İptal ve tam yargı davaları
İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.
Madde gerekçesi
Tasarıdaki karşılığı: 11'inci madde.
Tasarının ilgili maddesi aynen benimsenmiştir.
Millî Güvenlik Konseyi S. Sayısı 312 (1/254) · tarama
Madde şerhi
Bu madde için şerh henüz yazılmadı.
Kararlar
Aşırı şekilcilik ve mahkemeye erişim ölçüsü#
Katı yorum mahkemeye erişimi ihlal eder
Anayasa Mahkemesi, süreyi el koyma tarihinden başlatan yorumu “2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinin oldukça katı bir şekilde yorumlanması” saymış ve mahkemeye erişim hakkının ihlaline karar vermişti. Daire bu karara dayanarak işin esasının incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Sürenin başlangıcı aşırı şekilcilikten uzak belirlenir
Daire, idari işlemden doğan tam yargı davalarında sürenin “kural olarak uyuşmazlık konusu idarî işleme karşı dava açma süresine tâbi” olduğunu belirtmiş; tazminatın koşulları arasında illiyet bağını sayarak, sürenin başlangıcının “aşırı şekilcilikten uzak bir şekilde, tazminatın şartlarının oluştuğu tarih” esas alınarak tespit edilmesi gerektiğini söylemiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Reddedilen tazminat üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmez
Maden işletmesine ilişkin tam yargı davasında Daire, mahkemelerin usul kurallarını uygularken “davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten kaçınmaları” gereğini gözeterek davacı aleyhine nispi vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği sonucuna varmış, kararı düzelterek onamıştır.
Kusuru olmayan davacıya yeni külfet yüklemek hakkaniyetle bağdaşmaz
Özel tüketim vergisi istisnası kapsamındaki taşıta ilişkin tam yargı davasında Daire, “olayda kendisine kusur atfedilemeyecek olan davacıya yeni bir külfet yüklemenin hakkaniyetle bağdaşmadığı”nı belirterek, hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle verilen ret kararını bozmuştur.
Dava yollarının seçimi: iptal, tam yargı ya da ikisi birlikte#
İşlem iptal edilince yoksun kalınan parasal haklara da hükmedilir
Daire, 12. maddenin “idari işlem nedeniyle haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan ilgililere seçimlik hak” tanıdığını belirtmiş; işlemin iptali üzerine “davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi isteminin kabulüne, özlük haklarının iadesine karar verilmesi gerektiği” sonucuna varmıştır.
Madde davacıya seçimlik hak tanır
Daire, maddenin “idari işlem nedeniyle haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan ilgililere seçimlik hak tanımış” olduğunu belirtir: önce iptal sonra tam yargı, ikisi birlikte ya da doğrudan tam yargı. İptal istemi kabul edilince parasal haklar hakkında da hüküm kurulması gerekir.
Benzer yöndeki kararlar
Düzenlemeyle zarar arasında illiyet bağı yoksa sorumluluk doğmaz
Kılık ve kıyafet yönetmeliğine dayanılarak açılan tam yargı davasında Daire, 12. maddenin “idari işlem dolayısıyla hakları ihlal edilen kişilere seçimlik bir hak” tanıdığını belirtmiş; ancak “uğranıldığı ileri sürülen zarar ile anılan düzenleme arasında bir illiyet bağının bulunmadığı” gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Tek sınır süredir
Daire, iptal davasından sonra açılacak tam yargı davası için maddede “yer alan tek daraltıcı düzenleme tam yargı davası açmanın süreye bağlanmış olmasıdır” demiştir.
İptal kararı üzerine açılan tam yargı davası#
Mahkeme öyle nitelendirmese de dava on ikinci madde davasıdır
İdare Mahkemesi davayı 12. madde kapsamında görmemişti. Kurul, “davacı taleplerinin dayanağının davacının okuldan ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlem olduğu” gerekçesiyle davanın “iptal davası sonrası açılan tam yargı davası niteliğinde olduğu” sonucuna varmış, süre aşımı kararını bozmuştur.
İptal kararından sonra yoksun kalınan haklar ödenir
Daire, “hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanarak iptal edilen işlem nedeniyle, iptal kararı sonrasında talep edilen, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının, yasal faiziyle birlikte tazmini gerektiği” sonucuna varmış, aksi yöndeki kararı kanun yararına bozmuştur.
İptal davası üzerine açılan tam yargıda faiz iptal davası tarihinden işler
Daire, “hükmedilecek maddi tazminata yürütülecek faizin başlangıç tarihinin, iptal davası üzerine açılan tam yargı davalarında, iptal davasının açıldığı tarih olarak kabulü gerek”tiğini belirtmiş; faizi idareye başvuru tarihinden işleten mahkeme kararını bozmuştur.
Benzer yöndeki kararlar
İptal davası objektif, tam yargı davası sübjektif niteliktedir
"iptal davası açabilmek için dava konusu yapılmak istenen idari işlem ya da eylemin davacının mutlaka kişisel bir hakkını ihlal etmesi gerekmez iken tam yargı davası açabilmek için bir işlem ya da eylemin doğrudan bir kişisel hakkı ihlal etmesi zorunludur". Kurul bunu "Zira iptal davası objektif nitelikte bir dava iken tam yargı davası subjektif bir dava niteliğindedir." sözüyle bağlamış, düzenleyici işlemin iptal edilmiş olmasını tek başına tazminat sebebi saymamıştır.
İptal kararı mutlak göreve başlatma değilse yeni işlem yeni uyuşmazlık doğurur
Atamanın yapılmamasına ilişkin işlem iptal edilmişti. Daire, iptal kararının “davacının mutlak olarak göreve başlatılması niteliğinde olmaması” nedeniyle, iki yıl sonra göreve başlatılmasının ardından yapılan başvurunun zımnen reddinin ayrı bir uyuşmazlık doğurduğunu belirtmiştir.
İptal kararı üzerine açılan tam yargıda yetkili yer iptali veren mahkemedir
Daire, 12. madde uyarınca “iptal ve tam yargı davalarının birlikte veya iptal davası sonuçlandıktan sonra tam yargı davası açılması mümkün olduğundan”, uyuşmazlığın çözümünde 36. maddenin (a) fıkrası gereğince iptal kararını veren mahkemenin yetkili olduğu sonucuna varmıştır.
On ikinci madde kapsamındaki istem ayrı dilekçeyle
Daire, iptal kararı üzerine istenen haklar ile sonraki bir işlemden doğan hakların “ayrı dava açılması gerekirken, tek dilekçe ile dava açılmasında 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi hükmüne uyarlık bulunmamaktadır” demiştir.
İşlemin icrası ve sürenin başlangıcı#
El koyma değil, müsadere kararı süreyi başlatır
Aracın muhafaza altına alındığı tarihten itibaren süre hesaplanmıştı. Kurul, “kolluk güçlerince yapılan muhafaza altına alma işleminin ancak yargı mercilerince verilebilecek olan bir müsadere kararı ile kesinleşeceği”ni belirterek, sürenin başlangıcı olarak müsadere kararının esas alınması gerektiğini söylemiştir.
Her kesinti yeni bir dava açma süresi başlatır
Borç çıkarma işlemi tebliğ edilmiş, tahsilat aylık kesintilerle yapılmıştı. Kurul, “borç çıkarma işleminin icrası niteliğinde olan her bir kesinti işleminden itibaren, 2577 sayılı Kanunun 12. maddesi uyarınca, 60 günlük yeni bir dava açma süresinin başladığının kabulü gerektiği” sonucuna varmıştır.
Ödemenin yapıldığı tarih icra tarihidir
Daire, ek Devlet hakkının ödenmesini işlemin icrası saymış; davanın “işlemin icrasından itibaren altmış günlük dava açma süresi içinde (ödemenin yapıldığı tarihten itibaren süresinde)” açıldığını kabul ederek tazminat istemi olarak incelenmesine engel görmemiştir.
Yapının hizmete açılması işlemin icrasıdır
Üst geçit yapımından doğduğu ileri sürülen zararda Daire, zararı eyleme değil işleme bağlamıştır: süre “üst geçit yapımının sona erdiği ve hizmete açıldığı 25/11/2009 tarihinden itibaren altmış gün” olarak işler; sonradan yapılan başvuru süreyi canlandırmaz.
Benzer yöndeki kararlar
Köprülü kavşakta da ölçü aynı
Zarar “farklı seviyeli köprülü kavşak yapılmasına ilişkin işlemden ve bu işlemin icrasından” doğduğundan süre, kavşağın trafiğe açıldığı tarihten işlemiştir.
Aynı gerekçe iki kararda.
Ödenen tutarın iadesi de icraya bağlanır
Daire, iade talebi yönünden sürenin “2577 sayılı Yasanın 12. maddesi kapsamında "işlemin icrası" olarak kabul edilebilecek ödeme tarihinden” başlatılabileceğini belirtmiştir.
On ikinci madde ile on üçüncü maddenin sınırı#
İşlemden doğan zarar 12, eylemden doğan 13. maddeye tâbi
Kurul iki yolu ayırır: eylemden doğan zararda 13. maddedeki başvuru şartı işler, buna karşılık “12. maddede yer alan düzenleme uyarınca, idari işlemlerin yol açtığı hak kayıplarının giderilmesinin istenilmesi hâlinde ise doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davasının açılması veya ilk önce iptal davası açılarak bu davanın karara bağlanması üzerine veya işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içerisinde tam yargı davasının açılması gerekmektedir”.
Zarar işlemin icrasından doğuyorsa on üçüncü maddedeki başvuru şartı aranmaz
Av yasağı nedeniyle ayıları vuramayan davacının hayvanları telef olmuştu. Daire, zararın “idari işlem olan av yasağı kararından ve bu kararın icrasından” doğduğunu saptayarak “2577 sayılı Yasanın 12.maddesi kapsamında bulunan uyuşmazlıkta, anılan Yasanın 13.maddesinde idari eylemden doğan zararlar için öngörülen idareye başvurma şartının aranmaması gerektiği”ni belirtmiştir.
Yıkım bir eylemse 12. madde uygulanmaz
Daire, zararın işlemden değil eylemden doğduğunu saptayarak “2577 sayılı Kanun'un 12. madde hükmünün uygulanma imkanının bulunmadığı” sonucuna varmış; süreyi 13. maddeye göre hesaplayarak davayı süresinde görmüştür.
Benzer yöndeki kararlar
İşlemin icrasından da eylemden de doğan zarar idari yargıda görülür
Daire, ilgililerin “idarenin işlemininin icrası sebebiyle doğan zararların tazmini istemiyle idari yargıda dava açabilecekleri gibi”, kamu hizmetinin yürütümü sırasındaki eylemden doğan zararlar için de idari yargıya başvurabileceklerini belirterek görev yönünden ret kararını bozmuştur.
Sonradan yapılan başvurular süreyi canlandırmaz#
İşlemden doğan zararda onuncu maddeye dayanarak başvurulamaz
Bakanlığın talebiyle ödenen plan inceleme bedelinin iadesi istenmişti. Kurul, zararın idari işlemden kaynaklandığını ve sürenin 12. maddeye göre hesaplanacağını belirtmiş; “İdari işlemden kaynaklı zararın tazmini istemiyle İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesine dayanılarak başvuru yapılması hukuken mümkün olmadığı”nı söylemiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Doğrudan açılan tam yargı davası altmış gün içinde açılmalıdır
Elektrik harcı ve asansör ruhsatı ücretinin iadesi istenmişti. Kurul, ödeme tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerektiğini, sonradan idareye yapılan başvurunun “dava açma süresini canlandırmayacağı açıktır” diyerek belirtmiştir.
Uygulama üzerine başvurulmuşsa süre on birinci maddeye göre hesaplanır
Katı atık tarife farkının ödenmesi istemiyle açılan davada Daire, 12. maddede idari işlemlerden, 13. maddede idari eylemlerden doğan zararların düzenlendiğini belirtmiş; uygulama üzerine idareye başvurulmuşsa sürenin “anılan Kanunun 12. maddesinin yollamada bulunduğu 11. maddeye göre” hesaplanacağını söylemiştir.
Sonradan yapılan başvurular süreyi diriltmez
Daire, ret işleminin tebliğinden sonra “davalı idareye muhtelif tarihlerde yapılan başvurular, yeni bir dava açma hakkı vermeyeceğinden” davayı süre yönünden reddetmiştir.
Maddenin geneline ilişkin
Her iptal kararı tazminat sorumluluğu doğurmaz
Lisans, başka bir idarenin ruhsat iptali üzerine bağlı yetkiyle iptal edilmiş, ruhsat iptali de sonradan mahkemece iptal edilmişti. Daire, "idari işlemler için verilen her iptal kararının tazminat sorumluluğuna yol açmayacağı" ölçüsünü koydu: aksi hâl "idarelerin hizmet kusuru kapsamında oluşan zararlardan kaynaklı sorumluluğunu ölçüsüz bir şekilde genişletilmesi ve kusursuz sorumluluk hallerini de aşar bir şekilde bir idarenin başka bir idarenin işleminden dolayı doğrudan sorumlu olması sonucunu doğuracağı" için.
Değişiklik geçmişi
Bu madde 6/1/1982'de kabul edildiği hâliyle yürürlüktedir; bugüne kadar değişikliğe uğramamıştır.
Tarih sütunu kanunlarda kabul, Anayasa Mahkemesi kararlarında karar tarihidir; yürürlük ise hükmün uygulanmaya başladığı tarihtir. Kanun metnindeki değişiklik şerhleri ile mevzuat.gov.tr metninin sayfa altı dipnotlarından ve yürürlük tarihleri tablosundan derlenmiştir.
Metinde atıf yapılan maddeler
- Kanun Numarası
- 2577
- Kabul Tarihi
- 6/1/1982
- Resmî Gazete
- 20/1/1982 · Sayı 17580
- Düstur
- Tertip 5 · Cilt 21 · Sayfa 147
İYUK.com.tr, "İptal ve tam yargı davaları — İYUK m. 12", erişim tarihi: 10.10.2026.