İdari makamların sükutu
1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
2. (Değişik: 10/6/1994-4001/5 md.) Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.
3. (Mülga: 10/6/1994-4001/5 md.)
Madde gerekçesi
Kanunun kabulü (6/1/1982)
Tasarıdaki karşılığı: 9'uncu madde.
Tasarının 9 uncu maddesinin 2 nci fıkrası amaca uygun şekilde yeniden yazılmıştır.
Adalet Komisyonunun tasarı metninde yaptığı değişiklikler:
Kesin olmayan cevap
Tasarı“Bu süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse, dava süresi işlemez.”
Komisyon“Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez.”
6 Ocak 1982 tarihli Millî Güvenlik Konseyi Genel Kurulu görüşmesinde maddeye ilişkin önemli kesitler şunlardır:
Hava Hâkim Albay Zeki Güngör (Adalet Komisyonu Sözcüsü) — “İdarî işlemlerde istikrarın bir an önce sağlanması ve bu davaların uzamaması için bütün idarî dava açma süreleri 90 günden 60 güne indi.”
Orgeneral Kenan Evren (Başkan) — “Gerçi biraz idareyi sıkıştırır. Çünkü, idare re’sen hemen cevabı da hazırlayamıyor, biliyorsunuz; alt makamlardan soruyor, işlemi yapan makama soruyor; cevap gelinceye kadar bir hayli zaman geçiyor. Eskiden 3 ay idi.”
Hava Hâkim Albay Zeki Güngör (Adalet Komisyonu Sözcüsü) — “Cevap için, eğer söylediğiniz gibi, idare sıkışık bir durumda ise, süre uzatımı talebinde bulunacak ve o süre uzatımı talebi de karşılanacak.”
Hâkim Tuğgeneral Muzaffer Başkaynak (Adalet Komisyonu Başkanı) — “Bu sadece vatandaşın müracaat etme süresi. Dava açtıktan sonraki o süreler devam eder efendim.”
Millî Güvenlik Konseyi S. Sayısı 312 (1/254) · tarama · Millî Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi, 91 inci Birleşim, 6 Ocak 1982 · tarama
Tasarı ve Komisyon metinleri S. Sayısı 312'nin taranmış nüshasından aktarılmıştır; taramanın satır sonlarında düşürdüğü harfler tamamlanmış, dönemin yazımı korunmuştur.
3622 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (5/4/1990)
İdarenin kesin olmayan cevabı üzerine kesin cevabı bekleme imkânı veren ibare metinden çıkarılmış; maddenin vergi uyuşmazlıklarında uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu iki değişiklik de 4001 sayılı Kanunla geri alınmıştır.
Kanunun 3 üncü maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Kanunun 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan, «altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse, ilgili bu cevabı isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez» ibaresi, uyuşmazlıkların bir an önce sonuçlanmasını ve idarede istikrarı sağlamak amacıyla metinden çıkarılmıştır. Maddenin 3 üncü fıkrasında vergi hataları dışındaki vergi uyuşmazlıklarında bu hükmün uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Vergi uyuşmazlıklarının özelliği dikkate alınarak, bu madde hükümlerinin, vergi, resim ve harçlarla benzeri malî yükümlerin tarh ve tahakkuk ve tahsilinden ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda uygulanmayacağı belirtilmiştir.”
TBMM S. Sayısı 120 (1/415) — Hükümet tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu · tarama · TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 18, Cilt 43, 99 uncu Birleşim, 5 Nisan 1990 · tarama · Tasarı 1/415, Bakanlar Kurulu 27/2/1988; Adalet Komisyonu raporu ve 120’ye 1 inci Ek. Kanun 5/4/1990 tarihinde kabul edilmiştir. Bu değişiklik yürürlükte değildir: hüküm daha sonra 10/6/1994 tarih ve 4001 sayılı Kanunla yeniden yazılmıştır. Bu sebeple kanun metnindeki dipnotlarda artık görünmez.
4001 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (10/6/1994)
İkinci fıkra yeniden yazılarak, idarenin kesin olmayan cevabı üzerine ilgiliye kesin cevabı bekleme imkânı tanınmış ve bekleme süresi altı ayla sınırlandırılmış; vergi uyuşmazlıklarını kapsam dışı bırakan üçüncü fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.
Tasarının 4 üncü, kanunlaşan metnin 5 inci maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Bu madde ile Kanunun 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yapılan değişiklikle, ilgililerin haklarında idarî davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin tesisi için yapılan başvuruya idarece verilen cevap kesin değilse, ilgiliye bu cevabı red sayarak dava açma imkânı tanındığı gibi, idarenin kesin cevabını bekleme olanağı da tanınmaktadır. Bu takdirde, dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği öngörülerek, idarî istikrarın korunması ve ilgililerin haklarının kaybolmaması amaçlanmıştır.”
Üçüncü fıkranın yürürlükten kaldırılması şöyle gerekçelendirilmiştir:
“Vergi, resim ve harçlarla benzeri malî yükümlerin tarh, tahakkuk ve tahsili ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: idarî davaya konu olacak işlemlere karşı mevcut hükümlere göre dava açılmadan önce idarî makamlara başvurulması mümkün bulunmamaktadır. Başvuru yapılması dava süresini durdurmadığı için, daha sonra açılan davalar süreden reddedildiğinden çoğu zaman hak kayıplarına neden olunmaktadır. Gerek bu gibi haksızlıkların ortadan kaldırılması ve gerekse dava yoluna başvurulmadan idareye yapılacak başvuru yoluyla uyuşmazlıkların çözümlenmesinin sağlanmasının dava sayısını azaltma yönünden yapacağı olumlu etki gözönüne alınarak 2577 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin 3 üncü fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.”
TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 19, Cilt 62, 115 inci Birleşim, 10 Haziran 1994 (S. Sayısı 409 ve 409'a 1 inci Ek tutanağa eklidir) · tarama · Hükümet tasarısı 1/637, kanun teklifi 2/908; Adalet Komisyonu raporu 22/12/1993, ek raporu 24/2/1994. Kanun 10/6/1994 tarihinde kabul edilmiştir.
7331 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (8/7/2021)
Hüküm, kamuoyunda dördüncü yargı paketi olarak anılan kanun teklifiyle değiştirilmiştir. Teklif, Adalet Komisyonunda 22 Haziran 2021 tarihinde geneli, 23 Haziran 2021 tarihinde maddeleri üzerinde görüşülmüş; İdari Yargılama Usulü Kanunu'na ilişkin ilk beş madde birlikte tartışılmıştır. Değişiklikle idareye yapılan başvurulara cevap verme süresi altmış günden otuz güne, idari eylemlerde bekleme süresi altı aydan dört aya indirilmiş; dava açma süresine dokunulmamıştır.
Teklif sahibinin Adalet Komisyonunun 22 Haziran 2021 tarihli toplantısındaki sunuşunda maddeye ilişkin şu açıklama yapılmıştır:
Yusuf Beyazıt (Tokat, teklif sahibi) — “İdareye yapılan başvurulara ilişkin cevap verme süreleri kısaltılmaktadır. Bilindiği üzere, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde yürütme erkinin teşkilatlanması ve karar alma süreçlerinin hızlanmasıyla teknik ve ekonomik imkânların gelişmesinin bir sonucu olarak idare, hizmet sunumunda daha etkin ve hızlı bir konuma gelmiştir. Bu kapsamda hak arama hürriyetinin daha da geliştirilmesi amacıyla idari başvurulara cevap verme süresi altmış günden otuz güne; idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesi talebiyle üst makama yapılan başvurulara cevap verme süresi altmış günden otuz güne; idari eylemler nedeniyle dava açmadan önce idareye yapılan zorunlu başvurulara ilişkin idareye tanınan cevap verme süresi altmış günden otuz güne indirilmekte; idari yargı mercilerince verilen nihai kararların en geç otuz gün içinde yazılması gerektiği hükme bağlanmaktadır. Özel kanunda yer alan benzer mahiyetteki süreler bakımından herhangi bir değişiklik yapılmamıştır, bu sürelerin uygulanmasına mevcut hâliyle devam edilecektir ancak şunu ifade edeyim: Özel kanunlardaki bu sürelere ilişkin de bir çalışma yapıp huzurunuza getireceğiz. Belirtmek isterim ki vatandaşın idari yargıda dava açma süresi olan altmış günlük süreye herhangi bir müdahale söz konusu değildir, bu süre aynen muhafaza edilmektedir.”
23 Haziran 2021 tarihli madde görüşmesinde şu değerlendirmeler yapılmıştır:
Turan Aydoğan (İstanbul) — “Bu sürelerin kısaltılmasına hukuki durumun belirginleştirilmesi amacıyla baktığımızda akla uygun bir şey, bir anomali hâli taşımıyor, doğru bir şey sürelerin kısaltılması bu anlamda ama bizim daha çok yapısal reformlara ihtiyacımız var. Bu yapısal reformları yapmadığımız sürece bu süreleri kısaltmak belki de adaletsizliğe daha hızlı ulaşma yolu hâline gelebilir, bu tehlikeyi içinde barındırabilir.”
Alpay Antmen (Mersin) — “İdareye başvuru ve zımni retle ilgili sürenin altmış günden otuz güne inmesi çok isabetli olmuş, güzel bir hüküm olacak fakat burada iki önemli husus var: Birincisi, idarenin her hâl ve şartta otuz gün içinde süresi içerisinde cevap vermesi, vatandaşın başvurusuna olumlu veya olumsuz bir cevap verilmesi gerekiyor, son gününü bekleyip süreyi de uzatmanın bir anlamı yok; idarenin bu konuda daha dikkatli olması gerektiği kanısındayım.”
Maddenin beşinci cümlesindeki sürenin dört aya indirilmesinin metinden çıkarılması için verilen ve reddedilen önergenin gerekçesi şöyledir:
Önerge gerekçesi — “İdari işlemlere karşı dava açabilmenin süreye bağlanmasının çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenlerin başında vatandaşa haklarında verilmiş olan idari kararın hukuka uygun olup olmadığını, dava konusu yapmanın gerekip gerekmediğini düşünme ve inceleme olanağı vermek; hak arama özgürlüğü açısından eşitliği sağlamak; idarenin işlemlerinde belirlilik ve kararlılığı sağlamak gelmektedir. Adil yargılanma hakkı çerçevesinde mahkemeye erişim hakkına yönelik sınırlamaların dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek seviyeye ulaşmaması gerekmektedir. Bu bağlamda bekleme süresinin dört aya düşürülmesi, dava açma süresinin ise otuz güne düşürülmesi vatandaş açısından aleyhe bir düzenleme olarak kabul edilmelidir.”
TBMM Adalet Komisyonu Tutanak Dergisi, 7 nci Toplantı, 22 Haziran 2021 · tarama · TBMM Adalet Komisyonu Tutanak Dergisi, 8 inci Toplantı, 23 Haziran 2021 · tarama · Teklif (2/3697) ile Adalet Komisyonu Raporu, S. Sayısı 274 olarak Genel Kurulda görüşülmüş ve 8/7/2021 tarihinde kabul edilmiştir.
Madde şerhi
Bu madde için şerh henüz yazılmadı.
Kararlar
10/1 Başvuru hakkı ve kapsamı#
Plan değişikliği her zaman istenebilir
Daire, “ilgililerin plan değişikliği koşullarının oluştuğunu öne sürerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi uyarınca taşınmazları ile ilgili olarak mülkiyet hakkı kapsamında her zaman plan değişikliği isteminde bulunabilecekleri ve istemlerinin reddi üzerine dava açma süresi içinde bu işlem ile birlikte veya ayrı olarak imar planına karşı dava açabileceği” görüşündedir.
Başvuru onuncu madde kapsamında değilse süre yedi ve onbirinci maddeye göre hesaplanır
Daire, “dava açma süresinin hesaplanmasında 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı ve süre hesabının aynı Kanun'un 7. ve 11. maddesi kapsamında yapılması gerektiği” sonucuna varmıştır.
Ortada işlem yoksa 10, varsa 11. madde
Başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada Daire, onuncu madde ile on birinci madde arasındaki ayrımı ortaya koyarak, “idarece tesis edilmiş herhangi bir işlem olmaksızın, idari davaya konu olabilecek yeni bir işlem veya eylemin yapılması için yapılan başvuru neticesinde tesis edilen işlemin 10. madde kapsamında yapılmış başvuru olduğu ve dava açma süresinin de, bu başvuru üzerine tesis edilen işlemin tebliğinden veyahut da zımnen ret işleminin oluştuğu tarihten itibaren başlayacağı” gerekçesine yer vermiş; daha önce tesis edilmiş bir işlem bulunması hâlinde başvurunun on birinci madde kapsamında değerlendirileceğini kabul etmiştir.
Tazminat istemi onuncu madde başvurusuyla ileri sürülemez
Daire, idari işlemden doğan zararın tazmini için 12. maddede ayrı ve özel bir düzenleme bulunduğunu belirterek, “Kanunun 10.maddesindeki düzenlemenin idari işlemden kaynaklanan zararın davalı idarece ödenmesi istemiyle açılacak tam yargı davaları ile bir ilgisinin bulunmadığı açıktır” demiştir.
Yargı kararının uygulanması istemi de 10. madde başvurusudur
Daire, yargı kararının uygulanması amacıyla yapılan başvurunun “2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında olduğu” ve kararın tebliği üzerine, henüz kesinleşmeden yapılmış olsa da süresinde bulunduğu sonucuna varmıştır.
Özel kanun varsa 10. madde ikinci sıradadır
Daire, Gümrük Kanunu'nda başvuru usul ve sürelerinin “genel hükümlerden (İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesindeki esaslardan) ayrı olarak” düzenlendiğini belirtmiş; 10. ve 11. maddelerin ancak özel kanunda hüküm bulunmayan hâllerde uygulanacağını söylemiştir.
Aynı gerekçe iki kararda.
İdareyi harekete geçirmek için yapılan başvuru onuncu maddedendir
Daire, “İdarenin yasal yükümlülüğünü yerine getirmeyerek hareketsiz kaldığı durumlarda, ilgililerin idareyi harekete geçirmek ve o konuda bir işlem tesis etmesini sağlamak amacıyla yapmış oldukları başvuruların, 2577 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında yapılmış başvurular olduğunun kabul edilerek dava süresinin buna göre belirlenmesi gerekmektedir” demiştir.
İşlem tesisi istemiyle idareye her zaman başvurulabilir
Daire, “ilgililerce, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem tesisi talebiyle idareye her zaman başvurulabileceği”ni belirtmiş; ilk ve ikinci başvurunun içeriği farklı olduğundan ikincisini de 10. madde kapsamında görmüştür.
Zımnî rete yer vermeyen özel hükümde onuncu madde usulü işletilemez
Olağanüstü hal kararnamelerinde idareye başvuruda zımnî ret müessesesine yer verilmemişti. Daire, “özel hükümlerle açıkça düzenlenmiş bir konuda, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinde öngörülmüş olan usulün işletilmesi sonucunda oluşacak zımni ret üzerine dava açılmasına olanak bulunmamaktadır” sonucuna varmıştır.
Benzer yöndeki kararlar
Hakkında yeni işlem yoksa eski işlemin süresi geri gelmez
Davacı, 2013'te tesis edilen işlemden beş yıl sonra, dayanağı yönetmelikten “aile reisi” ibaresinin çıkarılmasını istemişti. Kurul, hakkında yeni bir işlem tesis edildiğine dair belge bulunmadığını saptayarak başvuruyu “dava açma süresinden çok sonra yapılan” bir başvuru saymış ve süreyi canlandırmayacağını belirtmiştir.
Yetkisiz idareye yapılan başvuru sayılmaz
Kurul, plan değişikliği talebinin “yetkili idareye yapılmadığından 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında görülemeyeceği”ni belirtmiştir.
Kendi taşınmazı olmayan yer için plan değişikliği istenemez
Site sakinleri, bitişikteki park alanının yalnız kendilerine ayrılmasını istemişti. Daire, imar planına karşı hemşehri sıfatıyla dava açılabildiğini, ancak “ilgililerin 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında mülkiyet ve benzeri nitelikte ilişkili olmadıkları taşınmazların kullanım kararının değiştirilmesi için başvuruda bulunamayacakları açıktır” demiştir.
İhale süreci ilanla başlar, sözleşmeyle biter
İhale sürecinde tesis edilen işleme karşı açılan davada Daire, ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerin kapsamını belirleyerek, “ihale ilanı ile başlayıp sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan süreçte idarece tesis edilen işlemlerin ivedi yargılama usulüne tâbi ihale işlemleri olduğunun kabulü gerekir” gerekçesine yer vermiştir.
10/2 Zımnî ret ve dava süresi#
Özel süre işlemde bildirilmemişse genel dava açma süresi uygulanır
Kurul, İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarihli kararına dayanarak, özel dava açma süresine tabi olmakla birlikte bunun “işlemde ya da yazılı bildirimde açıklanmaması hâlinde, dava konusu işlemin tebliğ tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği”ni belirtmiştir.
Zımnî ret, idarenin kurduğu gerçek bir işlemdir
Daire, “otuz gün içinde cevap verilmemesi idarenin isteğin reddine yönelik sükut suretiyle tesis ettiği bir işlem niteliğindedir” demiş; başvurunun yetkili organda görüşülmüş olmasını aramayı doğru bulmamıştır.
Zımnî ret yolu kapatılmadıkça açıktır
Daire, “davacının zımni ret üzerine dava açamayacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin mevcut olmadığı, dolayısıyla uyuşmazlıkta idari davaya konu edilebilir kesin ve icrai bir işlemin mevcut olduğu” sonucuna varmış; davanın incelenmeksizin reddini bozmuştur.
Aynı gerekçe iki kararda; Anayasa Mahkemesinin 19/11/2020 tarihli bireysel başvuru kararına dayanıyor.
Kesin olmayan cevapta bekleme altı ayı geçemez
Daire, mahkeme kararının beklenmesine ilişkin cevabı “10. maddesinde düzenlenen kesin olmayan cevap kapsamında” saymış; davacının “kesin olmayan cevaba karşı başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay bekleyerek takiben dava açması gerektiği”ni belirtmiştir.
Karar, maddenin o tarihteki altı aylık bekleme süresine dayanıyor.
Tebliğ tarihi sorulmadan süre hesaplanamaz
Daire, eksik inceleme saptamıştır: yazının “davacıya tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyip oluşan zımni ret üzerine dava açma süresi içinde dava açılmış ise” davanın süresinde sayılması, tebliğ tarihi belgelenemiyorsa yine süresinde kabul edilmesi gerekir.
Benzer yöndeki kararlar
Zımnî ret ile önceki işlem aynı dava değildir
Daire, 10. madde kapsamındaki başvurunun “zımnen reddine ilişkin işlem ile öğrencilikle ilişiğin kesilmesi işleminin farklı nitelikte işlemler olduğu, dolayısıyla iki davanın "konusunun" aynı işlemler olamayacağı” sonucuna varmıştır.
Son gün adli tatile rastlarsa yedi günlük süre sekiz eylülde biter
Altmış günlük dava açma süresinin son günü 25/08/2025 adli tatile rastlamıştı. Daire, davanın “ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren işlemeye başlayan yedi günlük sürenin son günü olan 08/09/2025 tarihinde” açılması gerektiğini belirterek süre aşımına karar vermiştir.
Ruhsat iptali isteminde süre reddi onandı
Daire, “Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir” diyerek kararı onamıştır.
Farklı idarelere yapılan başvurunun süreye etkisi karşı oyda tartışılmıştır.
Talep meclise götürülmese de zımnî ret doğar
Daire, “davacının talebi yetkili belediye meclisine götürülmemekle beraber 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında yapılan anılan başvurunun belediye meclisince zımnen reddine karar verilmesi sonucunun doğduğu”nu kabul etmiştir.
Karar süresinin uzatıldığı bildirimi kesin cevap değildir
İdare, karar alma süresini uzattığını bildirmişti. Daire, bunun “davalı idarece sonradan verilen kesin olmayan cevap olmakla, istemin reddi sayılarak açılan davada süre aşımı bulunduğundan söz edilemeyeceğinden” bahisle süre aşımı kararını bozmuştur.
Süresi geçmiş işlemde başvurunun etkisizliği#
Başvuru, kaçırılmış süreyi diriltmez
Kurul, davacının işlem ve ödeme tarihlerinde iddia ettiği hususların bilincinde olduğunu saptamış; aksi kabulün “süresinde dava açmayan kişilerin her zaman yapacakları bir başvuru ile dava açma imkanına kavuşması anlamına gelecek” olduğunu belirterek davayı süre aşımından reddetmiştir.
Düzenleyici işlemde süre geçtiyse başvuru onu diriltmez
Daire, “dava açma süresi geçtikten sonra düzenleyici işlemlerin değiştirilmesi, düzeltilmesi, kapsamının genişletilmesi gibi istemlerle yapılan ve 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan başvuruların, cevap verilmek suretiyle ya da zımnen reddi yolundaki işlemlerin iptali istemiyle açılan davalar yönünden, bu işlemlerin uygulama işlemi olarak kabulüne olanak bulunmadığından, bu davalarda süre aşımı bulunduğunun kabulü gerekmektedir” demiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Hak düşürücü süre geçtiyse onuncu maddeye dayanılamaz
Sürekli işçi kadrosuna geçiş istemleri reddedilen davacılar, sonradan 10. maddeye dayanarak yeniden başvurmuştu. Kurul, “375 sayılı KHK ile belirlenen sürelerin kesin ve hak düşürücü süreler olduğu” gözetildiğinde bu başvuruların yeni bir dava hakkı doğurmayacağı sonucuna varmıştır.
Yeni hukuki durum ve yeni başvuru#
Her yeni başvuru, yeni bir dava açma süresi başlatır
Kurul, “ilgililerin haklarında bir işlem yapılması amacıyla idareye yapmış oldukları başvurunun reddi halinde ret işlemine karşı dava açılmasına bir engelin bulunmadığı, her yeni başvuru üzerine idarece tesis edilecek işlem için 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen 60 günlük süre içinde dava açılmasının mümkün olduğu” sonucuna varmıştır.
Yeni bir hukuki durum, yeni bir başvuru hakkı doğurur
Kurul, mesleğe tekrar kabul istemiyle yapılan başvuruyu “yeni bir hukuki durum üzerine 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru” saymış; zımnen reddi üzerine genel süre içinde açılan davada süre aşımı görmemiştir.
Süregelen mülkiyet ihlalinde süre işlemez
Daire, süregelen mülkiyet hakkı ihlalinin kaldırılması istemiyle “2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca her zaman idareye başvurulabileceğinin ve bu başvurunun reddedilmesi halinde aynı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen 60 günlük yasal süresi içinde söz konusu işleme karşı dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir” demiştir.
Aynı gerekçe altmış yedi kararda — maddenin en geniş kümesi.
İptal kararından yararlanma başvurusunda on yıllık sınır
Daire, iptal kararının sonuçlarından yararlanmak için 10. madde kapsamında yapılacak başvuruların “Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zaman aşımı süresi içinde yapılması” gerektiğini, sürenin hakkın doğduğu tarihten işleyeceğini belirtmiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Tebliğ ve eki listelerde de aynı sınır
Daire, süresi geçmiş düzenleyici işlemin değiştirilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddini “uygulama işlemi olarak kabulüne olanak bulunmadığından” davayı süre aşımından reddetmiştir.
Beraat kararı yeni hukuki durumdur, yeni başvuru hakkı doğurur
Sözleşmesi ceza soruşturması gerekçesiyle feshedilen öğretim üyesi beraat etmişti. Daire, başvurunun 10. madde kapsamında olduğunu, “ceza yargılaması sonucu verilen beraat kararı ile oluşan yeni hukuki duruma göre işlem tesis edilmesi için davalı idareye başvuru yapılmıştır” diyerek işlemin sebep unsurunun ortadan kalktığını saptamıştır.
Süregelen etkiler doğuran işlem için her zaman başvurulabilir
Daire, ilgililerin “süre gelen etkiler doğuran idari işlemlere karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi hükmü uyarınca, haklarında kanunların öngördüğü işlemlerin yapılması için her zaman idareye başvurmaları” ve ret üzerine dava açmalarının mümkün olduğunu belirtmiştir.
İptal kararı geçmişe etkili hak doğurur mu
Daire, düzenleyici işleme karşı dava açmamış olup “iptal kararından yararlanmak üzere daha sonra 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında idareye başvuran kişiler yönünden geçmişe yönelik bir hak doğurup doğurmayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir” diyerek meseleyi bu çerçevede kurar.
Tebliğ hükmünün değiştirilmesi istemi de aynı sınıra tâbi
Daire, süresi geçmiş düzenleyici işlemin değiştirilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddini uygulama işlemi saymamış, davayı süre aşımından reddetmiştir.
Maddenin geneline ilişkin
Parasal haklarda altmış ve yüz yirmi günlük geriye yürüme
Kurul, başvuru üzerine açılan davada, dava tarihinden geriye doğru yüz yirmi günü geçmemek üzere başvurudan geriye doğru altmış gün içinde kalan ilk uygulamadan doğan farkların ödenebileceğini belirtmiştir.
Kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemin iptali istemi idari yargıda görülür
Arabuluculuk ücretinin Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesi istemiyle arabuluculuk bürosuna yapılan başvurunun zımnen reddi dava konusu edilmiş, İdare Mahkemesi ücretin yargılama gideri sayıldığından bahisle davayı görev yönünden reddetmiştir. Daire, kanun yararına temyiz üzerine, ödemenin reddi hâlinde "ödenmeyen arabuluculuk ücretinin yargılama giderine dönüşemeyeceği" ve ücretin yargılama gideri sayılmasının "dava açılmadan önce idari usûller uygulanarak idarece tesis edilen işlemin idari işlem olma niteliğini değiştirmeyecektir" tespitinden hareket etmiştir. Sonucu işlemi tesis eden iradenin niteliğine bağlayarak "arabuluculuk ücretinin ödenmesi istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddine ilişkin olarak idarenin bir birimi olan arabuluculuk bürosunca kamu gücü kullanılmak suretiyle tesis edilen idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın; 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca idari yargı merciince karara bağlanması gerektiği".
Karar, hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozma niteliğindedir ve Resmî Gazete'de yayımlanmasına karar verilmiştir.
Süre geçtikten sonraki itirazın reddi süreyi canlandırmaz
Daire, sürenin geçirilmesinden sonra yapılan ve “dava açma süresini yeniden canlandırması mümkün olmayan” itirazın reddi üzerine açılan davanın “süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır” sonucuna varmıştır.
İptal kararından yararlanmak için yapılan başvuruda süre aşımı aranmaz
Daire, düzenleyici işleme süresinde dava açmamış olsa bile ilgilinin “yargı kararıyla verilen iptal kararının sonuçlarından yararlanılması amacıyla idareye yaptığı başvurunun 10. madde kapsamında değerlendirilmesi suretiyle açılan davalarda süre aşımı bulunmadığı Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir” demiştir.
Süre geçtikten sonra yapılan başvuru süreyi diriltmez
Daire, işlem tesis edildikten yıllar sonra idareye yapılan başvurunun “dava açma süresini ihya etmeyeceği” gerekçesiyle davanın süre aşımından reddi gerektiğini belirtmiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Plan değişikliği için her zaman başvurulabilir
Süre geçmiş olsa da ilgili, plan değişikliği talebiyle “her zaman başvuruda bulunabileceği” gibi, bu başvuru üzerine verilecek cevaba karşı yeniden dava açabilir.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Değişim | Yürürlük | Ne oldu |
|---|---|---|---|
| 6/1/1982 | 2577 sayılı Kanun | 20/1/1982 | Maddenin ilk hâli |
| 10/6/1994 | 4001 sayılı Kanun | 18/6/1994 | Değişik · Mülga. İkinci fıkra yeniden yazılarak, idarenin kesin olmayan cevabı üzerine ilgiliye kesin cevabı bekleme imkânı tanınmış ve bekleme süresi altı ayla sınırlandırılmış; vergi uyuşmazlıklarını kapsam dışı bırakan üçüncü fıkra yürürlükten kaldırılmıştır. |
| 8/7/2021 | 7331 sayılı Kanun | 14/7/2021 | Hüküm, kamuoyunda dördüncü yargı paketi olarak anılan kanun teklifiyle değiştirilmiştir. Teklif, Adalet Komisyonunda 22 Haziran 2021 tarihinde geneli, 23 Haziran 2021 tarihinde maddeleri üzerinde görüşülmüş; İdari Yargılama Usulü Kanunu'na ilişkin ilk beş madde birlikte tartışılmıştır. Değişiklikle idareye yapılan başvurulara cevap verme süresi altmış günden otuz güne, idari eylemlerde bekleme süresi altı aydan dört aya indirilmiş; dava açma süresine dokunulmamıştır. 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle bu fıkranın birinci ve üçüncü cümlelerinde yer alan “Altmış” ibareleri “Otuz” şeklinde, ikinci cümlesinde yer alan “altmış” ibaresi “otuz” şeklinde, beşinci cümlesinde yer alan “altı” ibaresi “dört” şeklinde ve altıncı cümlesinde yer alan “altmış günlük” ibaresi “otuz günlük” şeklinde değiştirilmiştir. |
Tarih sütunu kanunlarda kabul, Anayasa Mahkemesi kararlarında karar tarihidir; yürürlük ise hükmün uygulanmaya başladığı tarihtir. Kanun metnindeki değişiklik şerhleri ile mevzuat.gov.tr metninin sayfa altı dipnotlarından ve yürürlük tarihleri tablosundan derlenmiştir.
- Kanun Numarası
- 2577
- Kabul Tarihi
- 6/1/1982
- Resmî Gazete
- 20/1/1982 · Sayı 17580
- Düstur
- Tertip 5 · Cilt 21 · Sayfa 147
İYUK.com.tr, "İdari makamların sükutu — İYUK m. 10", erişim tarihi: 10.10.2026.