Tebligat ve cevap verme
1. Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur.
2. Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir.
3. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez.
4. Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.
5. (Değişik: 10/6/1994-4001/8 md.) Davalara ilişkin işlem dosyalarının aslı veya onaylı örneği idarenin savunması ile birlikte, Danıştay veya ilgili mahkeme başkanlığına gönderilir.
6. (Ek: 2/7/2012-6352/54 md.) Danıştayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen davalarda savcının esas hakkındaki yazılı düşüncesi taraflara tebliğ edilir. Taraflar, tebliğden itibaren on gün içinde görüşlerini yazılı olarak bildirebilirler.
Madde gerekçesi
Kanunun kabulü (6/1/1982)
Tasarıdaki karşılığı: 15'inci madde.
Tasarının 15 inci maddesinin 3 üncü fıkrasındaki 15 günlük süreler 30 güne çıkarılmış ve cevap verme mecburiyeti “verebilir” şeklinde düzeltilmiştir. Genel Kurulda maddenin beşinci fıkrası metinden çıkarılmış, altıncı fıkra beşinci fıkra olmuştur.
Adalet Komisyonunun tasarı metninde yaptığı değişiklikler:
Cevap süresi
Tasarı“Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde cevap vermeye mecburdurlar. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile onbeş günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.”
Komisyon“Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebepleri bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.”
“521 sayılı Kanunda, savunma ve karşı dilekçelerin cevap süresi otuz gün olarak tespit edilmişti. Bu süreler on beş güne indirilmiştir.”
6 Ocak 1982 tarihli Millî Güvenlik Konseyi Genel Kurulu görüşmesinde maddeye ilişkin önemli kesitler şunlardır:
Prof. Dr. Şeref Gözübüyük (Devlet Başkanı Hukuk Danışmanı) — “Sayın Başkanım, bizim hukuk sistemimize göre, belediye ve il genel meclislerinin feshi ve başkanlıktan düşürülme, belediye meclislerinde özel bir düzenlemeye tabidir. Buralarda idarenin fazlaca yetkisi yok… Bu inceleme sistemi, tam bir dava ilkesi değildir; bir tür yarı dava; yarı idarenin bir görevi oluyor.”
Orgeneral Necdet Üruğ (Millî Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri) — “Sayın Başkanım, belediyelerin de bünyesinin ne şekil alacağını bugünden bilemiyoruz. Bu bakımdan, müsaade buyurursanız, bu hususu Belediyeler Kanununun içine koyalım… Henüz daha zannediyorum ki, belediyelerin ileride nasıl bir şekil alacağını bilemiyoruz.”
Hava Hâkim Albay Zeki Güngör (Adalet Komisyonu Sözcüsü) — “Hükümet tasarısında, cevap verme süreleri 15 gün olduğu halde, Komisyon olarak biz, zaruret halinde, 30 güne uzatılma durumunu getirdik.”
Millî Güvenlik Konseyi S. Sayısı 312 (1/254) · tarama · Millî Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisi, 91 inci Birleşim, 6 Ocak 1982 · tarama
Tasarı ve Komisyon metinleri S. Sayısı 312'nin taranmış nüshasından aktarılmıştır; taramanın satır sonlarında düşürdüğü harfler tamamlanmış, dönemin yazımı korunmuştur.
4001 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (10/6/1994)
İşlem dosyasının aslının ya da onaylı örneğinin savunmayla birlikte gönderilmesi zorunlu kılınmıştır.
Tasarının 7 nci, kanunlaşan metnin 8 inci maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“2577 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin 5 inci fıkrasında yapılan değişiklikle, vergi davalarında olduğu gibi idare mahkemelerinin görev alanına giren davalarda da işlem dosyalarının aslı veya onaylı örneğinin idarenin savunması ile birlikte Danıştaya veya ilgili mahkeme başkanlığına gönderilmesi zorunluluğu getirilmektedir. Bu suretle, gerek yürütmenin durdurulması isteminin karara bağlanması, gerekse davanın esastan çözüme ulaştırılması aşamalarında gereksiz yere ara kararları verilerek uyuşmazlığın çözümünün ve dolayısıyla adaletin geciktirilmesinin önüne geçilmek istenmiştir.”
TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 19, Cilt 62, 115 inci Birleşim, 10 Haziran 1994 (S. Sayısı 409 ve 409'a 1 inci Ek tutanağa eklidir) · tarama · Hükümet tasarısı 1/637, kanun teklifi 2/908; Adalet Komisyonu raporu 22/12/1993, ek raporu 24/2/1994. Kanun 10/6/1994 tarihinde kabul edilmiştir.
6352 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (2/7/2012)
Danıştay savcısının yazılı düşüncesinin taraflara tebliği ve cevap için on beş günlük süre verilmesi hükme bağlanmıştır.
Tasarının 39 uncu, kanunlaşan metnin 54 üncü maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“Maddeyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ihlal kararına gerekçe teşkil eden sorunun çözümü amaçlanmaktadır. Daha önce Yargıtay Cumhuriyet savcılarının tebliğnamelerinin taraflara tebliğine ilişkin mevzuatımızda düzenlemeler yapılmıştır. Adil yargılanma hakkının bir gereği olarak Danıştay savcısı tarafından dosyaya sunulan yazılı görüşlerin taraflara tebliğ edilmesi, taraflara cevap vermek üzere onbeş gün süre verilmesi ve dosyanın bu aşamadan sonra karara bağlanması düzenlenmektedir.”
TBMM S. Sayısı 278 (Dönem 24, Yasama Yılı 2) — Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu · tarama · Kanun 2/7/2012 tarihinde kabul edilmiştir. Kanunun 51, 52, 60 ve 62 nci maddeleri tasarıda yer almayıp yasama sürecinde eklendiğinden bunlara ilişkin bir madde gerekçesi bulunmamaktadır.
6459 sayılı Kanunla yapılan değişiklik (11/4/2013)
Dördüncü fıkraya eklenen cümleyle, tam yargı davalarında dava devam ederken talep edilen tazminatın yetersiz kaldığının anlaşılması hâlinde, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle miktarın bir defaya mahsus artırılabilmesi kabul edilmiştir.
Tasarının 3 üncü, kanunlaşan metnin 4 üncü maddesine ilişkin gerekçe şöyledir:
“AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır.”
TBMM S. Sayısı 445 (1/748) — İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu · tarama · Kanun 11/4/2013 tarihinde kabul edilmiştir. Kanunun 5 inci maddesiyle eklenen geçici 7 nci madde — hükmün, kanun yolu aşaması dâhil derdest davalarda da uygulanacağı — tasarıda yer almayıp yasama sürecinde eklendiğinden, buna ilişkin bir madde gerekçesi bulunmamaktadır.
Madde şerhi
Bu madde için şerh henüz yazılmadı.
Kararlar
16/1 ve 16/2 Tebligat ve dosyanın tekemmülü#
Hasım değişikliğinde yeni idarenin savunması alınmadan hüküm kurulamaz
Bir idare hasım mevkiinden çıkarılıp yerine başka bir idare alınmış, ancak yeni hasma dilekçeler tebliğ edilmeden esas hakkında karar verilmişti. Daire, dosyanın âmir hükümlere göre tekemmül ettirilmesinden sonra nihai karar verilmesi gerektiğini belirtmiş; savunma alınmadan hüküm kurulmasını âdil yargılanma hakkı kapsamındaki çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlali saymıştır.
Dosya, savunma ve cevapların karşılıklı tebliğiyle tekemmül eder
Daire, "davalı idarece savunma dilekçesi ve ekinde sunulan bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilerek, davacıya söz konusu bilgi ve belgelere karşı beyanda bulunma imkanı tanınması, davacı tarafından süresinde içerisinde savunmaya cevap dilekçesi verilmesi durumunda ise, bu dilekçenin davalı idareye tebliğ edilerek ikinci savunma dilekçesini sunma imkanı tanınması" suretiyle dosyanın tekemmül ettirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Eksik hasımla verilen karar bozulur, dosya tekemmül ettirilir
Daire, hasım mevkiine alınması gereken genel müdürlük de hasım yapıldıktan sonra dosya tekemmül ettirilerek karar verilmesi gerektiğini belirterek temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Savunma ekindeki belgelere karşı beyan imkânı tanınmalıdır
Daire, davalı idarece dosyaya sunulan savunma dilekçesi ve ekindeki bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilerek beyanda bulunma imkânı tanınması, cevap verilmesi hâlinde bu dilekçenin de davalı idareye tebliğ edilmesi suretiyle dosyanın tekemmül ettirilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
16/3 Cevap süresi ve ara kararın tebliği#
Ara kararla zararın arttığı anlaşılırsa ıslah için cevap süresi tanınır
Ara karar sonucunda davacının yoksun kaldığı miktarın daha fazla olduğu anlaşılmıştı. Daire, "davacının ıslah müessesesini işletebilmesi için ara kararının davacıya tebliğ edilerek davacının cevabı alındıktan sonra veya cevap süresi geçtikten sonra karar verilmesi gerekirken" bu usul uygulanmadan dava dilekçesindeki talep esas alınarak hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Benzer yöndeki kararlar
Karşı istinaf, cevap süresi içinde yapılabilir
Daire, "istinaf dilekçesi ile istinaf yoluna başvuran tarafın, istinaf dilekçesinin karşı tarafa tebliği üzerine kararı daha önce istinaf etmemiş olan karşı tarafın cevap süresi içinde karşı istinaf yoluna başvurmasının kanuna uygun olduğu açıktır" sonucuna varmıştır.
16/4 Miktar artırımı#
Artırım için zarar bilirkişi raporuyla net olarak tespit edilmiş olmalıdır
Daire, hükmün amacını tam yargı davalarında dava açıldığı tarihte zarar miktarının belirsiz olması hâlinde tazminatın nihai karara kadar artırılmasına olanak tanımak olarak belirlemiştir. Koşulları için şu gerekçeye yer vermiştir: "davacının miktar artırım talebinde bulunabilmesi için tazminat miktarının bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olması, davacının uğradığı zarar miktarının net ve doğru olarak ortaya konulması, gerekli hukuki koşulların sağlanmış olması gerekmektedir".
İstemle bağlılık kuralının tek istisnası bu hükümdür
Daire, "mahkeme tarafından, sonradan bulunulan talepler hakkında inceleme yapılarak hüküm kurulmasına olanak bulunmamaktadır" demiş; bunun tek istisnasının, istemle bağlı olma kuralının yol açtığı hak kayıplarını gidermek amacıyla 6459 sayılı Kanun'la 16. maddenin dördüncü fıkrasına eklenen düzenleme olduğunu belirtmiştir.
Benzer yöndeki kararlar
Sonradan ileri sürülen talepler kural olarak incelenemez
Daire, sonradan bulunulan talepler hakkında inceleme yapılarak hüküm kurulmasına olanak bulunmadığını, bunun tek istisnasının 16. maddenin dördüncü fıkrasına eklenen miktar artırımı düzenlemesi olduğunu belirtmiştir.
Yeniden karar verilirken artırım hakkı kullandırılmalıdır
Daire, bozma üzerine yeniden verilecek kararda "davacıya 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasında tanınan dava konusu miktarı artırım hakkını kullanmasına imkan verilerek bunun sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir" sonucuna varmıştır.
Maddenin geneline ilişkin
Duruşma günü tüm vekillere tebliğ edilmezse mahkemeye erişim hakkı ihlal edilir
Duruşma günü davacı vekillerinden yalnız birine tebliğ edilmiş, diğer davacılar duruşmada temsil edilememiş ve nihai karar da aynı vekile tebliğ edildiğinden temyiz yalnız onun müvekkilleri yönünden yapılabilmişti. Kurul, "Anayasa'nın 36. maddesi ile teminata bağlanan mahkemeye erişim hakkı etkin bir şekilde sağlanmadan yapılan yargılama neticesinde tekemmül etmeyen dosyada tesis edilen Daire kararının bozulması gerekmektedir" sonucuna varmıştır.
Artırım hakkı tanınmadan karar verilmesi bozma sebebidir
Geçici görev yolluğunun ödenmesi istemiyle açılan tam yargı davasında İdare Mahkemesi, davacıya dava konusu miktarı artırma imkânı tanımadan karar vermişti. Daire, "davacıya 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin dördüncü fıkrasında tanınan dava konusu miktarı artırım hakkını kullanmasına imkan verilmesi gerekirken, anılan hususa uyulmadan verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir" gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Sonradan sunulan belge tebliğ edilmeden hükme esas alınamaz
Davalı idare ikinci savunmasını verdikten sonra bir soruşturma raporunu dosyaya sunmuş, rapor davacıya tebliğ edilmediği hâlde kararın gerekçesinin bir kısmını oluşturmuştu. Daire, savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için "bahsolunan dilekçenin davacıya tebliği ile dilekçe ekindeki raporu inceleyebilme imkanı tanınması suretiyle raporda yer alan hususlara karşı cevap verebilme olanağı sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği halde bu yapılmadan karar verilmiş olmasında yasa ve usule uyarlık görülmemiştir" sonucuna varmıştır.
Benzer yöndeki kararlar
Hüküm, yürürlük tarihinde derdest olan davalara da uygulanır
Konuta verilen zararın tazmini istemiyle açılan davada Daire, tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının yol açtığı hak kayıplarını gidermek amacıyla 16. maddenin dördüncü fıkrasına eklenen hükmü ve bu hükmün derdest davalarda da uygulanmasını öngören geçici 7. maddeyi aktararak kararı incelemiştir.
Kanun yolu aşamasındaki davalar da hükmün kapsamındadır
Daire, 6459 sayılı Kanun'la 16. maddenin dördüncü fıkrasına eklenen ıslah hükmünü ve bu hükmün kanun yolu aşaması dâhil derdest davalarda uygulanacağını öngören geçici 7. maddeyi birlikte aktararak uyuşmazlığı çözmüştür.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Değişim | Yürürlük | Ne oldu |
|---|---|---|---|
| 6/1/1982 | 2577 sayılı Kanun | 20/1/1982 | Maddenin ilk hâli |
| 10/6/1994 | 4001 sayılı Kanun | 18/6/1994 | Değişik. İşlem dosyasının aslının ya da onaylı örneğinin savunmayla birlikte gönderilmesi zorunlu kılınmıştır. |
| 2/7/2012 | 6352 sayılı Kanun | 5/7/2012 | Ek. Danıştay savcısının yazılı düşüncesinin taraflara tebliği ve cevap için on beş günlük süre verilmesi hükme bağlanmıştır. |
| 11/4/2013 | 6459 sayılı Kanun | 30/4/2013 | Ek. Dördüncü fıkraya eklenen cümleyle, tam yargı davalarında dava devam ederken talep edilen tazminatın yetersiz kaldığının anlaşılması hâlinde, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle miktarın bir defaya mahsus artırılabilmesi kabul edilmiştir. |
Tarih sütunu kanunlarda kabul, Anayasa Mahkemesi kararlarında karar tarihidir; yürürlük ise hükmün uygulanmaya başladığı tarihtir. Kanun metnindeki değişiklik şerhleri ile mevzuat.gov.tr metninin sayfa altı dipnotlarından ve yürürlük tarihleri tablosundan derlenmiştir.
- Kanun Numarası
- 2577
- Kabul Tarihi
- 6/1/1982
- Resmî Gazete
- 20/1/1982 · Sayı 17580
- Düstur
- Tertip 5 · Cilt 21 · Sayfa 147
İYUK.com.tr, "Tebligat ve cevap verme — İYUK m. 16", erişim tarihi: 10.10.2026.