Danıştay 4. Daire
Dava süreci ve taraf beyanları
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11585 E. , 2025/6338 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11585
Karar No : 2025/6338
DAVACI : ... Odası Başkanlığı
VEKİLİ : Av....
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU
23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrasının, 11. maddesinin ve 16. maddesinin iptali, belirtilen maddelerin iptal edilmesi halinde Yönetmeliğin tamamının uygulanabilme imkanı kalmayacağı belirtilerek Yönetmeliğin tamamının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Ormanlık arazilerin turizm için tahsisi durumlarında belirtilen süre sonunda alanın tekrar aynı özelliklerine kavuşabilmesinin mümkün olmadığı, turizm için ormanlık alanın tahsisi konusunda ön koşulun gerçekleşmediği, dava konusu Yönetmelik ile orman alanları ve koylar dahil Hazineye ait kamu arazilerinin imar planı gerekmeksizin kiralanabileceği, Yönetmeliğin 'Lüks çadır tesislerinin genel nitelikleri' başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "mümkün olan en az müdahaleyle" ve "çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak" ifadelerinin belirlilik içermediği, bu nedenle faaliyetlere ilişkin ölçülebilir standartların mevcut olmadığı, anılan hükümde başka belirsiz ifadelerin de mevcut olduğu, aynı maddenin 5. fıkrasında tesislerin kurulumunda ağaç kesilmemesinin esas olduğunun belirtildiği ancak ağaç kesiminin yasaklanmadığı, dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin dayanağı Kanun hükümlerine aykırı olduğu, Yönetmeliğin uygulanması halinde 'Yetki Tecavüzü'nün söz konusu olacağı ve yetki unsurunda sakatlıklar meydana geleceği, Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Tahsis ve Devri Hakkında Yönetmelik ile Hazineye ait taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kamu idarelerine tahsis ve devir işlemlerinde Maliye Bakanlığı'nın yetkili olduğu hüküm altına alınmışken dava konusu Yönetmelik ile bu yetkinin Kültür ve Turizm Bakanlığı'na verildiği, dava konusu Yönetmeliğin 'Lüks çadır tesislerinin genel nitelikleri' başlıklı 5. maddesi ile lüks çadır tesislerinin faaliyette bulunabilmesi için gerekli şartların belirtildiği, 'Turizm yatırımı belgesinden kısmi turizm işletmesi belgesine veya turizm işletmesi belgesine geçiş' başlıklı 11. maddede ise kısmi turizm işletmesi belgesi veya turizm işletmesi belgesi düzenlenmesi için yangına karşı gerekli önlemlerin alındığını gösteren itfaiye raporunun alınmasının ve tesisin işletmeye açık ve kapalı olduğu dönemlerin belirtilemesinin yeterli görüldüğü, 5. maddede belirtilen şartlara atıf yapılmadığı, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun "Taşınmaz Malların Turizm Amaçlı Kullanımı" başlıklı 8. maddesinin (A) fıkrasının (1) bendi uyarınca orman vasıflı taşınmazların belli koşullarda turizm amaçlı değerlendirilebilmesinin mümkün olduğu, Anayasa Mahkemesinin 10/03/2011 tarihli ve Esas No: 2008/51, Karar No: 2011/46 sayılı kararıyla da orman alanlarının turizm amaçlı değerlendirilmesinin Anayasa'ya uygun bulunduğu, orman alanlarının, ormana ve zemine zarar vermeyecek şekilde, doğal dokuya uyumlu, yapı niteliği taşımayan lüks çadır tesisleriyle kullanıma açılmasının Anayasa'ya evleviyetle uygun olduğu, Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde mevzuat metinlerinin düzenleme amacına uygun olarak hazırlanacağının temel ilkeler arasında sıralandığı, dava konusu Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinin amacının lüks çadır tesislerinin niteliklerini belirlemek ve yüksek kalite standartlarında planlı ve kontrollü gelişiminin sağlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu, bu çerçevede, Yönetmeliğin genel kurgusundan da görüleceği üzere, tesislerin genel nitelikleri, altyapı ve sertifikalandırma koşulları, planlanması, kiralanması, belgelendirilmesi ve denetimine ilişkin temel hükümlerin belirlendiği ve sadece konusu ve ilgisine göre gerekli mevzuata atıf yapıldığı, her hukuki düzenlemeye kanunların hükümlerinin yazılmasının gerekli olmadığı, ormanlık alanların, milli parkların ve sit alanlarının yanı sıra korunan alan statüsüne sahip diğer alanlar (tabiat parkları, tabiat anaları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri vb.) , tarım alanları, mera alanları, kıyı alanları gibi özel statülü alanlarda da konusuna ve ilgisine göre 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 3621 sayılı Kıyı Kanunu, 6831 sayılı Orman Kanunu, 4342 sayılı Mera Kanunu, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu vb. koruma mevzuatı hükümleri uyulmasının yasal bir zorunluluktur olduğu, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 6. maddesinin 4. fıkrasında, kiralamaya konu lüks çadır tesislerinin koşullarının yerleşim tasarım ve yönetim planı ile belirleneceği belirtildiği, anılan Kanun hükmünün dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasına aktarıldığı, sadece kiralamaya konu edilen, orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler özelinde planlama sürecinin imar mevzuatında tanımlanmış fiziki planlar yerine yerleşim tasarım ve yönetim planları ile yürütülmesinin söz konusu olduğu, dava konusu Yönetmeliğin "Yerleşim tasarım ve yönetim planı" başlıklı 8. maddesi ile anılan Yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan davalı idarenin 18/01/2023 tarihli ve 2023/1 sayılı Genelgesinde yer alan "Yerleşim tasarım ve yönetim planı"na ilişkin hükümler birlikte değerlendirildiğinde, yerleşim tasarım ve yönetim planının, fiziksel planlarda yer alması gereken unsurları taşımasının yanı sıra bu tesislerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartlara ve işletmecilik esaslarına ilişkin detaylı kararları içerdiği ve bu bağlamda imar planlarından daha kapsamlı hazırlandığı, yerleşim tasarım ve yönetim planlarının hazırlanma ve onaylanma süreçlerinde de ilgili koruma mevzuatına uyulmasının yasal bir zorunluluk olduğu, Kanun, Yönetmelik, ilke kararları ya da uzun devreli gelişim planlarına aykırı bir şekilde kesin yapı yasağı getirilen, korunması gerekli alanlarda lüks çadır tesislerinin yapılmasının söz konusu olmadığı, Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "aksi belirtilmediği" ifadesinin "Bu Yönetmelikte aksi belirtilmediği" şeklinde Yönetmelik hükümleri ile sınırlı bir ifade olduğu, anılan fıkranın istisnalarının yine aynı maddenin 4. ve 8. fıkralarında açıklandığı, bahse konu fıkralarda yer alan istisnaların, açık alan kullanımları ve teknik zorunluluk gereği çadırda yer alamayacak kullanımlara ilişkin olarak düzenlendiği, davacı tarafın iddia ettiği gibi Kanuna aykırı, kalıcı yapılaşma içeren ve bir temel üzerine inşa edilmiş yapıların yapılabileceğine dair herhangi bir ibare içermediği, davacı tarafından Yönetmelikte belirsizlikler olduğu ifade edilse de belirsiz bırakıldığı ifade edilen konuların, tesisin konuşlanacağı alan özelinde ele alınması ve teknik olarak yerinde yapılacak incelemelere göre karar verilerek netleştirilmesi gereken hususlar olduğu, dava konusu Yönetmelik uyarınca doğrudan bir tesisin hayata geçirilmesinin söz konusu olmadığı, lüks çadır tesislerine ilişkin ilgili mevzuat bir bütün olarak değerlendirildiğinde, belirsizlik içeren herhangi bir hususun olmadığı, dava konusu Yönetmelikte yer alan genel nitelikler, Genelge'de yer alan hususlar ve yerleşim tasarım ve yönetim planlarında belirlenen detay kararlar uyarınca işlem yapılması gereken bir durumda idarenin takdir yetkisinin keyfi ve sınırsız olmasından bahsedilemeyeceği, Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında, tesis kapsamında yapılacak çadırların, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılmasının öngörüldüğü, lüks çadır tesislerinin tanımının yapıldığı mezkur Yönetmeliğin 4. maddenin 1. fıkrasının (f) bendinde ilgili akreditasyon kuruluşlarından sertifika almış yangına dayanıklı, ses ve su geçirmeyen çadır malzemesi kullanılmasının zorunlu tutulduğu, çadırların sertifikasyon sürecinde ilgili akreditasyon kuruluşları denetimine tabi olması sebebiyle uluslararası standartları sağlaması gerektiği, 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun "Taşınmaz malların turizm amaçlı kullanımı" başlıklı 8. maddesi ve bu maddeye dayanılarak yürürlüğe konulan Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, kamu taşınmazlarının turizm amaçlı tahsisine, kiralanmasına ve diğer konulara ilişkin işlemlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütüldüğü, Hazine ve Maliye Bakanlığının yetkilerine tecavüz gibi bir durumun söz konusu olmadığı, Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinin 9. maddesinde düzenlenen lüks çadır komisyonunun denetim ve belgelendirme gibi bir görevinin olmadığı, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun, ‘Denetim yetkisi' başlıklı 30. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca Bakanlığa belge talebinde bulunan işletmelerin belgelendirilmesine esas denetimler ile belgeli yatırım ve işletmelerin niteliklerine ilişkin denetimlerin, davalı idare kontrolörleri ve Bakan tarafından yetkilendirilen kamu görevlilerince yapıldığı, dolayısıyla ne hazine arazilerinin kiralanması ne de tesislerin denetimi açısından herhangi bir yetki tecavüzünün söz konusu olmadığı, turizm yatırım belgesine sahip işletmelerin, dava konusu Yönetmeliğin 'Turizm yatırımı belgesi' başlıklı 10. maddesinde belirtilen evrakları hali hazırda bulunduran tesisler olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 'Turizm yatırımı belgesinden kısmi turizm işletmesi belgesine veya turizm işletmesi belgesine geçiş' başlıklı 11. maddesinde belirtilen, yangına karşı gerekli önlemlerin alındığını gösteren itfaiye raporunun alınması ve tesisin işletmeye açık ve kapalı olduğu dönemlerin belirtilmesi hususlarının Yönetmeliğin 10. maddesinde belirtilen hususlara ek olarak değerlendirilen hususlar olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 'Turizm yatırımı belgesinden kısmi turizm işletmesi belgesine veya turizm işletmesi belgesine geçiş' başlıklı 10. maddesi uyarınca işletme belgesi taleplerinde yatırım belgesi şartlarınının da sağlanması gerektiği, iptali istenilen düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "aksi belirtilmediği sürece" ibaresinin iptaline, Yönetmeliğin iptali istenilen diğer maddeleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : Dr. ...
DÜŞÜNCESİ
23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 2. fıkrası, 11. maddesi ile 16. maddesinin iptali, belirtilen maddelerin iptali edilmesi halinde yönetmeliğin tamamının uygulanabilme imkanı kalmayacağı belirtilerek yönetmeliğin tamamının iptali istemiyle açılmıştır.
18/07/2021 tarih ve 7334 sayılı Kanunla 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 6. maddesine eklenen 4. fıkra ve 8. maddesinin (A) fıkrasına eklenen 4. bent ile daha önce mevzuatımızda yer almayan lüks çadır tesisleri ile ilgili düzenlemeler yapılmış; 6. maddenin 4. fıkrasında, "3621 sayılı Kanuna uygun olmak kaydıyla, yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulları belirlenen, doğal çevre ile uyumlu, kalıcı yapı içermeyen, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunan geçici lüks çadır tesisleri yapılması amacıyla kiralama yapılabilir. Tesis kapsamında yapılacak her türlü ünite, temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılır. Bakanlığın belirlediği kriterlere uygun yapılmayan ve Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi almayan tesisler işletmeye açılamaz. Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi alınmasını müteakip, başka bir işleme gerek kalmaksızın onbeş gün içinde bu tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilir. Bu fıkra kapsamında sözleşmelerine aykırı olarak Bakanlığın belirlediği kriterlere uygun yapılmayan tesislerin kira sözleşmeleri feshedilir ve taşınmazın tahliyesi sağlanır." hükmüne, 8. maddesinin (A) fıkrasının 4. bendinde, "Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri ile bu bölge ve merkezlerin dışında olmakla birlikte denize kıyısı olan ilçelerde, 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu gereğince tespit ve ilân edilen yerlerde, ilgili Bakanlıkça belirlenen ve üzerinde konaklama tesisi bulunan veya konaklama tesisi yapılması uygun görülen alanları yatırımcılara tahsis etmeye sadece Bakanlık yetkilidir. Bu yerlerde lüks çadır, çadır ve karavan alanı yapılması ve işletilmesi amacıyla yapılacak kiralamalar hariç ilgili kurumlarca konaklama içeren tesis yapılması amacıyla kiralama veya tahsis yapılamaz, izin verilemez." hükmü yer almıştır.
Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliği'nin 2. maddesinde, Bu Yönetmeliğin, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca ilan edilen kültür ve turizm koruma gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde ya da dışında, lüks çadır tesislerinin yerleşim ve kurulum koşullarının belirlenmesine, bu tesislerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartların ve işletmecilik esaslarının belirlenmesi ile belgelendirme, kiralanma ve ruhsatlandırma süreçlerine ilişkin usul ve esasları kapsayacağı hüküm altına alınmış; Yönetmeliğin 5. Maddesinde lüks çadır tesislerinin genel nitelikleri sayılmış, 2. fıkrasında, "Bu Yönetmelik kapsamında aksi belirtilmediği sürece, tesis kapsamında yapılacak her türlü kapalı ünite temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılır." düzenlemesi getirilmiş; "Turizm yatırımı belgesinden kısmi turizm işletmesi belgesine veya turizm işletmesi belgesine geçiş" başlıklı 11. Maddesinde "(1) Turizm yatırımı belgeli tesisin kısmen veya tamamen işletmeye açıldığının tespit edilmesi veya belge sahibi tarafından bildirilmesi halinde; belgede belirtilen süreye bakılmaksızın yatırım süresi sona erer. Bu durumda, Bakanlık tarafından tesise kısmi turizm işletmesi belgesi veya turizm işletmesi belgesi düzenlenmesine esas süreç başlatılarak, belge sahibinden aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler istenir:
a) Tesisin işletmeye açık ve kapalı olduğu dönemler.
b) İlgili yerel idareden, yangına karşı gerekli önlemlerin alındığını gösteren itfaiye raporu.
(2) Turizm yatırımı belgesi alınmadan doğrudan kısmi turizm işletmesi belgesi veya turizm işletmesi belgesi başvurusu yapılamaz.
(3) İlgili yerel idareden, yangına karşı gerekli önlemlerin alındığını gösteren itfaiye raporu alınmadan tesisler işletmeye açılamaz." düzenlemesi yer almış; "Kiralama" başlıklı 16. Maddesinde ise, "Orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde, imar planı gerekmeksizin, alan koordinatları belirtilmek suretiyle, 21/7/2006 tarihli ve 26235 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca Bakanlık tarafından yirmi yılı geçmemek üzere kiralama yapılabilir. Bu kiralamalar için ön izin süresi altı ay olarak uygulanır. Yatırımcı ön izin süresi içinde anılan Yönetmelikte belirtilen ön izin yükümlülükleri ile birlikte yerleşim tasarım ve yönetim planı hazırlatarak Bakanlığa sunmak zorundadır. Planın Bakanlıkça uygun bulunmasını takiben aynı Yönetmelik hükümleri uyarınca yatırımcı adına kiralama yapılır." kuralı yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, lüks çadır tesislerinin genel niteliklerinin sayıldığı Yönetmeliğin 5. maddesinde lüks çadır tesislerinin faaliyette bulunduğu sürece uyulması zorunlu niteliklerin sayıldığı, turizm yatırımı belgesinden kısmi turizm işletmesi belgesine veya turizm işletmesi belgesine geçiş hükümlerini düzenleyen dava konusu Yönetmeliğin11. maddesinde söz konusu 5. madddeye atıfta bulunulmamış olmasının bu maddede sayılanların istenmeyeceği anlamına gelmeyeceğinden eksik düzenlemeden söz edilemeyeceği; kiralamaya ilişkin düzenleme getiren dava konusu 16. maddesinde de 2634 sayılı Kanunun yukarıda yazılı hükümlerine bir aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "aksi belirtilmediği sürece" ibaresine ilişkin olarak;
Anayasanın 124. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmü uyarınca, idarelerin normlar hiyerarşisine uygun bir şekilde düzenleyici işlem yapma ve bu kapsamda kanun ve cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere yönetmelik çıkarma yetkisi bulunmakla beraber, yönetmeliklerin üst hukuk normlarına aykırı olmaması, kanunla idarelere tanınan yetkiler çerçevesinde ve yine kanunla belirlenen sınırlara bağlı olarak tamamlayıcı, açıklayıcı ve üst normların uygulanmasına yönelik olması gerekmekte olup yönetmelikle kanundaki bir kuralın kapsamının daraltılması, kurala istisna getirilmesi ya da bir istisnanın kapsamının genişletilmesi hukuken olanaklı değildir.
2634 sayılı Kanun hükümleri uyarınca dava konusu Yönetmelik ile yüksek kalite standartlarında, planlı ve kontrollü gelişimi amaçlanan lüks çadır tesislerinin doğal çevre ile uyumlu olması ve kalıcı yapı içermemesi; anılan tesisler kapsamında inşa edilecek her türlü ünitenin çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak temelsiz ahşap platform üzerine ve mümkün olan en az müdahaleyle doğal ekosisteme uygun olarak yapılması gerekmektedir.
İncelenen davada, Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında "aksi belirtilmediği sürece" ibaresine yer verilmek suretiyle Kanun hükümleri ile konulan "tesis kapsamında yapılacak her türlü ünitenin temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılacağı" kuralına istisna getirilmesine olanak sağlayacak bir düzenleme yapıldığı anlaşıldığından, "aksi belirtilmediği sürece" ibaresinin dayanağı Yasa hükümlerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesi ile 16. Maddesine ilişkin kısmının reddine, Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında "aksi belirtilmediği sürece" ibaresinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Dava, 23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrasının, 11. maddesinin ve 16. maddesinin iptali, belirtilen maddelerin iptal edilmesi halinde Yönetmeliğin tamamının uygulanabilme imkanı kalmayacağı belirtilerek Yönetmeliğin tamamının iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
Anayasanın 124. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüne, "Ormanların korunması ve geliştirilmesi" başlıklı 169. maddesinde, "Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz. Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz." hükmüne yer verilmiştir.
18/07/2021 tarih ve 7334 sayılı Kanunla 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 6. maddesine eklenen 4. fıkra ve 8. maddesinin (A) fıkrasına eklenen 4. bent ile daha önce mevzuatımızda yer almayan lüks çadır tesisleri ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
2634 sayılı Kanunun 6. maddesinin 4. fıkrasında, "3621 sayılı Kanuna uygun olmak kaydıyla, yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulları belirlenen, doğal çevre ile uyumlu, kalıcı yapı içermeyen, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunan geçici lüks çadır tesisleri yapılması amacıyla kiralama yapılabilir. Tesis kapsamında yapılacak her türlü ünite, temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılır. Bakanlığın belirlediği kriterlere uygun yapılmayan ve Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi almayan tesisler işletmeye açılamaz. Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi alınmasını müteakip, başka bir işleme gerek kalmaksızın onbeş gün içinde bu tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilir. Bu fıkra kapsamında sözleşmelerine aykırı olarak Bakanlığın belirlediği kriterlere uygun yapılmayan tesislerin kira sözleşmeleri feshedilir ve taşınmazın tahliyesi sağlanır." hükmüne, 8. maddesinin (A) fıkrasının 4. bendinin dava konusu düzenleyici işlemin Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükte olan halinde, "Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri ile bu bölge ve merkezlerin dışında olmakla birlikte denize kıyısı olan ilçelerde, 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu gereğince tespit ve ilân edilen yerlerde, ilgili Bakanlıkça belirlenen ve üzerinde konaklama tesisi bulunan veya konaklama tesisi yapılması uygun görülen alanları yatırımcılara tahsis etmeye sadece Bakanlık yetkilidir. Bu yerlerde lüks çadır, çadır ve karavan alanı yapılması ve işletilmesi amacıyla yapılacak kiralamalar hariç ilgili kurumlarca konaklama içeren tesis yapılması amacıyla kiralama veya tahsis yapılamaz, izin verilemez." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanunun 8. maddesinin (A) fıkrasının 4. bendi 02/11/2023 tarih ve 32357 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25/10/2023 tarih ve 7464 sayılı Kanunun 14. maddesi ile "9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu gereğince tespit ve ilân edilen yerlerde, ilgili Bakanlıkça belirlenen ve üzerinde turizm maksatlı konaklama tesisi bulunan veya konaklama tesisi yapılması uygun görülen alanları, uzun devreli gelişme planları ve gelişme planlarına uygun olarak, gelirleri Tarım ve Orman Bakanlığı döner sermayesine ait olmak üzere yatırımcılara tahsis etmeye sadece Bakanlık yetkilidir. Bu fıkrada belirtilen yerlerde sadece çadır ve karavan içeren kamp alanları yapılması ve işletilmesi amacıyla ilgili mevzuatı uyarınca ilgili kurum tarafından kiralama yapılabilir, bu şekilde kiralanan taşınmazların tahsis amacı ve kullanım şekli değiştirilemez." şeklinde değiştirilmiştir.
Aynı Kanunun Ek 4. maddesinde, "(Ek: 24/7/2003-4957/6 md.) Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri dışında, 6831 sayılı Orman Kanununa göre Devlet ormanı sayılan yerler ile 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu ve 383 sayılı Özel Çevre Koruma Kurumu Kurulmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince tespit ve ilân edilen yerlerde turizm yatırımı için arazi tahsisi Çevre ve Orman Bakanlığının uygun görüşü alındıktan sonra Bakanlıkça yapılır. (Değişik ikinci fıkra: 27/5/2004-5178/8 md.) Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgelerinde yer alan mera, yaylak ve kışlakların tahsis amacı 25.2.1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine göre değiştirilir." hükmüne, Ek 5. maddesinde, (Ek: 23/5/2019-7175/10 md.) (Değişik:18/7/2021-7334/16 md.) Ormanlık alanlar üzerinde bulunan ve 6831 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca turizm maksatlı izin verilen alanlarda Orman Genel Müdürlüğü sabit kıymetlerine alınan tesislerden konaklama amaçlı kullanılması mümkün olan yerler ile her tür ve kapasitede konaklama tesisi içeren mesire yerlerini tahsis etmeye, gelirleri Orman Genel Müdürlüğüne ait olmak üzere sadece Bakanlık yetkilidir. (Ek cümle:25/10/2023-7464/15 md.) Orman sayılan alanlarda sadece çadır ve karavan içeren kamp alanları yapılması ve işletilmesi amacıyla ilgili mevzuatı uyarınca Orman Genel Müdürlüğü tarafından kiralama yapılabilir, bu şekilde kiralanan taşınmazların tahsis amacı ve kullanım şekli değiştirilemez. Bu madde kapsamında kalan yerlerin Bakanlığa tahsisi ile Bakanlık tarafından yatırımcılara tahsis edilmesinde 8 inci madde hükümleri uygulanır. (Mülga cümle:25/10/2023-7464/15 md.) hükmüne yer verilmiş, 37. maddesinde ise, turizm yatırımı ve turizm işletmesi belgelerinin verilmesi, bu işletmelerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartlar ve diğer konuların Yönetmelik ile düzenlenmesi öngörülmüştür.
2873 sayılı Milli Parklar Kanununun "Gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerine verilecek izinler" başlıklı 8. maddesinde, "Turizm bölge, alan ve merkezleri dışında kalan milli parklar ve tabiat parklarında kamu yararı olmak şartıyla ve plan dahilinde, turistik amaçlı bina ve tesisler yapmak üzere gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri lehine Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Orman ve Su İşleri Bakanlığınca izin verilebilir. Bu izin üzerine gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri lehine tesis edilecek intifa hakkı süresi kırkdokuz yılı geçemez. Bu süre sonunda bütün tesisler eksiksiz olarak Hazineye devredilir. Ancak, işletmesinin başarılı olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığınca belgelenen hak sahiplerinin intifa hakkı, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca tesisin rayiç değeri üzerinden belirlenecek bedelle doksandokuz seneye kadar uzatılabilir. Bu durumda Hazineye devir işlemi bu uzatma sonunda yapılır. Milli park ve tabiat parklarının gelişme planları kesinleşmeden bu Kanunda sözü edilen izin verilemez." hükmüne yer verilmiştir.
Milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı ve sulak alanların tescil, onay ve ilanı ile tabiat varlığı, doğal sit alanı ve özel çevre koruma bölgelerinin tespit, tescil, onay, değişiklik ve ilanına dair usul ve esasların belirlenmesi amacıyla hazırlanan ve 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "ö) Korunan alan: Biyolojik çeşitliliğin, doğal ve bununla ilişkili kültürel kaynakların korunması ve devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili mevzuata göre yönetilen; milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan kara, su ya da deniz alanlarını, ifade eder" hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik, 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca ilan edilen kültür ve turizm koruma gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde ya da dışında, lüks çadır tesislerinin yerleşim ve kurulum koşullarının belirlenmesine, bu tesislerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartların ve işletmecilik esaslarının belirlenmesi ile belgelendirme, kiralanma ve ruhsatlandırma süreçlerine ilişkin usul ve esasları kapsar." hükmüne, 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, "g) Lüks çadır tesisi: Yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulları belirlenen, doğal çevre ile uyumlu, doğal peyzajların çeşitli ve yenilikçi bir şekilde değerlendirildiği, kalıcı yapı içermeyen, temelsiz, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı geçici lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunan, aralarında en az yirmi metre mesafe bırakılmak koşulu ile en fazla kırk dokuz konaklama ünitesi içeren tesisleri, ifade eder" hükmüne, aynı fıkranın (l) bendinde, "l) Yerleşim tasarım ve yönetim planı: Lüks çadır tesislerinin yönetim, yerleşim ve kullanım koşullarını belirleyen, koruma-kullanma dengesi içerisinde doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını yönlendiren, alt ve üst yapı tesislerinin uygulamalarını gösteren, hali hazır durum üzerinde hangi alanların ne şekilde ve hangi maksatla kullanılacağının veya korunacağının özel işaretler ile gösterildiği, orman alanlarında yapılması durumunda ağaç rölöve planını da ihtiva eden, dış sınır alanı koordinatlandırılmış uygun ölçekli planları, ifade eder." hükmüne, "Lüks çadır tesislerinin genel nitelikleri" başlıklı 5. maddesinin dava konusu düzenleyici işlemin Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükte olan halinde, "(1) Lüks çadır tesislerinin faaliyette bulunabilmesi için bu Yönetmelikte belirlenen niteliklerde yapılması ve Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi alması zorunludur. (2) Bu Yönetmelik kapsamında aksi belirtilmediği sürece, tesis kapsamında yapılacak her türlü kapalı ünite temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılır. (3) Tesis kapsamında, doğada lüks ve konforlu konaklama imkanı sunan, doğa ve hava etkilerine karşı korunaklı, ilgili akreditasyon kuruluşlarından sertifika almış, yangına dayanıklı, ses ve su geçirmeyen malzeme kullanılan, nitelikli tefriş dekorasyon malzemeleri kullanılan çadırlar yer almalıdır. (4) Tesis bünyesinde yer alan açık alan kullanımlarında, geçirgen zemin malzemesi ve gerektiğinde gölgelikler kullanılarak düzenleme yapılabilir. Çevre düzenlemelerinde beton, çimento, tuğla, seramik, plastik ve asfalt kullanılamaz. Açık alanda kullanılan ekipmanlar ahşap ve/veya metal malzeme olmalıdır. (5) Tesislerin, orman alanlarında yapılması durumunda ağaç rölöve planının da hazırlanması zorunludur. Tesislerin kurulumunda ağaç kesilmemesi esastır. Alanın doğal dokusuna aykırılık teşkil edecek şekilde peyzaj düzenlemesi yapılamaz. (6) Konaklamaya ayrılan her bir çadır ayrı bir konaklama birimi olarak değerlendirilir ve standart konaklama ünitesi iki kişiliktir. Suit ve aile çadırı yapılması durumunda 31/5/2019 tarihli ve 1134 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yürürlüğe konulan Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelikteki hesaplama yöntemi geçerlidir. Konaklama üniteleri arasında en az yirmi metre mesafe bırakılması zorunludur. (7) Konaklama üniteleri haricinde, tesis bünyesinde kullanılan diğer çadır tiplerine uyumlu olmak koşuluyla, tesis yöneticilerinin gerektiğinde kalması için bir adet çadır daha yapılabilir.
(8) Mutfak, çamaşırhane, atık biriktirme ekipmanları, atık geçici depolama alanı, ahır alanları, kompost alanları ve benzeri hizmet üniteleri, teknik zorunluluklar gereği ahşap malzeme kullanılmamak koşulu ile prefabrik, sökülüp takılabilir çelik profil, konteyner olabilir. Bu ünitelerin her biri elli m2’yi geçemez. Bu birimler yer seçimi, fonksiyonlar arası olumsuz bir etkileşim olmayacak şekilde kurgulanmalıdır. (9) Aynı tesis alanı içerisinde farklı kullanım türlerine izin verilmez. Tesis içerisindeki üniteler, amacı dışında kullanılamaz. (10) Tesislerde müşteri yatak kapasitesinin en az %50’sine denk gelen sayıda personel istihdamı zorunludur. (11) Tesis genelinde kullanılacak her türlü temizlik malzemesi (yüzey temizleyiciler, bulaşık deterjanı, şampuan ve duş jelleri ve benzeri) ve tesisten atık olarak çıkacak her türlü malzeme (ambalaj, saklama kapları, çöp poşeti ve benzeri) doğada biyolojik olarak parçalanabilir ve çevre dostu olmalıdır. (12) Kullanılan tüm elektrik ve mekanik tesisatın, yüksek enerji tasarruflu ve çevreye duyarlı olması zorunludur. (13) Enerji temininde yenilenebilir enerji kaynaklarının tercih edilmesi esastır. (14) Tesis alanının sınırları çit veya diğer doğal sınırlayıcılar ile net bir şekilde belirlenmelidir. (15) Tesis alanındaki aydınlatmanın tesisin içerisinde bulunduğu doğal alana ve vahşi yaşama zarar vermesinin ve ışık kirliliğinin önüne geçilmesi amacıyla; zaman ayarlı, harekete duyarlı, ihtiyaç duyulan lümende, hedef bölgeyi aydınlatacak nitelikte odaklanmış ve monokromatik aydınlatma ekipmanlarının kullanılması ve vahşi yaşamı daha fazla etkileyen beyaz ve mavi ışık tonlarının kullanımı yerine, amber, sarı veya yeşil renkli aydınlatmaların kullanılması gerekmektedir. (16) Tesis içerisinde kurgulanacak olan açık hava yürüyüş yollarının en az yüzde sekseni iki metreden geniş olmayacak şekilde doğal dokuya uyumlu malzeme kullanılarak yapılmalıdır. Geçirgen olmayan yüzeyler tasarlanamaz. (17) Lüks çadır tesislerinin zorunlu ünitelerinde aşağıdaki asgari nitelikler aranır: a) Konaklama birimleri; temelsiz ahşap platform üzerine, çadır malzemesi kullanılarak, doğal ışık alacak şekilde ve banyolu olarak düzenlenir. Uygun tefriş elemanlarıyla rahat kullanım imkânı verebilecek şekilde dekore edilir. Odalarda teknik normlara uygun yatak, kişi başı bir yastık, yastık kılıfı, çarşaf, iklim koşullarına göre pike veya yorgan, yatak başucu sehpası veya benzeri düzenleme, genel aydınlatma, priz, tuvalet masası veya benzeri düzenleme, gece lambası, en az ikili atık biriktirme ekipmanı, minibar, müşterilerin sıcak içecek hazırlamasına imkan sağlayan donanım ve servis ikram malzemeleri, kıymetli eşya kasası, iklim koşullarına göre ısıtma ve soğutma sistemi, elbise dolabı veya benzeri düzenleme bulunur. Oda ve banyolarda bulunan donanım ve cihazların kullanımına, tesiste yer alan ünitelere ve verilen hizmetlere ilişkin bilgilendirme sağlanır. Banyolarda, suyun yayılımını engelleyici önlemler alınır; vitrifiye, armatür, batarya, duş donanımı, ayna, priz, en az ikili atık biriktirme ekipmanı, on beş adet buklet malzemesi ile el, banyo ve ayak havlusu bulundurulur. Oda servis hizmeti verilir. Kesintisiz sıcak ve soğuk su bulunur. b) Kabul holü/resepsiyon; açık veya kapalı olarak düzenlenebilir. c) Yeme-içme tesisi; açık veya kapalı olarak düzenlenebilir. ç) Mutfak; mutfak alanı teknik zorunluluklar gereği konteyner, ahşap bungalov ya da karavan olabilir. (18) Lüks çadır tesislerinde çocuk oyun ünitesi, SPA, hobi atölyesi, sağlık, güzellik ve bakım ünitesi, eğlence ve spor ünitesi, yoga ve meditasyon alanı bulunması durumunda, bu ünitelerde sertifikalı veya eğitimli personel çalıştırılması zorunludur. (19) Konaklama birimleri hariç olmak üzere, tesiste yer alan kullanımlarda, yaratıcı tasarımların desteklenmesi amacıyla, yerleşim tasarım ve yönetim planında belirtilmek koşulu ile variller, jeodezik kubbeli yapılar, ağaç hamak ve benzeri malzeme kullanılabilir. (20) Otopark alanları, tesis müşterilerinin (konaklayan veya restorana gelen) araçlarını park edebilecekleri yeterli büyüklükte tasarlanmalı ve tesiste araç trafiğinden kaynaklı ses ve egzoz oluşturmayacak şekilde belirli bir mesafede yer almalıdır. Müşterilerin otoparktan tesise erişimi, elektrikli araçlar ya da diğer doğa dostu sessiz ulaşım araçları ile sağlanmalıdır." hükmüne, "Turizm yatırımı belgesinden kısmi turizm işletmesi belgesine veya turizm işletmesi belgesine geçiş" başlıklı 11. maddesinde, (1) Turizm yatırımı belgeli tesisin kısmen veya tamamen işletmeye açıldığının tespit edilmesi veya belge sahibi tarafından bildirilmesi halinde; belgede belirtilen süreye bakılmaksızın yatırım süresi sona erer. Bu durumda, Bakanlık tarafından tesise kısmi turizm işletmesi belgesi veya turizm işletmesi belgesi düzenlenmesine esas süreç başlatılarak, belge sahibinden aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler istenir: a) Tesisin işletmeye açık ve kapalı olduğu dönemler. b) İlgili yerel idareden, yangına karşı gerekli önlemlerin alındığını gösteren itfaiye raporu. (2) Turizm yatırımı belgesi alınmadan doğrudan kısmi turizm işletmesi belgesi veya turizm işletmesi belgesi başvurusu yapılamaz. (3) İlgili yerel idareden, yangına karşı gerekli önlemlerin alındığını gösteren itfaiye raporu alınmadan tesisler işletmeye açılamaz." hükmüne, "Kiralama" başlıklı 16.maddesinde, "(1) Orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde, imar planı gerekmeksizin, alan koordinatları belirtilmek suretiyle, 21/7/2006 tarihli ve 26235 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca Bakanlık tarafından yirmi yılı geçmemek üzere kiralama yapılabilir. Bu kiralamalar için ön izin süresi altı ay olarak uygulanır. Yatırımcı ön izin süresi içinde anılan Yönetmelikte belirtilen ön izin yükümlülükleri ile birlikte yerleşim tasarım ve yönetim planı hazırlatarak Bakanlığa sunmak zorundadır. Planın Bakanlıkça uygun bulunmasını takiben aynı Yönetmelik hükümleri uyarınca yatırımcı adına kiralama yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Usul Yönünden:
Davalı idarenin dava açma süresine ilişkin itirazları incelenip değerlendirilmiş olup, 23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmeliğe karşı 22/11/2022 tarihinde açılan davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde belirtilen dava açma süresi içinde açılmış olduğu anlaşıldığından, bu konudaki itiraz yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden:
Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.
Anayasa'nın 123. maddesinde; "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir" hükmüne, 124. maddesinde ise; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." kuralına yer verilmiştir.
Anayasa'nın anılan hükmü ve normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca, alt hukuk normlarının üst hukuk normuna aykırı hükümler içermemesi gerekmektedir.
Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ kılavuz gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği, yeni bir yöntem ve usul getiremeyeceği, dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümler dışında yeni bir düzenleme içeremeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin "Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında; söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanması zorunludur. Bu bağlamda kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması, ayrıca normlar hiyerarşisinde yönetmeliğe göre daha alt düzeyde yer alan düzenleyici işlemlerin yönetmelikle çizilen sınırı aşmaması ve yönetmeliğe uygun olması bir diğer zorunluluktur.
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında ifade edildiği üzere, hukuk devletinin bir gereği olan "hukuki belirlilik ilkesi"; kanuni ve idari düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, keyfiliğe yani idare tarafından takdir yetkisine dayanılarak keyfi uygulamalar yapılmasına imkan vermeyecek şekilde yapılmasını gerektirmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "aksi belirtilmediği sürece" ibaresi yönünden, söz konusu ibare, her ne kadar 13/01/2024 tarihli, 32428 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile madde metninden çıkarılmış ise de, anılan değişikliğin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2023 tarih ve YD İtiraz No:2023/205 sayılı yürütmenin durdurulması kararı doğrultusunda yapıldığı anlaşıldığından, iptali istenilen fıkranın esasının, dava tarihindeki haliyle incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
2634 sayılı Kanunun 6. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dava konusu Yönetmelik ile yüksek kalite standartlarında, planlı ve kontrollü gelişimi amaçlanan lüks çadır tesislerinin doğal çevre ile uyumlu olması ve kalıcı yapı içermemesi; anılan tesisler kapsamında inşa edilecek her türlü ünitenin çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak temelsiz ahşap platform üzerine ve mümkün olan en az müdahaleyle doğal ekosisteme uygun olarak yapılması gerekmektedir.
Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında "aksi belirtilmediği sürece" ibaresine yer verilmek suretiyle Kanun hükümleri ile konulan "tesis kapsamında yapılacak her türlü ünitenin temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılacağı" kuralına istisna getirilerek korunan alanlarda ahşap dışındaki platformlar üzerine ve kalıcı yapı niteliğindeki üniteler içeren lüks çadır tesislerinin kurulmasına olanak sağlayacak bir düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "aksi belirtilmediği sürece" ibaresinin dayanak Kanun hükmüne aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesi yönünden, iptali istenilen düzenlemede turizm yatırımı belgeli tesisin işletmeye açılma aşamasında tesise kısmi turizm işletmesi belgesi veya turizm işletmesi belgesi düzenlenebilmesi için aranan bilgi ve belgeler ile diğer koşullar düzenlenmiş olup bu kapsamda, belge sahibinden tesisin işletmeye açık ve kapalı olduğu dönemlere ilişkin beyan ile ilgili yerel idareden, yangına karşı gerekli önlemlerin alındığını gösteren itfaiye raporunun sunulmasının istenileceği, turizm yatırımı belgesi alınmadan doğrudan kısmi turizm işletmesi belgesi veya turizm işletmesi belgesi başvurusu yapılamayacağı, ilgili yerel idareden, yangına karşı gerekli önlemlerin alındığını gösteren itfaiye raporu alınmadan tesislerin işletmeye açılamayacağı düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, Yönetmeliğin 5. maddesinde lüks çadır tesislerinin genel niteliklerinin düzenlendiği, Yönetmeliğin iptali istenilen 11. maddesinde turizm yatırımı belgesinden turizm işletmesi belgesine geçiş aşamasında anılan 5. maddedeki niteliklerin sağlandığına dair bilgi belge istenmediği, yangına karşı gerekli önlemlerin alındığını gösteren itfaiye raporunun alınmasının ve tesisin işletmeye açık ve kapalı olduğu dönemlere ilişkin beyanın yeterli görüldüğü ileri sürülmüştür.
Dava konusu Yönetmeliğin 4.maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde lüks çadır tesislerinin koşullarının yerleşim tasarım ve yönetim planı ile belirleneceği düzenlenmiş aynı maddenin (l) fıkrasında yerleşim tasarım ve yönetim planının, lüks çadır tesislerinin yönetim, yerleşim ve kullanım koşullarını belirleyen, koruma-kullanma dengesi içerisinde doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını yönlendiren, alt ve üst yapı tesislerinin uygulamalarını gösteren, hali hazır durum üzerinde hangi alanların ne şekilde ve hangi maksatla kullanılacağının veya korunacağının özel işaretler ile gösterildiği, orman alanlarında yapılması durumunda ağaç rölöve planını da ihtiva eden, dış sınır alanı koordinatlandırılmış uygun ölçekli planları ifade ettiği belirtilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin genel kurgusu göz önünde bulundurulduğunda, Bakanlıkça yapılan/yaptırılan ya da gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılarak Bakanlığa sunulan yerleşim tasarım ve yönetim planının lüks çadır komisyonu tarafından uygun bulunması halinde anılan planın ilgili Genel Müdürlük tarafından tasdik edilerek belgelendirme işlemleri başlatılmak üzere ilgili birime iletileceği, turizm yatırımı belgesi başvurularında yerleşim tasarım ve yönetim planının ve eklerinin de diğer bilgi ve belgeler ile birlikte idareye ibraz edilmesi gerektiği, lüks çadır tesislerinin faaliyette bulunabilmesi için bu Yönetmelikte belirlenen niteliklerde yapılmasının ve Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi almasının zorunlu olduğu, turizm yatırımı belgesi alınmadan doğrudan kısmi turizm işletmesi belgesi veya turizm işletmesi belgesi alınamayacağı, işletmeye açıldığı idarece tespit edilen ya da belge sahibi tarafından beyan edilen turizm yatırımı belgeli tesislerin bu Yönetmelik kapsamında kısmi turizm işletmesi ya da turizm işletmesi belgesi alamaması halinde turizm yatırımı belgesinin 2634 sayılı Kanunun 34. maddesi uyarınca iptal edileceği, turizm yatırımı belgeli tesislerin kısmi turizm işletmesi belgesi veya turizm işletmesi belgesine geçişlerinde başvuru evrakı uygun görülenlerin denetim programına alınacağı, kısmi turizm işletmesi veya turizm işletmesi belgesinin geçerlilik süresinin 1 yıl olduğu, bu süre sona ermeden yenilenmesi ilişkin başvuru yapılmayan belgenin iptal edilmiş sayılacağı, başvuru sonucunda yapılan denetimde belgelendirilmesine esas niteliklerini koruyan tesislerin belgesinin devamının sağlanacağı anlaşılmaktadır.
İptali istenilen düzenlemede halihazırda turizm yatırımı belgesi bulunan tesisin işletmeye açılma sürecinde kısmi turizm işletmesi ya da turizm işletmesi belgesi düzenlenebilmesi için aranan bilgi ve belgeler düzenlenmiş olup bu bilgi ve belgelerin turizm yatırımı belgesi düzenlenmiş olan tesisin halihazırda bulundurduğu bilgi ve belgelere ilave olarak istendiği anlaşılmakta olup düzenlemede üst hukuk normuna ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesi yönünden; dava konusu Yönetmeliğin "Kiralama" başlıklı 16. maddesinde, orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde, imar planı gerekmeksizin, alan koordinatları belirtilmek suretiyle, 21/7/2006 tarihli ve 26235 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Taşınmazlarının Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca Bakanlık tarafından yirmi yılı geçmemek üzere kiralama yapılabileceği, bu kiralamalar için ön izin süresi altı ay olarak uygulanacağı, yatırımcının ön izin süresi içinde anılan Yönetmelikte belirtilen ön izin yükümlülükleri ile birlikte yerleşim tasarım ve yönetim planı hazırlatarak Bakanlığa sunmak zorunda olduğu, planın Bakanlıkça uygun bulunmasını takiben aynı Yönetmelik hükümleri uyarınca yatırımcı adına kiralama yapılacağı düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, orman alanında turizm tesisi gerçekleştirilmesinin koşullarının mevcut olmadığı, iptali istenilen düzenlemenin ile orman alanları ve koylar dahil Hazine arazilerinin imar planı yapılmaksızın kiralanmasına ve buralarda temelsiz yapıların yapılmasına olanak sağladığı bu nedenle hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 2634 sayılı Kanunun 6. maddesinin 4. fıkrasında, lüks çadır tesislerinin koşullarının yerleşim tasarım ve yönetim planı ile belirleneceği düzenlenmiş, tesis kapsamında doğal çevre ile uyumlu, kalıcı yapı içermeyen, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunulması, ayrıca tesis kapsamında yapılacak her türlü ünitenin, temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılması öngörülmüştür.
Anılan Kanun hükmünün gerekçesinde "... özellikle lüks çadır tesislerinin doğal niteliği yüksek alanlarda yer seçme eğilimleri dikkate alınarak, tesislerde yer alacak ünitelerin yapı niteliği taşımaması, imara konu olmaması, temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanarak, doğal ekosisteme uygun konumlandırılması şart koşulmuştur. Ayrıca, tesislerin kontrollü gelişiminin sağlanması ve yüksek nitelik taşımasını teminen, Kültür ve Turizm Bakanlığından turizm işletmesi belgesi almayan tesislerin işletmeye açılamayacağı ve bu Bakanlıkça onaylanacak yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulların belirleneceği özellikle vurgulanmıştır." hususlarına yer verildiği görülmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde, yerleşim tasarım ve yönetim planı, "Lüks çadır tesislerinin yönetim, yerleşim ve kullanım koşullarını belirleyen, koruma-kullanma dengesi içerisinde doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını yönlendiren, alt ve üst yapı tesislerinin uygulamalarını gösteren, hali hazır durum üzerinde hangi alanların ne şekilde ve hangi maksatla kullanılacağının veya korunacağının özel işaretler ile gösterildiği, orman alanlarında yapılması durumunda ağaç rölöve planını da ihtiva eden, dış sınır alanı koordinatlandırılmış uygun ölçekli plan" olarak tanımlanmış, "Yerleşim tasarım ve yönetim planı" başlıklı 8. maddesinde anılan planların kapsamında yer alması gereken hususlar ve plan ekinde Bakanlığa iletilmesi gereken bilgi ve belgeler düzenlenmiş, "Turizm yatırımı belgesi" başlıklı 10. maddesinde turizm yatırımı belgesi verilmesi için yapılan başvurularda aranan bilgi ve belgeler arasında yerleşim tasarım ve yönetim planı ve ekleri de sayılmış, "Turizm belgesinin iptali" başlıklı 15. maddesinin 6. fıkrasında yerleşim tasarım ve yönetim planına aykırı inşa edilen tesislerin belgesinin iptal edileceği, aykırılığa neden olan unsurların otuz gün içinde ilgili idaresince yıkılacağı, bu tesislerin başka bir tür adı altında yeniden belgelendirilemeyeceği düzenlenmiştir.
Öte yandan, yerleşim tasarım ve yönetim planlarının sağlaması gereken koşullar davalı idarenin 18/01/2023 tarih ve 2023/1 sayılı Genelgesinde ve bu genelgeyi yürürlükten kaldıran 02/04/2023 tarih ve 2023/5 sayılı Genelgesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, biyolojik çeşitliliğin, doğal ve bununla ilişkili kültürel kaynakların korunması ve devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili mevzuata göre yönetilen; milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan kara, su ya da deniz alanları olarak tanımlanan korunan alanlar ile tarım alanları, mera alanları ve kıyılarda söz konusu tesislerin yapılmasının söz konusu olduğu durumlarda, lüks çadır tesislerinin koşullarını belirleyen yerleşim tasarım ve yönetim planlarının hazırlanması sırasında anılan alanlara ilişkin ilgili mevzuatın göz önünde bulundurulmasının zorunlu olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmelik lüks çadır tesislerinin yüksek kalite standartlarında planlı ve kontrollü gelişiminin sağlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla 2634 sayılı Kanunun 6.,8. ve 37 maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun "Taşınmaz malların turizm amaçlı kullanımı" başlıklı 8.maddesinin (A) fıkrasının (1) numaralı bendinde Hazine mülkiyetinde yeterli alanın bulunmadığı durumlarda, 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman sayılan yerlerden aynı bendin (a),(b),(c),(d),(e),(f),(g) ve (h) alt bentlerinde sayılan nitelikte olan yerlerin Tarım ve Orman Bakanlığınca, bu fıkrada belirtilen usulle Bakanlığa tahsis edileceği, bu Kanuna göre tahsis edilecek orman sayılan yerlerde; a) Turizme tahsis edilecek alanın, il genelindeki toplam orman sayılan yerlerin binde 5’ini geçemeyeceği, b) Yapılaşmaya esas inşaat hakkının, emsal (E) 0.30’u geçemeyeceği, c) Turizm yatırımı için tahsis edilen orman alanının üç katı kadar alanın ağaçlandırma bedelinin ve ağaçlandırılan bu alanın üç yıllık bakım bedelinin, yatırımcı tarafından Orman Genel Müdürlüğü hesabına, doğrudan belirtilen ağaçlandırma ve bakım işlerinde kullanılmak şartıyla gelir olarak kaydedileceği ve kaydedilen tutar karşılığı ödenek öngörüleceği, belirtilen bedelin yatırılmadığının tespiti halinde, yatırımcıya turizm yatırımı veya işletmesi belgesi verilmeyeceği düzenlenmiştir.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 8. maddesinin, 7/5/2008 tarih ve 5761 sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesiyle değiştirilen (A) fıkrasının (1) numaralı bendinin (d), (e), (f), (g) ve (h) alt bentleri ile (C) ve (D) fıkralarının, Anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptali istemiyle açılan davada Anayasa Mahkemesinin 14/05/2011 tarih ve 27934 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 10/03/2011 tarih ve E:2008/51, K:2011/46 sayılı kararıyla, turizm yatırımları için orman arazilerinin tahsis edilmesine ilişkin olarak, dava konusu kurallarla, turizmi koruma ve gelişim bölgelerinde hazineye ait yeterli alanın bulunmaması, belli miktar sınırlamalarının gözetilmesi, sadece yasada öngörülen turizm türleri için orman arazilerinin tahsis edilebilmesi gibi kriterler getirildiğinden, kamu yararı anlayışıyla hareket edilerek zorunluluk ve kaçınılmazlık ölçütlerinin karşılandığı sonucuna varılarak, dava konusu yasa kuralların Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Diğer taraftan 18/7/2021 tarihli ve 7334 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesiyle 2634 sayılı Kanun’un 6. maddesine eklenen ve dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan dördüncü fıkranın; dava konusu kuralın kıyılarda lüks çadır tesislerinin kurulmasına imkân tanımak suretiyle kamunun kıyılardan serbestçe yararlanmasına engel olabileceği, hâlbuki kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiği, bu yönüyle kuralın kıyıların rant amacıyla kullanılmasına yol açacağı, ekonomik yönden dezavantajlı kişiler bakımından ayrımcılık yaratacağı, kuralda bu nitelikteki tesislerin orman ve meralarda kurulmasının mümkün kılınmasına karşın bu alanların ekosisteminin korunmasına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, orman alanlarının turizm amaçlı kullanılması konusunda adil bir dengenin de gözetilmediği ve orman köylüsünün korunmasına ilişkin güvencelere yer verilmediği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 5., 10., 43., 45., 56., 169. ve 170. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla iptali istemiyle açılan davada Anayasa Mahkemesinin 24/03/2025 tarih ve 32851 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/10/2024 tarih ve E:2021/100, K:2024/174 sayılı kararıyla, iptali istenilen düzenlemenin 3. ve 4. cümleleri dışında kalan kısmına ilişkin olarak, "...Dava konusu kuralın birinci cümlesinde Kanun kapsamında kalan yerlerde geçici lüks çadır tesislerin yapılması amacıyla kiralama mümkün hâle getirilmekte, bunun yanı sıra kiralama yapılmasına sebep olacak işin niteliği ayrıntılı olarak gösterilmektedir. Bu çerçevede kiralama yalnızca Kanun’a uygun olmak kaydıyla, yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulları belirlenen, doğal çevre ile uyumlu, kalıcı yapı içermeyen, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunan geçici lüks çadır tesislerinin inşası için söz konusu olabilmektedir. Kuralın ikinci cümlesinde tesis kapsamında yapılacak ünitelerin temelsiz ahşap platform üzerine mümkün olan en az müdahaleyle çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılacağı, beşinci cümlede ise sözleşmelerine aykırı olarak Bakanlığın belirlediği ölçütlere uygun yapılmayan tesislerin kira sözleşmelerinin feshedilip ve taşınmazın tahliye edileceği hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla kuralla kamu yararına katkı sunacağı açık olan turizm sektörünün gelişmesi bakımından Anayasa’da özel olarak koruma altına alınan kıyıların kiralanabilmesi suretiyle kullanılmasına imkân tanındığı, bu kullanımın şartlarının kanunda ayrıntılı olarak düzenlendiği, şartlara uyulmadığı takdirde söz konusu kullanımın sona erdirilmesine ilişkin güvencenin de öngörüldüğü gözetildiğinde kuralda devletin kıyıların korunmasına yönelik yükümlülüğüne aykırı bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 43. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir. Kuralın Anayasa’nın 5. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 43. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 5. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Kuralın Anayasa’nın 10., 45., 56., 169. ve 170. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir." gerekçesiyle, iptali istenilen düzenlemenin 3. ve 4. cümleleri dışında kalan kısmının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, 2634 sayılı Turizmİ Teşvik Kanununun 6. ve 8. maddelerine uygun olarak ve Kanun hükmünün uygulanması amacıyla yapılan dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "aksi belirtilmediği sürece" ibaresinin oybirliğiyle İPTALİNE,
2. Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "aksi belirtilmediği sürece" ibaresi dışındaki kısımlarına yönelik davanın oybirliğiyle REDDİNE,
3. Dava kısmen iptal, kısmen retle sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin ...-TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, geri kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız davalar için belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya, ... TL vekâlet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 02/12/2025 tarihinde karar verildi.
İlgili maddeler
İYUK.com.tr, "Danıştay 4. Daire, E. 2023/11585, K. 2025/6338", erişim tarihi: 16.10.2026.