İçeriğe geç
İYUK.com.tr2577 · 16/7/2026 metni

Danıştay 10. Daire

E. 2025/2713, K. 2025/2954 · 12/06/2025

Dava süreci ve taraf beyanları

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2025/2713 E. , 2025/2954 K.

"İçtihat Metni" T.C.

D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No : 2025/2713

Karar No : 2025/2954

DAVACI : ...

DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA

DAVANIN_ÖZETİ : Davacı tarafından, 29/03/2025 tarih ve 32856 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrası, 13. maddesinin 1. fıkrası, 16. maddesinin 2. fıkrasının (a), (c) ve (e) bentleri ile 18. maddesinin 1. fıkrasında yer alan bir kısım ibarelerin ve 11. maddesinin 4. fıkrasının, 21. maddesinin 5. fıkrasının, eki Ek-1/C'nin (e) bendinin iptaline veya yeniden düzenlenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:

Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükmü; 4. fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hükmü yer almaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari dava türlerinin iptal davaları, tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olduğu belirtilmiş; anılan maddenin 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, idare mahkemelerinin, yerindelik denetimi yapamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyeceği hükmüne yer verilmiş; 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hususları düzenlenmiştir.

Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasında ise, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3 ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği hükme bağlanmış; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin, 3 ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti hâlinde, otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenerek dava açılmak üzere reddedileceği hüküm altına alınmıştır.

İdari yargıda menfaat ihlali ileri sürülerek bir veya birden fazla işlemin iptalinin istenebileceği gibi, idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklandığı ileri sürülen kararların tazmin edilmesi istemiyle tam yargı davası da açılabileceği, öte yandan, idari yargıda, iptal ve tam yargı davaları dışında bir dava türünün yer almadığı, bu nedenle, mahkemelerce, idareyi belirli bir işlemi tesis etmeye, karar almaya zorlayacak şekilde yargılama yapılmasının ve idari işlem niteliğinde bir karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ancak mevcut bir işlem üzerinden yargılama yapılarak bu işlemin iptal edilmesinin mümkün olduğu açıktır.

Diğer taraftan, yargılama hukukunun temel ilkelerinden birisi taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca, iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.

Dava dilekçesinin incelenmesinden; dilekçenin "Konu" kısmında atıf yapılan "İstem Sonucu" kısmında, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrası, 13. maddesinin 1. fıkrası, 16. maddesinin 2. fıkrasının (a), (c) ve (e) bentleri ile 18. maddesinin 1. fıkrasında yer alan bir kısım ibarelerin ve 11. maddesinin 4. fıkrasının, 21. maddesinin 5. fıkrasının, eki Ek-1/C'nin (e) bendinin iptali veya yeniden düzenlenmesi şeklinde taleple bağlılık ilkesine aykırı ve terditli olarak idari işlem niteliğinde bir isteme yer verildiği, ayrıca Yönetmeliğin 5., 13., 16. ve 18. maddelerinden doğrudan alıntı yapılarak gösterilen ibarelerin Yönetmelik'te yer alan haliyle uyumlu olmadığı; dilekçe içeriğinde ise, anılan düzenlemelerin yanı sıra Yönetmeliğin eki Ek-4/E'de yer alan listeye yönelik de hukuka aykırılık iddiasında bulunulduğu, bu haliyle Yönetmeliğin hangi kısımlarının dava konusu edildiğinin açık, anlaşılır ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, dava dilekçesinin kendi içerisinde uyumlu ve tutarlı olmadığı, dolayısıyla 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılmış olup, Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmeliğin hangi kısımlarının dava konusu edildiğinin (iptali istenilen fıkra, ibare, bent vb. düzenlemelerin Yönetmelik'te mevcut olan haliyle uyumlu olacak şekilde belirtilmek suretiyle) açıkça gösterilmesi, hukuka aykırılık sebepleri ve bu düzenlemelerin davacının menfaatini ne şekilde etkilediğinin iptali istenen her bir kısım yönünden ayrı ayrı açıklanması, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi suretiyle, 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.

Öte yandan; davanın yenilenmesi halinde, "...yeniden düzenlenerek muğlaklığın giderilmesi" şeklindeki talebin, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında tanımlanan idari dava türleri ile 2. fıkrasında sınırları belirlenen idari yargı yetkisi kapsamında yer almadığı hususu da dikkate alınmalıdır.

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde, yukarıda belirtilen hususlar netleştirilmek suretiyle anılan Kanun'un 3. maddesine uygun şekilde yeniden düzenlenecek dilekçeyle dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,

2) Aynı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasına göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddine karar verileceğinin davacıya duyurulmasına,

3) Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın davacıya iadesine, 12/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

İlgili maddeler

Bu sayfaya atıf

İYUK.com.tr, "Danıştay 10. Daire, E. 2025/2713, K. 2025/2954", erişim tarihi: 10.10.2026.

Metin UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı (T.C. Adalet Bakanlığı) üzerinden alınmıştır (erişim: 20/9/2026). Kararın yazımı kaynağındaki gibidir; taraf adları kaynakta maskelenmiştir. Künye kararın kendi metninden okunmuştur.
Kazai kararlardan yararlanma FSEK m. 31 uyarınca serbesttir. Siteye özgü olan, kararın seçilmesi ve buradaki açıklamadır: kullanım ve atıf.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz.