varsa karşı oy kullanan üyenin belirtilmesi suretiyle kararın oluşturulması gerektiği açık olup, temyiz istemine konu edilen mahkeme kararında bu koşulun sağlanamadığı” saptamasıyla usulüne uygun alınmış bir kararın oluşmadığı sonucuna varmıştır.
Tutanakta imzası bulunmayan hâkim kararı imzalayamaz
Toplantı tutanağında imzası bulunmayan bir hâkimin karar metnini imzaladığı görülmüştü. Daire, 23. madde ile 24. maddenin (h) bendi uyarınca toplantı tutanağı ile karar metninin karara katılan başkan ve üyelerce imzalanması gerektiğini belirtmiştir.
Aleyhine hüküm verilen taraf gideri yüklenir, vekili olan idare lehine ücrete hükmedilir
Dava ehliyet yönünden reddedilmiş, buna karşın davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiş ve yargılama gideri davalı idareye yükletilmişti. Daire, "ehliyet yönünden davanın reddiyle, dolayısıyla davacının aleyhine sonuçlanan davada, davalı idareyi temsil eden vekil bulunmasına karşın davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesi" yolundaki hükmü mevzuata aykırı bulmuştur.
Müdahil taraf sıfatını taşımaz; vekâlet ücreti ancak taraf lehine hükmedilir
Daire, "müdahilin davada taraf sıfatını haiz olmadığı, müdahilin de yer aldığı davada hükmün taraflar hakkında verildiği ve vekalet ücretinin ancak taraf lehine hükmedilebileceği açık olduğundan" İdare Mahkemesi kararının vekâlet ücretine ilişkin kısmını hukuka aykırı bulmuştur.
Tutanakta yazılandan farklı hüküm içeren karar bozulur
Daire, “görüşme tutanağında yazılandan farklı hüküm içeren mahkeme kararında isabet görülmemiştir” diyerek kararı bozmuştur.
Benzer yöndeki kararlar
Aynı yönde: usulüne uygun karar oluşmamıştır
Daire, aynı gerekçeyle, idari yargılama usulüne aykırı şekilde verilmiş bulunan İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Müdahilin yaptığı yargılama gideri davalı idareye yüklenemez
Parselasyon işleminin iptali istemiyle açılan davada, düzenleme sahasındaki başka bir taşınmazın maliki müdahil olarak kabul edilmişti. Daire, "müdahale isteminin kabulünde ve buna bağlı olarak da dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi nedeniyle müdahilce yapılan yargılama giderlerinin davalı idareye yüklenmesinde isabet görülmemiştir" sonucuna varmıştır.
Aynı yönde: tutanakla hüküm arasındaki fark bozma sebebidir
Daire, aynı gerekçeyle, görüşme tutanağında yazılandan farklı hüküm içeren mahkeme kararını bozmuştur.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Değişim | Yürürlük | Ne oldu |
|---|---|---|---|
| 6/1/1982 | 2577 sayılı Kanun | 20/1/1982 | Maddenin ilk hâli |
| 10/6/1994 | 4001 sayılı Kanun | 18/6/1994 | Değişik. Kararlarda tetkik hâkiminin düşüncesine de yer verilmesi öngörülmüştür. |
| 8/7/2021 | 7331 sayılı Kanun | 14/7/2021 | Ek. Birinci fıkraya, kararların verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yazılıp imzalanmasını öngören cümle eklenmiştir. Hüküm, teklifin dördüncü maddesi olarak görüşülmüş; sürenin on beş güne indirilmesini isteyen önerge reddedilmiştir. Görüşmede Danıştay temsilcisi, karar yazım süresine ilişkin mevzuatta o güne kadar bir hüküm bulunmadığını ve uygulamadaki durumu aktarmıştır. |
Tarih sütunu kanunlarda kabul, Anayasa Mahkemesi kararlarında karar tarihidir; yürürlük ise hükmün uygulanmaya başladığı tarihtir. Kanun metnindeki değişiklik şerhleri ile mevzuat.gov.tr metninin sayfa altı dipnotlarından ve yürürlük tarihleri tablosundan derlenmiştir.
- Kanun Numarası
- 2577
- Kabul Tarihi
- 6/1/1982
- Resmî Gazete
- 20/1/1982 · Sayı 17580
- Düstur
- Tertip 5 · Cilt 21 · Sayfa 147
İYUK.com.tr, "Kararlarda bulunacak hususlar — İYUK m. 24", erişim tarihi: 10.10.2026.