Temyiz
(Değişik: 18/6/2014-6545/20 md.)
1. Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:
a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.
b) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarihli ve E.:2023/36 K.:2023/142 sayılı Kararı ile) (Yeniden Düzenleme:28/7/2024-7524/53 md.) Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.
c) (Ek:28/7/2024-7524/53 md.) (Mülga:16/7/2026-7589/6 md.)
d) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.
e) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.
f) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.
g) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.
h) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
ı) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar.
i) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar.
j) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar.
k) 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.
l) 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
m) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
n) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar.
2. (Ek:16/7/2026-7589/6 md.) Birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin istinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir. Ancak, aşağıda sayılan dava ve işler bakımından kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verilmiş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamaz:
a) İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar.
b) 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar.
c) 4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar.
d) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun uygulanmasından kaynaklanan davalar.
e) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar itibarıyla 45 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen parasal sınırı geçmeyen kararlar.
f) Sadece vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar.
Madde gerekçesi
Kanunun kabulü (6/1/1982)
Tasarıdaki karşılığı: 46'ncı madde.
Tasarının ilgili maddesi aynen benimsenmiştir. Genel Kurulda maddeye “başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi” ibaresi eklenmiş; üçüncü oturumdaki tekriri müzakerede madde, temyiz yolu ve süre ayrı ayrı düzenlenecek biçimde iki fıkra hâline getirilmiştir.
“İdare mahkemeleri ile vergi mahkemeleri kararlarına karşı Danıştaya temyiz yoluyla müracaat süresi 30 gün olarak tespit edilmiştir.”
6 Ocak 1982 tarihli Millî Güvenlik Konseyi Genel Kurulu görüşmesinde maddeye ilişkin önemli kesitler şunlardır:
Prof. Dr. Şeref Gözübüyük (Devlet Başkanı Hukuk Danışmanı) — “Bu da, bundan önce kabul ettiğimiz 45 nci maddeyle aynen ilgili. Orada da, Danıştay için temyiz yoluna başvurmada, süre ile müracaatın birbirinden ayrılması sağlanıyor. Müracaat için, kanunda, müracaat yolunu kapayan başka hükümler olsa dahi, biz bu yolu açmış oluyoruz.”
Millî Güvenlik Konseyi S. Sayısı 312 (1/254) · tarama · Millî Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi, 91 inci Birleşim, 6 Ocak 1982 · tarama
3622 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (5/4/1990)
Danıştay dava daireleri ile dava daireleri genel kurullarının ilk derece kararlarına karşı temyiz yolu açılmış; temyiz süresi altmış günden otuz güne indirilmiştir.
Kanunun 16 ncı maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Kanunun 46 ncı maddesinin 1 inci fıkrasına göre idare ve vergi mahkemelerinin nihaî kararları başka kanunlarda hüküm bulunsa dahi Danıştayda temyiz edilebilmektedir. Bu fıkrada yapılan değişiklikle Danıştay dava daireleri ile İdarî veya Vergi Dava Daireleri Genel Kurullarının nihaî kararlarına karşı Danıştayda temyiz yolu açılmaktadır. Maddenin 2 nci fıkrasında da, 1 inci fıkraya paralel düzenleme yapılmakta, «altmış günlük» temyiz süresi, davaların bir an önce kesin sonuca bağlanması ve idarî istikrarın sağlanması, işlerin süratlendirilmesi amacıyla otuz güne indirilmektedir.”
TBMM S. Sayısı 120 (1/415) — Hükümet tasarısı ve Adalet Komisyonu raporu · tarama · TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 18, Cilt 43, 99 uncu Birleşim, 5 Nisan 1990 · tarama · Tasarı 1/415, Bakanlar Kurulu 27/2/1988; Adalet Komisyonu raporu ve 120’ye 1 inci Ek. Kanun 5/4/1990 tarihinde kabul edilmiştir. Bu değişiklik yürürlükte değildir: hüküm daha sonra 18/6/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunla yeniden yazılmıştır. Bu sebeple kanun metnindeki dipnotlarda artık görünmez.
4001 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (10/6/1994)
Temyiz süresine “özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde” kaydı eklenmiştir.
Tasarının 19 uncu, kanunlaşan metnin 20 nci maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Vergi Usul Kanununda vergi uyuşmazlıkları ile ilgili olarak İdarî Yargılama Usulü Kanunundaki süreden farklı temyiz süresi getirilmiş bulunduğundan, 46 ncı maddenin 2 nci fıkrasına “özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde” ibaresi eklenmek suretiyle 2577 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrası ile paralellik sağlanmaktadır.”
TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 19, Cilt 62, 115 inci Birleşim, 10 Haziran 1994 (S. Sayısı 409 ve 409'a 1 inci Ek tutanağa eklidir) · tarama · Hükümet tasarısı 1/637, kanun teklifi 2/908; Adalet Komisyonu raporu 22/12/1993, ek raporu 24/2/1994. Kanun 10/6/1994 tarihinde kabul edilmiştir. Bu değişiklik yürürlükte değildir: hüküm daha sonra 18/6/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunla yeniden yazılmıştır. Bu sebeple kanun metnindeki dipnotlarda artık görünmez.
6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (18/6/2014)
Bölge idare mahkemesi kararlarından temyize tabi olanlar tahdidi olarak sayılmış, temyiz süresi on beş gün olarak belirlenmiştir.
Tasarının 12 nci, kanunlaşan metnin 20 nci maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Maddeyle, istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda bölge idare mahkemelerince esas hakkında karara bağlanan dava türlerinden temyize tabi olanlar, tahdidi olarak sayılmak suretiyle düzenlenmektedir. Bölge idare mahkemesinin sayılan kararlarına karşı temyiz süresi onbeş gün olarak hükme bağlanmaktadır.”
Genel gerekçede maddenin işlevi şöyle belirtilmiştir:
“2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, istinaf mahkemelerince karara bağlanacak konulardan hangisinin temyiz yolu ile Danıştay’a gideceği belirlenmekte olup, bu maddede tahdidi olarak sayılan bu konular dışındaki davaların bölge idare mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmesi öngörülmektedir.”
TBMM S. Sayısı 592 (Dönem 24, Yasama Yılı 4) — Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu · tarama · Kanun 18/6/2014 tarihinde kabul edilmiştir. İstinafa ilişkin hükümler, bölge idare mahkemelerinin Resmî Gazetede ilan edilen göreve başlama tarihinden (20/7/2016) itibaren uygulanmaya başlamıştır.
7589 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (16/7/2026)
Birinci fıkranın başına “1.” ibaresi eklenmiş, (c) bendi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye ikinci fıkra eklenmiştir. Bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden verdiği kararlar kural olarak otuz gün içinde temyize açılmış; tek hâkimle görülen davalar, 4081, 3091 ve 6458 sayılı Kanunların uygulanmasından doğan davalar, parasal sınırın altında kalan farklar ile yalnız vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kararlar bunun dışında tutulmuştur.
Teklifin 7 nci, kanunlaşan metnin 6 ncı maddesine ilişkin gerekçede önce mevcut durum ortaya konulmuştur:
“Mevcut düzenlemede, bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların temyiz edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları, konusu belirli parasal sınırı aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar ile uyuşmazlığın niteliği itibarıyla kanun koyucu tarafından temyiz incelemesine tabi tutulması gerekli görülen dava türleri Danıştayda temyiz edilebilmektedir.”
“Bölge idare mahkemeleri yalnızca ilk derece mahkemesi kararlarının hukuka uygunluğunu denetleyen bir merci olarak değil, bazı hallerde ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden karar veren bir yargı mercii olarak görev yapmaktadır. Bu yönüyle bölge idare mahkemesinin, istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece mahkemesi kararını kaldırması ve yeni bir hüküm kurması hâlinde verilen karar, taraflar bakımından doğrudan sonuç doğuran yeni bir yargısal değerlendirme niteliği taşımaktadır.”
Değişikliğin dayanağı olan Anayasa Mahkemesi kararı şöyle değerlendirilmiştir:
“Anayasa Mahkemesinin 27/3/2025 tarihli ve E: 2024/189, K: 2025/83 sayılı kararıyla, 2577 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan ve bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğunu öngören kural, “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi söz konusu kararında, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeni bir karar verdiği hallerde, bu kararın taraflar ve hukuk düzeni bakımından doğuracağı sonuçlar gözetilmeksizin temyiz yolunun kategorik olarak kapatılmasının hükmün denetlenmesini talep etme hakkına ölçüsüz bir sınırlama oluşturduğunu belirtmiştir.”
“Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi kararında, bölge idare mahkemelerinin bazı kararlarının kesin sayılmasını kural olarak Anayasaya aykırı bulmamış; bazı kararların kesin sayılmasını, davaların makul sürede ve en az giderle sonuçlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması, Danıştayın iş yükünün azaltılması ve içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesi gerekçeleriyle meşru sebepler olarak kabul etmiştir.”
Getirilen kural ve istisnaları şöyle açıklanmıştır:
“Düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesinin anılan kararında ortaya konulan ölçütler gözetilerek, bölge idare mahkemeleri tarafından istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden verilen kararların, kural olarak tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilmesi öngörülmektedir. Böylelikle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması üzerine bölge idare mahkemesince yeni bir hüküm kurulan hallerde, bu kararın hukuka uygunluğunun Danıştay tarafından denetlenmesine imkân tanınmakta ve hükmün denetlenmesini talep etme hakkının daha etkili biçimde korunması sağlanmaktadır.”
“Bununla birlikte, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması üzerine bölge idare mahkemesince yeniden verilen her kararın mutlak şekilde temyiz incelemesine tabi tutulması; idari yargıda kanun yolu sisteminin işleyişi, makul sürede yargılanma hakkı, usul ekonomisi ve Danıştayın iş yükü bakımından sakıncalar taşımaktadır. Bu sebeple ikinci fıkranın ikinci cümlesiyle bir istisna getirilerek tek hakimle görülen davalar ile niteliği itibarıyla Danıştayın temyiz incelemesine zaruret bulunmadığı değerlendirilen dava ve işlerde bölge idare mahkemelerince kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verilmiş olsa dahi bu kararların temyiz edilemeyeceği düzenlenmektedir.”
“Belirtmek gerekir ki, bölge idare mahkemesinin 45 inci maddenin üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentleri kapsamında istinaf başvurusunu reddettiği hallerde ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmamış olacağından, bu kararlar bakımından temyiz yolu açılmamıştır. Örneğin; 45 inci maddenin üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararının sonucunu hukuka uygun bulmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaması veya eksik bulması nedeniyle gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddettiği hallerde, gerekçenin değiştirilmiş olması bizatihi kararın temyiz edilebilmesi sonucunu doğurmayacaktır.”
“Diğer yandan, kural olarak bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesinin kararını kaldırıp yeniden verdiği kararlar temyize açıldığından, aynı sonucu halihazırda konusu sadece para olan davalar bakımından sağlayan birinci fıkranın (c) bendine ihtiyaç kalmamıştır. Bu sebeple anılan bent yürürlükten kaldırılmaktadır. Belirtmek gerekir ki, maddenin birinci fıkrasında sayılan davalarda verilen kararlar her halükârda temyize açık olmaya devam edecektir.”
“Düzenleme, Anayasa Mahkemesinin iptal kararında ortaya konulan anayasal ölçütler doğrultusunda hükmün denetlenmesini talep etme hakkı ile davaların makul sürede ve en az giderle sonuçlandırılması ilkeleri arasında ölçülü bir denge kurmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede, bölge idare mahkemelerince kaldırma kararı üzerine yeniden verilen kararların temyiz edilebilirliği açıkça düzenlenmekte; temyize kapalı tutulacak dava ve işler ise kanunda ayrıca gösterilerek kanun yolu sisteminin belirli, öngörülebilir ve uygulanabilir hâle getirilmesi sağlanmaktadır.”
TBMM Sıra Sayısı 280, Dönem 28, Yasama Yılı 4 — kanun teklifi (2/3737) ve Adalet Komisyonu Raporu, dağıtma tarihi 1/7/2026 · tarama · 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmî Gazete 31/7/2026 - 33326 · tarama · Teklifin ve Adalet Komisyonu metninin 6 ve 7 nci maddeleri, kanunlaşan metinde 5 ve 6 ncı maddelerdir; gerekçeler teklif numaralandırmasıyla yayımlanmıştır. 46 ncı maddede yapılan değişiklikler, 7589 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 31/7/2026'dan sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır; bu tarihten önce verilen kararlara önceki hükümler uygulanmaya devam eder.
Madde şerhi
Bu madde için şerh henüz yazılmadı.
Kararlar
46/1 Temyiz edilebilecek kararlar#
Bölge idare mahkemesinin "temyiz yolu açıktır" demesi temyiz hakkı doğurmaz
Baroya kayıt istemine ilişkin kararın temyizinde Kurul, kararın birinci fıkranın (d) bendindeki meslekten çıkarılma ile (e) bendindeki ticari faaliyetin engellenmesi kapsamına girmediğini belirledikten sonra, “temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında temyiz yolunun açık olduğunun belirtilmesinin, kanunen temyiz yolu öngörülmeyen davalarda ilgilisine temyiz hakkı vermeyeceği de açıktır” gerekçesiyle temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar vermiştir.
Temyize tabi davalar listesi, başvuru hakkını daraltacak biçimde katı yorumlanmaz
Temyiz isteminin incelenmeksizin reddedildiği uyuşmazlıkta Daire, maddede sayılan davaların yorumlanmasında gözetilecek ölçüyü belirleyerek, “mahkemeye erişme hakkı, temyiz yoluna başvurma hakkını da kapsadığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize tabi davaları düzenleyen 46. maddesinin temyiz yoluna başvuru haklarını daraltan şekilde katı yorumlanmaması gerekir” gerekçesine yer vermiştir.
Ne düzenleyici işlem ne de faaliyeti engelleyen işlem olan karar kesindir
Ulaşım koordinasyon merkezi kararına karşı açılan davada verilen bölge idare mahkemesi kararının temyizi üzerine Daire, kararın "genel nitelikte düzenleyici işlem niteliğinde olmadığından, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği; yürütülmekte olan belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlem sıfatını haiz olmadığından, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi kapsamına da girmeyeceği" gerekçesiyle temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar vermiştir.
Sayılanlar arasında olmayan davada istinaf kararı kesinleşir
Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine karşı açılan davada Daire, verilen kararın "2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayılan temyiz edilebilecek konular arasında yer almadığı ve istinaf incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği" saptamasıyla temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar vermiştir.
46/1-b Belli bir miktarı aşan davalar#
Objektif olarak belirlenebilen miktar (b) bendi kapsamındadır
Temyiz başvurusunun parasal sınır nedeniyle reddedildiği uyuşmazlıkta Daire, “uyuşmazlık konusu miktar objektif olarak tespit edilebilir olduğundan uyuşmazlığın, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (b) bendi kapsamında belirli bir miktarı ihtiva eden bir uyuşmazlık olarak değerlendirilmesi gerektiği, hükmün sonucu olarak elde edilecek tutar istinaf kararının verildiği 2023 yılı temyiz sınırı olan 581.000,00-TL'nin üzerinde olduğundan davalı idarenin temyiz başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında usule uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır” gerekçesine yer vermiştir. Aynı gerekçe doksan dokuz kararda tekrarlanmaktadır.
Sınırı aşmayan ve bentlerde sayılmayan davada istinaf kararı kesindir
İmar para cezasına karşı açılan davada Daire, “konusu para ile değerlendirilen uyuşmazlıklara ilişkin 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirlenen miktarı aşmayan davalar ve aynı fıkranın diğer bentlerinde sayılan dava konuları dışında kalan davalar hakkında idare mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu; dolayısıyla, bu kararların temyiz istemine konu edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır” gerekçesine yer vermiştir.
46/1-e Görevden alma ve meslekten çıkarma#
Geçici olarak faaliyetten alıkoyma meslekten çıkarma sayılmaz
Yetkilendirilmiş gümrük müşavirinin altı ay süreyle mesleki faaliyetten alıkonulması bakımından Daire, işlemin "belirli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğurmadığı", yalnızca "belirli bir süre ile meslek icrasının disiplin cezası niteliğinde bir işlemle durdurulması sonucunu doğurduğu" sonucuna vardı.
Mesul müdürlükten alınma, uzmanlık mesleğini engellemez
Daire, işlemin "davacının deri ve zührevi hastalıklar uzmanı olarak mesleğini icra etmesinin engellenmesi mahiyetinde bir işlem olmadığı, sadece mesul müdürlük görevini yapamaması sonucunu doğuran bir işlem olduğu" tespitiyle davayı kırk altıncı madde kapsamı dışında bıraktı.
Sertifikanın yenilenmemesi, hekimin mesleğinden çıkarılması değildir
Daire ölçüyü mesleğin bütünü üzerinden kurdu: sertifikanın yenilenmemesine ilişkin işlem "sertifika eğitimi uyarınca kazanılan yetkinliklerle sınırlı olarak tıbbi uygulama yapabilme yetkisini engellemekte olup, tabibin diğer alanlarda hekimlik mesleğinin icrasına devam edebileceği gözetildiğinde" kırk altıncı maddedeki meslekten çıkarılma niteliğini taşımaz.
Üst düzey kamu görevlisinin görevden alınmasında temyiz yolu açıktır
Bölge idare mahkemesinin temyiz yolu kapalı olmak üzere verdiği kararın temyizinde Daire, kararın "2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde yer alan daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin görevden alma işlemlerine ilişkin davalar kapsamında değerlendirilerek, temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmesi gerekirken" aksi yönde verilmesinde hukuki isabet bulunmadığına ve kararın bozulmasına karar vermiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Hemşirenin hemodiyaliz sertifikası için de aynı ölçü
Sertifikanın geçerliliğini yitirdiğine ilişkin işlem, "hemşire olan davacının diğer alanlarda mesleğinin icrasına engel teşkil etmediğinden" ne meslekten çıkarılma ne de ticari faaliyeti engelleyen işlem sayıldı.
46/1-e Ticari faaliyeti engelleyen işlemler#
Faaliyete devam eden sağlık kuruluşunun ek kadro istemi kapsam dışıdır
Daire, "sağlık hizmeti sunmaya devam etmekte olan sağlık kuruluşunun, mevcut kadrosuna ilave olarak ek kadro verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin, davacı şirketin ticari faaliyetinin engellenmesi sonucunu doğuran bir yönünün bulunmadığı" sonucuna vardı.
Kendi personelini taşıyan şirketin aracının men'i ticari faaliyeti engellemez
Şirket, kendi işyerine kendi çalışanlarını taşırken aracı altmış gün trafikten men edilmişti. Daire bunu (e) bendi dışında saydı: işlemin "belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlem niteliğinde olmadığı" sonucuna varıldı; bölge idare mahkemesi kararı kesindir.
Benzer yöndeki kararlar
Faaliyet engellenmiyorsa parasal sınır da ayrıca devreye girer
Aracın trafikten men'i ile idari para cezasına karşı açılan davada Daire, men işleminin esas ticari faaliyeti engelleyen nitelikte bulunmadığını belirledikten sonra, “öte yandan davaya konu edilen idari para cezası miktarının da temyiz parasal sınırının altında kaldığı görülmekte olup” saptamasıyla bölge idare mahkemesi kararının kesin olduğuna karar vermiştir.
Yeni birim kurma isteminin reddi de faaliyeti engellemez
Daire, "sağlık hizmeti sunmaya devam etmekte olan sağlık kuruluşunun, bünyesinde radyoterapi merkezi kurulması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin, davacı şirketin ticari faaliyetinin engellenmesi sonucunu doğuran bir yönünün bulunmadığı" sonucuna vardı.
Kendi personelini taşıma esas iştigal alanı değildir
Daire, aracın altmış gün trafikten men edilmesinin "davacının esas iştigal alanına ilişkin ticari faaliyetinin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlem niteliğinde olmadığı" sonucuna vardı.
Ek kadro ve cihaz isteminin reddi, ticari faaliyeti engelleyen işlem değildir
Sağlık hizmetini sunmaya devam eden özel hastanenin ek branş kadrosu ve ek cihaz istemi reddedilmişti. Daire, "dava konusu işlemin, davacı şirketin ticari faaliyetinin engellenmesi sonucunu doğuran bir yönünün bulunmadığı" gerekçesiyle, "her ne kadar temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmişse de, kesin olup temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır" dedi.
Ölçü, kuruluşun öteki alanlarda faaliyetinin sürmesidir
Faaliyet izin belgesinin ruhsata işlenmemesi bakımından Daire, "sağlık kuruluşunun diğer alanlarında faaliyetinin devam ettiği gözetildiğinde" işlemin kırk altıncı maddedeki niteliği taşımadığına hükmetti.
48/6 ve 48/7 Kesin karar hakkında temyiz#
Kesin karar hakkındaki temyiz istemini ret kararı Danıştayca kesin verilir
Kesin bir karar hakkında yapılan temyiz başvurusunda Daire, 48. maddenin altıncı fıkrası uyarınca “temyizin kesin bir karar hakkında olması halinde kararı veren merciin temyiz isteminin reddine karar vereceği; aynı maddenin 7. fıkrasında ise, temyizin kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hallerde altıncı fıkrada sözü edilen kararın Danıştayın ilgili dairesince kesin olarak verileceği” kuralını uygulamıştır. Aynı gerekçe yetmiş dört kararda tekrarlanmaktadır.
Maddenin geneline ilişkin
Parasal sınırın altındaki idari para cezasında istinaf kararı kesindir
Kurul, kırk altıncı maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin "konusu para olan davalarda öncelikle uygulanması gerektiği ve 46/1-h bendinin ise bu sisteme istisna teşkil etmediği" sonucuna vardı; buna göre sınırı aşmayan idari para cezası davasında bölge idare mahkemesi kararının kesin olduğu, "dolayısıyla, bu kararın temyiz istemine konu edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır".
İşlemden kaldırma kararı ara karar değil nihai karardır
Limited şirketin tüzel kişiliği dava devam ederken sona erdiğinde dosyanın yeniden işleme konulması için ihya kararının gerekip gerekmediği konusunda bölge idare mahkemesi vergi dava daireleri arasındaki aykırılığın giderilmesi istenmişti. Kurul şu gerekçeye yer vermiştir: "dosyanın işlemden kaldırılması yönünde verilen kararın ilk iki durumda olduğu gibi ara kararı niteliğinde olduğunun kabul edilmesi, yargılama hukuku kurallarıyla uyuşmayan, dosyanın yeniden işleme konulması talep edilmedikçe davanın sonsuza kadar derdest kalması sonucunu doğuracaktır". Buradan hareketle kararın nihai nitelikte olduğunu ve parasal sınırın üstünde temyize tabi bulunduğunu kabul etmiş; kesin kararla kesin olmayan karar arasındaki aykırılığın bu yolla giderilmesine hukuken olanak bulunmadığından istemi reddetmiştir.
Anayasa Mahkemesi, kısmen veya tümden kabul hâlinde kesinliği iptal etti
Anayasa Mahkemesi, altıncı fıkradaki "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." ibaresini "istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali" yönünden iptal etti; karar 26 Haziran 2025'te yürürlüğe girdi. Daire, iptalin "bakılmakta olan uyuşmazlıkta da dikkate alınması gerektiği açıktır" diyerek kısmen kaldırma kararını temyize tabi saydı ve kendi önceki ret kararını kaldırdı.
Ölçü davanın açıldığı tarihteki temyiz sınırıdır
Arazi izin bedeline ilişkin uyuşmazlıkta Daire, talep edilen bedel miktarının davanın açıldığı tarihte geçerli olan temyiz parasal sınırının altında kaldığını saptamıştır. Temyize konu kararın 46. maddeye göre temyiz kanun yolu açık olmayan kararlardan olduğu sonucuna varmış ve temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar vermiştir.
Ölçü artık davanın açıldığı tarihteki parasal sınırdır
Yirmi bir bin sekiz yüz yirmi iki liralık idari para cezasına karşı açılan davada Bölge İdare Mahkemesi, İdare Mahkemesi kararını kesin sayarak istinaf istemini incelenmeksizin reddetmişti. Daire, "Usul hukuku alanında geçerli olan temel ilke, yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir" diyerek 7550 sayılı Kanun'la getirilen ölçüyü uygulamış; davanın açıldığı 2023 yılı sınırının yirmi bin lira olduğunu saptayarak istinaf incelemesinin esas yönünden yapılması gerektiği sonucuna varmış ve kararı bozmuştur.
Süre aşımından önce kararın temyize tabi olup olmadığı incelenir
Bölge idare mahkemesi, otuz günlük sürenin çok sonra başvurulduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar vermişti. Daire, "söz konusu uyuşmazlığın öncelikle olarak temyize tabilik bakımından değerlendirilmek suretiyle" incelenmesi gerektiğini belirtmiş; elli bir bin liralık tazminat isteminin temyiz parasal sınırının altında kaldığını ve 46. maddede sayılan davalar arasında yer almadığını saptayarak kararın kesin olduğu sonucuna varmıştır.
Değişiklikten önce ölçü kararın verildiği tarihti
Maden Kanunu'na muhalefet nedeniyle verilen idari para cezasına karşı açılan davada Daire, ceza miktarının Bölge İdare Mahkemesince karar verildiği tarihte geçerli olan temyiz parasal sınırının altında kaldığını saptayarak temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar vermiştir. Karar, ölçüyü karar tarihine bağlayan Ek 1. maddenin ikinci fıkrasının 7550 sayılı Kanun'la değiştirilmesinden önce verilmiştir.
Usulü kanun belirler, dosyanın gidişatı değil
Daire, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında olmadığını saptamış; “genel yargılama usulü yerine ivedi yargılama usulü uygulanarak karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır” diyerek kararı bozmuştur.
Temyiz etmemiş taraf karar düzeltme isteyemez
Davacı temyiz yoluna başvurmamış, karar onun yönünden kesinleşmişti. Daire, “temyiz isteminde bulunmayan davacı yönünden İdare Mahkemesi kararının kesinleştiği açık olup, davacının kararın düzeltilmesi isteminin incelenmesine olanak bulunmamaktadır” diyerek istemi incelenmeksizin reddetmiştir.
Değişiklikten önce ölçü bölge idare mahkemesi kararının verildiği yıldı
Daire, "davanın konusunun temyize konu bölge idare mahkemesi kararının verildiği 2023 yılı için miktar itibarıyla öngörülen temyiz sınırı olan 581.000,00-TL'nin altında kaldığı anlaşıldığından" Bölge İdare Mahkemesi kararının kesin olduğu sonucuna varmıştır. Karar, ölçüyü karar tarihine bağlayan ikinci fıkranın 7550 sayılı Kanun'la değiştirilmesinden önce verilmiştir.
Konusu para olmayan işlemde parasal sınır ölçütü işlemez
Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun geçici 11. maddesi kapsamında araca ilişkin tesis edilen işleme karşı açılan davada Daire, "dava konusu işlemin konusunun para olmadığı dikkate alındığında" vergi mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusu üzerine verilen karara karşı yapılan temyiz başvurusunun incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Benzer yöndeki kararlar
Islahla artırılan tazminatta da dava tarihindeki sınır ölçüdür
Çocuğunun ölümü nedeniyle açılan ve miktar artırım dilekçesiyle iki yüz otuz altı bin liraya çıkan tam yargı davasında Daire, "davanın, açıldığı 2018 yılındaki temyiz parasal sınırının üzerindeki bir miktara ilişkin olduğu" saptamasıyla kararın temyize tabi olduğu sonucuna varmıştır.
Aynı ölçü devlet hakkı bedelinin iadesinde de uygulanmıştır
İadesi talep edilen devlet hakkı bedeline ilişkin davada Daire, miktarın davanın açıldığı tarihte geçerli olan temyiz parasal sınırının altında kaldığını saptayarak temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar vermiştir.
İvedi usule girmeyen işte doğrudan temyiz yapılamaz
Daire, ivedi yargılama usulü kapsamında olmayan uyuşmazlıkta doğrudan temyiz incelemesi yapılamayacağını yineledi.
Kırk altıncı maddede sayılmayan dava için sınır aranmaz, karar kesindir
Vergi Dava Dairesi kararının temyizinde Daire, kararın "2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidi olarak sayılanlar arasında yer almadığı dolayısıyla" kesin olduğunu saptayarak temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar vermiştir.
Kırk altıncı maddede sayılmayan davada istinaf kararı kesinleşir
Daire, "istinaf incelemesinden sonra temyiz incelemesine tabi olan davalar arasında sayılmayan ve 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca istinaf incelemesi üzerine kesinleşen karar hakkında temyiz isteminde bulunulması hukuken mümkün" olmadığına hükmetti.
Kesin karara karşı temyiz incelenmez
Daire, temyiz istemine esas teşkil eden kararın Bölge İdare Mahkemesinin 46. maddeye göre temyiz yolu açık olmayan kesin kararlarından olduğunu saptayarak temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar vermiştir.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Değişim | Yürürlük | Ne oldu |
|---|---|---|---|
| 6/1/1982 | 2577 sayılı Kanun | 20/1/1982 | Maddenin ilk hâli |
| 18/6/2014 | 6545 sayılı Kanun | 28/6/2014 | Değişik. Bölge idare mahkemesi kararlarından temyize tabi olanlar tahdidi olarak sayılmış, temyiz süresi on beş gün olarak belirlenmiştir. |
| 26/7/2023 | Anayasa Mahkemesi · E. 2023/36, K. 2023/142 | 13/7/2024 | İptal. (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarihli ve E.:2023/36 K.:2023/142 sayılı Kararı ile) |
| 28/7/2024 | 7524 sayılı Kanun | 2/8/2024 | Ek bent · Yeniden Düzenleme · Ek. 28/7/2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi ile bu fıkraya (b) bendinden sonra gelmek üzere bent eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir. |
| 16/7/2026 | 7589 sayılı Kanun | 31/7/2026 | Ek ibare · Mülga · Ek. Birinci fıkranın başına “1.” ibaresi eklenmiş, (c) bendi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye ikinci fıkra eklenmiştir. Bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden verdiği kararlar kural olarak otuz gün içinde temyize açılmış; tek hâkimle görülen davalar, 4081, 3091 ve 6458 sayılı Kanunların uygulanmasından doğan davalar, parasal sınırın altında kalan farklar ile yalnız vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kararlar bunun dışında tutulmuştur. 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle bu fıkranın başına “1.” ibaresi eklenmiştir. |
Tarih sütunu kanunlarda kabul, Anayasa Mahkemesi kararlarında karar tarihidir; yürürlük ise hükmün uygulanmaya başladığı tarihtir. Kanun metnindeki değişiklik şerhleri ile mevzuat.gov.tr metninin sayfa altı dipnotlarından ve yürürlük tarihleri tablosundan derlenmiştir.
Metinde atıf yapılan maddeler
- Kanun Numarası
- 2577
- Kabul Tarihi
- 6/1/1982
- Resmî Gazete
- 20/1/1982 · Sayı 17580
- Düstur
- Tertip 5 · Cilt 21 · Sayfa 147
İYUK.com.tr, "Temyiz — İYUK m. 46", erişim tarihi: 10.10.2026.